Altın 6371.39 %0.43
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4374 %0.03
Euro 53.4294 %-0.37
Sterlin 61.4568 %-0.03

Kalıp-Ölçü Nedir Pek Bilemezdik (Ocak Hatıralarım -17- )

“Ocak Hatıralarım” konusuna devam ediyoruz.

(Görüldüğü gibi, bu günden geriye doğru bakıp düşündüğümüzde, neleri problem etmişiz, neler üzerinde çok durmuşuz açıkça görmek mümkün. Tabii şurası bir gerçektir ki; Bütün bunlar bizim tecrübesizliğimizden kaynaklanıyordu. Teşkilat, örgüt, strateji, taktik, propaganda, insanları idare etme gibi hususlar pek bildiğimiz konular değildi. Bütün bunları çeşitli kitapları okuyarak, dergileri karıştırarak ve dernek içinde uygulayarak öğreniyorduk. Yukarıda da belirttim, Ortaokul dönemimde okuduğum tarihi romanlar, polisiye romanlar ve devamında okuduğum aşk romanlarının bana verdiği bilgi birikimi çok işime yarıyordu. O kitaplarda okuduğum şeyler benim için çok faydalı oluyordu.)

“1973 ‘den sonra yapılan Belediye seçimlerinde parti il Başkanlığının onayı alınmadan, “ben daha fazla yetkiliyim” diyerek AP-CGP-MSP-DP ile ortak aday desteklenir. Her parti kendi partisinin ve liderinin-ambleminin azami propagandasını yaparken, biz MHP adından dahi bahsetmeyiz. Bu da Ülkücülük olur. Milliyetçilik adına yapılmış olur.”

(1973 Milletvekilliği genel seçimlerinin akabinde Mahalli seçimler de yapılmıştı. Belediye seçimlerinde Partimiz Belediye Başkan adayı çıkartmamıştı, bu yönde bir çalışma da yoktu. İl Başkanı Servet Bora ağabeydi, yine ilde bulunan Taha Akyol ağabey’de MHP Genel İdare Kuruluna girmişti. Bu arada biz de öğrendik ki, ilde bulunan 4 parti AP-CGP-MSP-DP (Adalet Partisi, Cumhuriyetçi Güven Partisi, Milli Selamet Partisi, Demokratik Parti) gibi sağ partiler ortaklaşa bir aday çıkartıyorlarmış ve MHP’de bu ortak adayı destekliyormuş. Yozgat’ta CHP güçlüydü ve her seçimde Belediye Başkanlığını kazanıyordu. CHP’nin adayı Emekli bir asker olan Cevdet Dündar’dı. İkinci dönem yine adaydı. Bunun karşısında ise diğer partiler MHP de dâhil Yozgat eşraf ve esnaflarından Ragıp Yeniay’ı destekliyorlardı. Biz gençler olarak bu konulardan pek haberdar değildik. Bizim kendi adayımız olsaydı bizler de canla başla çalışır, toplantı, meydan toplantısı, afişlerle etrafı süsleme ve birebir propaganda yollarında üzerimize düşeni yapardık. Konudan İl başkanı olarak Servet Bora ağabey in’de haberinin olmadığını öğrenmiştik. Ragıp Yeniay’ı destekleyen partiler olarak toplantılar vs. yapılıyordu. Yine öğrendiğimize göre Belediye Düğün salonunda kapalı salon toplantısı yapılacak ve her partiyi temsilen konuşmalar yapılacağını öğrenmiştik. MHP adına da Taha Akyol ağabeyin konuşma yapacağını fakat bu durumdan İl Başkanının haberinin olmadığını öğrendikten sonra, Biz Ülkücü gençler olarak o tanıtım ve propaganda konuşmasına MHP adına Taha ağabeyin katılmasını engellemek istedik. 5-6 arkadaş durumu kendisine ilettik. Fakat Taha ağabey ben konuşurum ben Genel İdare Kurulu üyesiyim dedi. Sonuçta Taha ağabey o toplantıya katıldı biz gençler katılmadı.)

