Ahmet Sargın
“Kötülük yaparsan peşinden iyilik yap!”
İbn-i Taber Mervezî hazretleri Taberistan’da yetişen âlimlerin büyüklerindendir. Merv’de doğdu.
376 (m. 986)’da Buhârâ’da vefât etti. Hadîs ilminde hafız idi. Yüz bin hadîs-i şerîfi rivâyet edenlerle birlikte ezbere bilirdi. Naklettiği bazı Hadis-i şerifler:
Ömer bin Sa’d’ın rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte, Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdu ki: “Ben şu Müslümana hayret ederim: Ona bir musibet geldiğinde sabreder, hayır gelirse Allaha hamd eder ve şükreder. Muhakkak bu Müslümana her şeyde mükâfat verilir. Hattâ ağzına kaldırdığı lokma için dahi.”
Câbir “radıyallahü anh” dedi ki: Resûlullah Efendimiz Talha bin Ubeydullah “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerine nazar etti ve buyurdular ki: (Yeryüzünde yürüyenlerden nezrini yerine getiren bir kimseye bakmayı seven, buna baksın!)
Ebû Hüreyre’den “radıyallahü anh” nakledilmiştir. Buyurdu ki: Resûlullah Efendimiz Sebir dağına vardılar. Ebû Bekr, Ömer, Osmân, Alî, Talha ve Zübeyr “radıyallahü anhüm” de berâber idiler. Sebir dağı hareket etti. Resûlullah Efendimiz buyurdu ki: (Sâkin ol! Senin üzerinde, Peygamber, Sıddîk ve şehîdler var!)
Enes’den “radıyallahü anh” nakl edilmiştir. Resûlullah Efendimiz buyurdular ki: (Her ümmetin bir emîni vardır. Bu ümmetin emîni Ebû Ubeyde bin Cerrâh’tır.)
Sa’d bin Ebî Vakkâs’dan “radıyallahü anh” rivâyet olunmuştur. Resûlullah Efendimiz Uhud günü buyurdular ki: (Yâ Rabbî! Attığını isâbet ettir, duâsını kabûl et!)
Yine Sa’d hazretlerinden rivâyet olunmuştur. Resûlullah Efendimiz buyurdular ki: (Yâ Rabbî! Sa’d sana duâ ettiği zamân kabul et!)
Hazreti Câbir’den “radıyallahü anh” rivâyettir ki, Sa’d “radıyallahü anh” Resûlullah Efendimiz ile karşılaştı. Buyurdu ki: (Bu benim dayımdır!) Mu’âz bin Cebel (radıyallahü anh), yolculuğa çıkacaktı. Resûlullah Efendimizin huzûr-i saadetlerine gelip nasihat istedi. Resûlullah Efendimiz; “Allahü teâlâya ibâdet et! O’na hiçbir şeyi ortak koşma. Kötülük yaptığın zaman peşinden iyilik yap. Ahlâkını güzelleştir” buyurdu.
Ebû Hüreyre’nin (radıyallahü anh) bildirdiği hadîs-i şerîfte; “Bir kimse, tanıdığının mezarı başına gidip selâm verince, meyyit onu tanır ve selâmına cevap verir. Tanımadığı kimsenin kabrine gidip selâm verince, meyyit selâmına cevap verir” buyuruldu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.