Ahmet Sargın
Güreş Müsabakası Hastanede Bitti
Yozgat’ın çamlığı meşhurdur. Bizde hergün yürüyüşe gidiyorduk. Sabah namazından sonra Kaymak Donduran çeşmesinin önünden başlayıp telsiler dediğimiz bölgeden dönüp gene başladığımız bölüme geliyoruz. Hergün bu yürüyüşümüzü yapıyoruz.
Abdullah Göçümlü, Zülali Kozan ile her gün yürüyoruz. Bazı arkadaşlarda ara sıra eşlük ediyor. Bir gün Zülali Kozan ve Abdullah Göçümlü birbirlerine laf attılar. Güreşte seni yenerim diye. Bende hadi bakalım, kim kimi yenecek diye takıldım. Hakeminiz ben olacağım dedim.
Çamlıktaki otelin önünde çok güzel yeşillik, çayırlık var deyip oraya götürdüm. Biraz sonra düdüğü çaldım güerş başladı. Başladı ama hesap edemediğimiz kilolar vardı.
Zülali Kozan 70 Abdullah Göçümlü 100 kilo. Epey mücadele ettiler.
Bir ara baktım ki Zülali beyin rengi attı.Hemen güreşi durdurdum. Zülali bey ne oldu dedim.
Ama soluk alamadı. Konuşturmak için mücadele ettim ama çok zor durumda. Kollarını yukarıya kaldırdım. Abi herhalde göğüs kemiğim kırıldı dedi. Hemen hastaneye götürdük. Evet göğüs kemikleri kırılmış. Doktorlar tedavi etti. Ama Abdullah abinin havası değişti. Ben benimle güreşenin kemiklerini kırarım havası hastaneye sığmıyor. Zülali bey, iki üç ay çekti..
YEMEĞE DAVET ETTİĞİM GENÇ
Gençlik dönemlerimiz çok hareketliydi. Arkadaşlarla sık sık buluşur, günlerimizi değerlendirirdik.
Bir Pazar günü yine arkadaşlarla buluştuk. Çamlığa gittik, imece usulü herkes para verdi. Bir şeyler aldık. Masalara koyduk. Beş kişiydik. Yemeye başladık. Bu arada bir delikanlı bizlere bakarak geçti. Ben, bu delikanlı bir daha geçerse çağıracağım. Delikanlı beş dakika sonra bize bakarak yine geçti. Artık dayanamadım, bir dakika arkadaş dedim. Buyurunh yemek yiyelim dedim. Arkadaş ısrarımıza dayanamadı geldi. Yemeğimizi yedik. Arkadaşla tanıştık. Lisede okuyormuş.
Çok sonra askere gittim. Acemilikten sonra Başkale’ye gittim. Sabah ictimasında çavuş tekmil verdi. Komutanım, Van’dan biri geldi dedi. Subay bir adım ileri çık dedi. Ben ileri çıktım. Subay, aman Hüseyin abi senin buralarda görecekmiydim deyince şaşırdım. Çünkü askerde abi yok, komutanım var. İctima dağıldı. Gel bakalım sen iyi terzisin. Burada terzi kalmadı. Sen teslim al, hududa gitme, benim yanımda olursun dedi.
Komutanım sen nerelisin, benimle böyle ilgilendin çok memnun oldum. Komutanım çok teşekkür ederim dedim. Ben kimim biliyormusun. Yozgat’ta Çamlıkta yemek ısmarlamıştın. Ben yoldan geçerken, çağırmıştın. İşte o delikanlı dediğin benim. Liseden sonra askeri liseye girdim. Senin arkadaşların Mustafa Naci, Nuh Aslan, Hacı abi vardı, oy yemekte, şimdi sıra bende deyince ben çok memnun oldum. Bana çok yarıdımı oldu, unutamam.
DELİKANLININ NASİHATI
Yaş ilerledikçe, hastalıklarda ortalya çıkmaya başlıyor. Kolay değil, ömrümün büyük bölümünü çalışarak geçirdim. Vücut artık yükü kaldırmıyor.
Yılların verdiği yorgunluk vücudumu yordu ve ameliyat olmak durumunda kaldım. Hastaneden eve geçtim. Doktorlar kimse ile görüşmemi yasakladı. Enfeksiyon kapar, sıkıntı artar diye belli bir müddet kalabalığa giremedim, kimse ile görüşemedim. Dostlar eve telefon açıyorlar. Telefonla bile görüşmem, konuşmak yasak. Telefon yansıması da zarar veriyormuş. Bu arada işyerime gelenler oluyor. Çocuklar karşılıyor, gerekli misafirperverliği gösteriyor. Bir gün geçmiş olsun diye delikanlının birisi amcamın yanına gelmiş. Kendisi evde yatıyormuş, kendisinin ellerinden öperim. Yalnız ona bir nasihatım var demiş. Bir kağıda yazdıklarını amcama vermiş. Amcam bana ulaştırdı. Kağıtta, bu nasihatı herkes yazar ama bu delikanlı oldukça manidar bir şeyler yazmış. Eğer birgün büyük bir derdin olursa Rabbine dönüp, benim büyük derdim var deme. Derdine dönüp benim çok büyük bir Rabbim var de... Bu sözlere, ben çok etkilendim. Sizlerle paylaymak istedim. Herkese saygılarımla...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.