Altın 6368.91 %0.4
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4415 %0.02
Euro 53.4195 %-0.41
Sterlin 61.4614 %-0.02

Kral çıplak...

Bir şehri şehir kılan nedir?” Bir şehrin hafızasıdır.” Şehrin hafızası nedir?” Şehrin hafızası o şehirle birlikte var olan o şehre ait olan o şehre kimliğini veren mimari eserlerdir. Şehrin maddi kültürü gerçekte o şehrin mimari eserlerinde vücut bulur ve o mimari eserler yaşadıkça o şehir gerçekte vardır.
Geçen hafta sonu bu şehrin hafızası son derece ağır bir yara aldı zira 1933 yılında hizmete açılan Memleket Hastanesinin birkaç iş makinesi vasıtasıyla yıkılmasına tanık olduk. Bu şehirde yaşayan binlerce insanın rızası yok iken Belediye Meclis üyeleri basın yoluyla hastanenin şehrin kültürel ve tarihsel bir değeri olduğunu ilan etmiş iken ben yaptım oldu zihniyeti yine galip geldi ve iş makinelerini 85 yıllık tarihi binayı yıkmak için gönderdi. Ne acıdır ki iş makineleri 85 yıllık tarihi hastane binasını yıkarken gözlerimle bu talihsiz ve bir o kadar iç acıtıcı ana şahit olma bedbahtlığını yaşadım.
Böyle bir yıkımın gerçekleşmesi bu şehirde yaşayan ve yıkıma karşı olan binlerce insana siz aslında bu şehirde yaşayan vatandaşlar değil figüranlarsınız demek manasına gelmiyor mu? Bizler bizleri yöneten bu bürokratik zihniyetin gözünde vatandaşlık rolü yapan figüranlarsak o zaman bizi yöneten bu yöneticiler zannımca kendilerini kral zannediyorlar.
Zira emir buyuruyorlar ve 85 yıllık koca bir hafıza iş makinelerinin elinde can veriyor. Sonra bu şehir yöneticileri kendilerini muhafazakar, ecdada bağlı kültürün ve sanatın hamisi olarak tanıtıyorlar. Ülkemizde muhafazakar olmaktan kolay bir iş yok; okursunuz Necip Fazıl’dan üç beş satır olursunuz hemen muhafazakar.
Oysa gerçek muhafazakarlar yaşadıkları şehrin taşına toprağına sahip çıkan o şehri kendi kimliğinin bir parçası haline getirmiş olan kişilerdir. Bu muhafazakarlar biraz Yahya Kemal okumuş olsalar ve ondan birazcık feyiz almış olsalar idi; Türk-islam medeniyeti denen medeniyetin onun mimari eserlerinde var olduğunu bilirlerdi.
İşte Yahya Kemal’in” Kökü mazide olan bir ati” tanımının da buradan neşet ettiğini bilirlerdi. Ama görünen o ki bundan önceki sayın yöneticiler şehrin en yeşil alanlarından biri olan Karayolları arazisini yok edip bugünkü kocaman valilik binası nasıl dikmişler veya yıllarca şehrin hafızasında önemli bir yer tutan gazino binasını yıkmışlarsa şimdi de 85 yıllık tarihi değere haiz bir binayı yıkmakta beis görmüyorlar.
Bu ne çağdaşlık ne de muhafazakarlık bu ancak ve ancak Vandallık olarak nitelendirilebilir. 2. Dünya savaşında yerle bir olan Alman şehirlerinde eskisine uygun bir biçimde inşa edilen ilk yapılar o şehrin kültürel ve tarihsel yapıları idi. Bugün halihazırda Almanya’da veya medeni bir ülkede o şehrin yöneticisi olan kişi bir tarihsel yapıyı yıkmaya çalışırsa o yönetici bir dakika daha o koltuğunda oturamaz.
Çünkü o şehrin halkı şehirlerine sahip çıkar ve buna engel olurlar. İşte gerçek çağdaşlık ve gerçek muhafazakarlık işte tam da budur. Bu şehirde bir yandan düne kadar harap vaziyette olan onlarca tarihi konak restore ettirilip; son derece kötü durumda olan tol çarşı yeniden bugüne kazandırılmaya ve şehrin geçmişiyle tekrardan barışması sağlanmaya çalışılırken; siz 85 yıllık bir tarihi mirası yok ediyorsunuz.
Yıkılan hastanenin arazisine okul yapmak adına bunu yapıyorsanız insan sormadan edemiyor:” Bu şehirde okul yapılacak hiç mi arazi yok?” Bunu hepimiz biliyoruz ki istenildiği zaman okul yapılacak çok sayıda boş arazi bulunabilir. Ama zannımca buradaki asıl mesele iktidar sahibi olanın ne istediği yoksa biz sıradan vatandaşların ne haddine devlet büyüklerimiz elbet en iyisini bilir. Bu şehirde bu şehrin tarihi dokusuna ve değerlerine sahip çıkan yüzlerce insan yaşıyor fakat acı olan şu ki bu insanların sesleri yukarılarda duyulmuyor. Yıllar önce ünlü Ankara valisi Nevzat Tandoğan’ın söylediği gibi bu ülkeye komünizm gelecekse onu da biz getiririz zihniyeti hala bizi yöneten yönetici zihniyetine hakim durumda.
Onlar bu şehri Yozgatlılardan daha çok seviyor ve onu koruyorlardır(!) elbet. Bu şehir şehirde yaşayan ve bu şehirde anıları ve yaşanmışlıkları olan insanlara ait birkaç yıl için hasbelkader bu şehre atanmış ve atanmış oldukları için şehre ve o şehirde yaşayan şehirlilere hesap vermeden kendi keyiflerince hükümferma olanlara değil. Kendinizin kral oluğu zannına kapılmış olabilirsiniz ve tam da o ünlü masaldaki Kral gibi kimsenin sizi görmediğine de kendinizi inandırabilirsiniz fakat emin olun bir gün aynen o masaldaki çocuk gibi birileri çıkar ve sizin yüzünüze o gerçeği haykırır: Kral Çıplak...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer Tansel Arşivi