Yahya Aksoy
İlâhi Aşk Yolcusu Hz.Mevlâna -2
"Sevgide güneş gibi ol,/Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,/Hataları örtmede gece gibi ol,/Öfkede ölü gibi ol,/Her ne olursan ol,/Ya olduğun gibi görün,/Ya göründüğün gibi ol." İnsanın manevi değerleri üzerine akıl ve inanç yönünde önemli eserler veren,ve "...Yuvasız kartal,güneşe doğru uçacaktır./ Arı için çiçek, bir hayat kaynağıdır ve çiçek için arı da bir aşk kaynağıdır./Ruhunuzda derinlik yoksa dostlukta amaç yoktur" diyen mürşit Halil cibran’a( Lübnan 1883- New York 1931) ve daha nicelerine ilham kaynağı olan ve insanlığın aradığı huzur ışığını ruhlara taşıyan, hoşgörü ile ilahi sevgiyi güçlendirmenin bütün kanallarını gönül ve akıla bağlayan Hz.Mevlâna şöyle demekte:
"Âşık nedir bilmiyorsan gecelere sor,/Şu sararmış yüzlere, kurumuş dudaklara sor..." UNESCO, 1995 ve 2007 yıllarını HÖŞGÜRÜ YILI olarak ilan etti .Ulusal ve uluslararası çok kapsamlı etkinlikler yapıldı.Aralık ayları Hz.Mevlâna'yı anma, anlama ve anlatma ayı olarak değerlendirilmelidir.Halkımız, sevgi ve hoşgörü temelinde birleşmeli ve kaynaşmalıdır.
Büyük düşünürlere, felsefe adamlarına ve bilginlere ve gönül erlerine aylar,günler ve yıllar yetmemektedir.
Bunların düşünce ve yorumları, tarih boyunca insanlığa ışık tutmuş ve yol göstermeye devam etmektedir.
Düşünce zenginliği,insanlığın dünya kültür mirasıdır.
“Kentleri Anası” olarak isimlendirilen ve dönemin İslâm kültür merkezlerinden birisi olan Belh’ten kalabalık bir heyetle ayrılan Sultan-ül Ulema (Alimlerin Sultanı) Bahaddin Veled’i, Nişabur kentinde ünlü şeyh Ferîdüddin-i Attâr karşıladı.
Aralarında gecen önemli konuşmaları küçük Celâleddin de dinledi. Attâr Esrarnâme (Sırlar) kitabını Celâleddin’e hediye etti ve ayrılırken,küçük Celâleddin’i kasdederek,“ bir deniz bir ırmağın ardına düşmüş gidiyor” dedi. Bahaeddin Veled’e dönerek,” umarım yakın bir gelecekte oğlunuz, "âlem halkının gönlüne ateş verecek ve onları yakacaktır”diye bir açıklama yaptı. Mevlâna Mesnevi’sinde, Attâr’dan ve onun kıssalarından söz eder.
1244 yılında Konya’ya ulaşan Tebrizli Şems,gönlünün aradığı gönüldaşı Mevlâna’yı buldu.”İki deniz buluştu” diye ifade edilir. Bir süre sonra 1245’de Şems,”İşte bu, sen ile ben’in arasındaki ayrılıktır”(Kehf Suresi,78.ayet) diyerek bir gece ansızın Konya’dan ayrıldı.
Hz.Mevlânâ'nın , insanlara ışık tutan, yol gösteren eserleri her zaman okunmalıdır.
-Mesnevî,Büyük Divan "Divan-ı Kebir",Fihi Ma-fih "Ne varsa içindedir",Mecalis-i Sebâ" "(Mevlânâ'nın 7 vaazı)",Mektubat "(Mektuplar)".
Doğuştan başlayarak ölüme uzanan yaşam sürecini "Hamdım,piştim,yandım" sözleriyle özetleyen, 17 Aralık 1273'de Konya'da hakk'ın rahmetine kavuşan,düşünceleri evrensel Hz.Mevlânâ ,ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi anlamına gelen "Şeb-i Arûs" diyerek,ölümümün ardından "ah,vah ederek ağlamayın “diye vasiyet etmiştir.
İlahî sevgiyi gönüllere işleyen,"Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan"diyen, ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul eden,tasavvuf düşüncesinin en büyük temsilcisi, İlâhi aşk yolcusu Hz.Mevlânâ, ölümsüz eserleri ve öğütleriyle insanlığın ortak değeri olarak, her zaman yol gösterecek, anılacak,anlatılacak,aydınlatacak ve gönüllerde,fikirlerde yüce yerini koruyarak geleceğe taşınacaktır.Rahmetle ve saygıyla anıyoruz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.