(Tabi seçimler sonucunda Ragıp Yeniay’ı destekleyenler hezimete uğradılar CHP adayı Cevdet Dündar tekrar Belediye başkanı oldu. )

“Bir ara Yozgat’ta hapis yatan İ. Doğan ağabeyimizin ihtiyacı için para istediğimiz ağabeyimiz “vergim var bu ay veremem” der. Genç cebindeki son kuruşuna kadar verir, hevesi çocukça bulunur. Hareketi acemicedir. Ağabey ise hızlıdır ve her yaptığı Ülkücülük adınadır. Ülkücülüğün temelini burada o atmıştır.”

(Bilindiği gibi; İbrahim Doğan ağabey, Ülkü Ocakları Genel Başkanı iken, öğrenci olayları sırasında askeri öğrenci Dr. Necdet Güçlü’nün katledilmesi olayı ile ilişkilendirilerek tutuklanmış ceza aldıktan sonra da Yozgat Cezaevine nakletmişti. Onunu Yozgat’a nakledilmesinden itibaren her görüş gününde mutlaka kendisini ziyaret ederdik. Ziyarete gidemediğimiz zaman kendimizde bir eksiklik hissederdik.
Cezaevine giderken de onun ufak tefek ihtiyaçlarını da alır götürürdük. İbrahim ağabey her seferinde aldığımız şeylerin ücretini vermek isterdi ama biz kabul etmez, kendi aramızda topladığımız küçük paralarla ihtiyaçları karşılama yoluna giderdik.)

(Cezaevine her gittiğimizde İbrahim ağabeye sorularımız olurdu, o da bize orada görüş yerinde küçük bir seminer verirdi. Bu şekilde İbrahim Ağabeyden fikren çok faydalandık. Yozgat cezaevinde kaldığı 5 ayın sonunda daha sonra Ankara’ya nakletmişti.)

“Kalıp nedir? Ölçü nedir bilen de yok. Hâlbuki dini meselede İlimizde şöyle bir mesel anlatılır: “Ermiş olduğu, Şeyh olduğu herkesçe bilinen Şeyhzade Ahmet Efendi’ye dini meselede bir şey sormaya gelirler. O bildiği kadar anlatır ve sonunda; ’benim bildiğim gerçi budur ama siz yine de yetkilisi olan Müftü’ye bir danışın” der.”

(Bir taraftan derneği idare eder, seminerler, sohbetler yapar diğer taraftan da fikren boşluğumuzu doldurmak için yayınlarımızı sıkı bir şekilde takip eder fikri bir bütünlük sağlamaya çalışırdık. Yukarıda zikrettim herkes kendine göre bir Ülkücülük oluşturur onu ortaya koyardı. Dernek içinde bulunan arkadaşlar için de durum tabi öyle değildi. Onlar kendi kafalarına göre bir takım Ülkücülük tarifleri vs. yapmazlardı. Dernek içinde birlik beraberlikle hem fikren, hem de fiilen davamız için elimizden gelen için çabalar dururduk. Bu yüzden bildiğimiz kadarıyla, yayınlarımızı vs. takip ederek bir takım, kurallar ve kalıplar oluşturmaya çalışıyor, sıraya saygıya riayet eder kimsenin kalbini kırmadan çaba sarf ederdik.)

“Bizde fetvayı herkes kendi verir. Yetkili var mıdır, yok mudur düşünülmez. Kalıbı, ölçüyü herkes kendisi ayarlar. Hâlbuki yetkili dernektir. En son olarak derneğe danışılmalıdır. Allameyi cihan da olsak, derneğin dediği, liderin dediği doğrudur. Birlik beraberlik, ortak görüşlülük istiyorsak mesele budur. Merkezi otoriteden bahsederiz “teşkilat şöyle olmalı böyle olmalı, Ülkücülük şudur-budur” deriz fakat merkezi otoriteyi ilk bozan (bilerek veya bilmeyerek) yine biz oluruz. “Dernek çalışmıyor” deriz, çalışması için gayret sarf etmeyiz. “Dernek açılmıyor” deriz, açmak için anahtarı alıp iki saat oturamayız. Görev verilir yapmayız. Veya görev verilmemesi için bütün bağları kopartmışızdır. Galipte “şunu şöyle yap” diyemezler.”

Not: Konuya devam edeceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kenan Eroğlu Arşivi

Milli Şuurun Önemi

25/05/2026 02:50

Şaşkın Monşer’ler

27/04/2026 02:00