Altın 6488.59 %0.61
BIST 14421.15 %-0.5
Dolar 46.3116 %0.02
Euro 53.8136 %0.08
Sterlin 61.9425 %-0.19

Kendine istediğini herkes için iste

İbn-i Abd-i Rabbih hazretleri Endülüs âlimlerindendir. 246 (m. 860)’da Endülüs’te (İspanya) Kurtuba’da (Cordoba) doğup, 328 (m. 940)’da burada vefât etti. El-Ikd -ül-ferîd kitabından seçmeler:
Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “İstişâre eden pişman olmaz. İstihâre eden zarar etmez.” Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde Resûlullah Efendimize müşavere etmeyi emredip, meâlen şöyle buyuruyor: “...İş husûsunda, onlarla müşavere et. Bir iş için azmettiğin zaman, Allahü teâlâya güvenip, dayan... (Al-i İmrân-159).”
Hakîmler dediler ki: Sırrın senin kanın gibidir. Onu neşeye akıttığına bak. Onlar bununla, sırrı ifşa etmenin kanı akıtmak gibi olduğunu söylediler. Kişinin göğsü, kendi sırrı için dar olunca, sırrını emânet ettiği kişinin göğsü daha dardır.
Birisine: “Senin sırrını gizleme durumun nasıldır?” diye sordular. O, “Kalbim, sırrım için kabirdir” cevâbını verdi.”
Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde Peygamber efendimize meâlen şöyle buyurdu: “...Eğer, kaba, katı yürekli olsaydın, muhakkak onlar etrâfından dağılıp gitmişlerdi. Artık onları bağışla ve kendilerine Allahü teâlâdan mağfiret dile...” (Al-i İmrân-159).
Ömer bin Abdülazîz, halife olunca, Sâlim bin Abdullah’a ve Muhammed bin Ka’b’a birisini gönderip, çağırttı.
Onlar gelince: “Bana tavsiyelerde bulunun, yol gösterin” dedi. Bunun üzerine, Sâlim bin Abdullah: “Sen, insanları kendine; baba, oğul, kardeş yap.
Baba makamında olanlara, babana yaptığın gibi iyilik yap. Kardeşin durumunda olanları koru ve gözet.
Evlâdın mesabesinde olanlara, kendi çocuklarına yaptığın merhameti yap. Muhammed bin Ka’b da: Kendin için istediğini insanlar için de iste. Kendin için istemediğin, iyi görmediğin şeyi, onlar için de isteme. Şunu iyi bil ki, sen ilk ölen halife değilsin” buyurdular.
Halife Mensûr, oğlu Abdullah bin Mehdî’ye “İyice düşünmeden bir iş hakkında karar verme. Çünkü akıllı kimsenin düşünmesi, öyle bir aynadır ki, kişiye iyi ve kötü taraflarını gösterir.
Halifeyi ancak takvâ, sultanı teb’asının ona itaati, halkı da adâlet ile muâmele etmek düzeltir. İnsanlardan affa en lâyık olanı, ceza vermeye en çok güç yetenidir, insanların aklı en az olanı, kendisinden aşağıda olanlara zulüm edenidir” diye nasîhat ettiler.
Beni çok sevindirdin
Anadolu velîlerinden Palamut Dede’nin bir menkıbesi anlatılır halk arasında:
Şöyle ki: Evinde hiç yiyecek yoktu bir gün.
Olacak bu ya, o gün de bir misâfiri geldi uzaktan. Ona ikrâm edecek bir şeyi olmayınca çâresizlikten iyice sıkılmıştı ki, o anda çalındı kapısı. Gelen, genç komşusu idi. Elinde bir tepsi vardı. Onu bu zâta uzatıp;
“Hocam! Bu böreği sizin için yaptırdım, lütfen kabul buyurunuz” diye arz etti.
Mübârek, sevinçle aldı böreği.
Ve doyurdu misâfirini.
Çok memnun olmuştu...
Ertesi gün çağırdı onu. Delikanlı koşup geldi:
“Buyurun hocam.”
“Evlâdım! Dün beni çok sevindirdin. Öyle bir zamanda getirdin ki o böreği, fevkalâde makbûle geçti. Allah senden râzı olsun. Şimdi sıra bende. Dile benden ne dilersen” buyurdu.
Genç adam arzetti: “Sağlığınız hocam.”
“Yok, bir şey iste.”
“Şeyy, hocam..” “Sıkılma evlâdım, söyle.”
Arz etti ki:
“Kalp gözümün açılması en büyük arzumdur hocam.”
Mübârek zât;
“Pekâlâ” dedi.
Ve ellerini açıp;
“Yâ Rabbî! Aç bunun kalp gözünü” diye yalvardı.
Duâsı ânında kabul oldu.
Açıldı gencin kalp gözü.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Sargın Arşivi