Eskilerden yazmak, eskileri hatırlamak ve hatırlatmak hoş, özelikle orta yaşlı olanların beğenisini, gençlerin de ilgisini çekmiştir.
Birazda günümüze gelip, geleceğin en büyük tehlikesi olarak görünen “Klavye Kahramanlığından” bahsetmek istiyorum.
Nedir?
“Klavye Kahramanlığı”
Ekşi sözlükte: Bilgisayar başından atıp tutup da icraatta sıfır olan insanlar için kullanılan tabir.
Diyor ekşi sözlük.
Ben gerçekten demiyorum. Sadece yazıyorum.
Bende yapıyor muyum?
Evet bazen. Üzgünüm.
Kimseyi eleştirmiyorum. Sadece hatırlatıyorum.
Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyacımızın olduğu şu günlerde bu kahramanlıktan biraz uzaklaşmamız gerekli diye düşünüyorum.
Biz millet olarak zor anlarda birbirimize kenetlenir ve aynı noktaya odaklanırdık ne oldu bize teknolojinin zarar veren bölümüne yenik mi düşüyoruz.
Asla. Çünkü biz asil bir milletiz.
Hemen hemen hepimizin cebinde, çantasında taşıdığı akıllı telefonlarla bu kahramanlığı, bilerek veya bilmeden, isteyerek veya istemeden yapıyoruz ve maalesef kendimize engel olamıyoruz.
Hepimizin şikâyetçi olduğu halde bir türlü vazgeçemediğimiz bir hastalık haline geldi.
Zaman zaman tepki gösterdiğimizde;
-Ya ne yapabilirim karşıdaki yazıyor.
İletişimi konuşarak değil de yazarak yaptığımız, üstelik güzelim kelimeleri kısaltarak veya sembolleştirip katletmek yerine kısa ve öz olarak problemimizi, işimizi, isteğimizi direk arayıp isteyebilir veya çözebiliriz.
Arkadaşımızın yazdığı, paylaştığı bir söz üzerinden diğer bir tanıdığımıza veya akrabamıza gönderme yapmak, dokundurmak siz de kabul edersiniz ki hoş olmuyor. Bu tür yaklaşımlar diğer arkadaşlar tarafından da yanlış anlaşılabilir. Acaba bana mı dedi? Bana mı yazdı?
Bir tür hastalık gibi bütün vücudumuzu sarıyor. Acil ve erken teşhise ihtiyacımız var. Mutlaka çaresini bulacağızdır.
Klavye kahramanlığının zarar veren başka bir tarafı ise “Kes Kopyala” .
Kes kopyala yapıştır sayesinde araştırma yapmıyor hazırcı oluyoruz. Belki tamamını okumadığımız yazıları arkadaşlarımız okusun diye paylaşıyoruz.
Hatta bu tür uzun yazıları Cuma mesajı olarak kurduğumuz gruplara gönderiyoruz. Bu işlemi yaparken mesaiden ve zamandan harcıyoruz. En kıymetli varlığımız zamanımızı israf ediyor veya ettiriyoruz. Sevap mı işliyoruz? Günah mı kazanıyoruz? Bilemiyorum.
Peki, paylaştığımız yazı acaba bizim fikrimiz mi? Bu yazıya ne katkımız var? Yazının veya eserin kime ait olduğunu yazıyor muyuz?
Bu hastalıktan bir an önce kurtulmamız temennisiyle, hoş kalın hoşçakalın.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.