Altın 6376.41 %0.52
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4369 %0.04
Euro 53.4261 %-0.39
Sterlin 61.4615 %-0.02

Kudüs meselesine dair-1

ABD başkanı Trump’ın iktidara gelişinin üzerinden bir yıl geçti. Trump iktidara gelir gelmez Türkiye’de çok sayıda kesim bundan sonraki süreçte Türk- Amerikan ilişkilerinin eskisinden çok daha iyi olacağını ifade etmeye başladılar.
Oysa o dönem yazmış olduğum bir çok yazıda da belirtmiş olduğum üzere Trump döneminin ne Türkiye ne de diğer Orta doğu ülkeleri adına yeni umutların filizleneceği bir dönem olması mümkün değildi.
Çünkü Trump daha başkanlık kampanyaları sırasında ABD’nin dünyada azalan itibarını ve gücünü yeniden tesis edeceğini vurgulamıştı.
ABD’nin itibarını tesis ederken kullanacağı araçlar yumuşak güç unsurları değil gerekirse askeri güç unsurları olacağını bir çok defa belirtmişti.
Trump aynı dönemde Yahudi lobisinin desteğini sağlamak maksadıyla Kudüs’ün İsrail’in resmi başkenti olarak tanıyacağını da bir çok defalar tekrarlamıştı. Trump bugün itibariyle Amerikan iç kamuoyunun sadece yüzde 32’si tarafından desteklenen bir başkan konumunda. Bundan ötürü Trump’ın iç kamuoyunda azalan desteğini arttırmak maksadıyla Kudüs çıkını gerçekleştirdiği kanaatine varabiliriz.
Kudüs, Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudilerce kutsal kabul edilen bir kent bu açıdan Trump tarafından alınan tek taraflı bu kararın tepkiye neden olması kaçınılmazdı.
Nitekim Türkiye’nin öncülük ettiği İslam Teşkilatı Örgütü’nün İstanbul toplantısında ABD’nin çıkışının sert bir biçimde kınaması ve sonrasında Türkiye’nin öncülük etmesi sonucunda Birleşmiş Milletlere mensup 128 üyenin ABD’nin almış olduğu karara tepki olarak Kudüs’ün mevcut durumunun değişmemesi lehine almış olduğu karar Trump yönetimi açısından uluslar arası arenada büyük bir hezimete dönüştü.
Birleşmiş Milletler genel kurulunda alınmış olan bu karar manevi açıdan bir üstünlük sağlasa da Birleşmiş Milletlerin yapısı açısından Güvenlik Konseyinin daimi üyesi konumunda bulunan ABD’yi bağlayan bir karar olmaktan uzak.
Nitekim İsrail ve Trump yönetimi genel Kurulda kabul edilen tasarıyı kabul etmeyeceklerini söyleyerek tepkilerini ortaya koydular.
Bundan sonraki süreçte ABD büyük elçiliğini Tel-Aviv’den Kudüs’e taşıma kararını iki ila üç yıl içerisinde gerçekleştireceğini belirtirken meselenin zamana yayılmak istendiği açık. Trump bundan sonraki süreçte başkanlığının son üç yılında Kudüs meselesini gündemde tutmaya devam edecektir. Tabii ki bu süreçte ABD’nin Filistin meselesi noktasında üstlendiği arabulucu rol son derece ağır bir darbe almış durumda.
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas bundan sonraki süreçte ABD öncülüğündeki çözüm önerilerini kabul etmeyeceklerini belirtti.
Bu noktada gelecek üç yılda iki devletli bir çözüm önerisinin hayat bulması pek mümkün gözükmüyor zira Trump yönetimi ve İsrail mevcut pozisyonlarından geri adım atmayacaklarını çok açık bir biçimde deklare etmiş durumdalar.
Meseleyi Türkiye açısından değerlendirdiğimizde Türkiye’nin Kudüs meselesi üzerinden ABD yönetimi ile karşı karşıya gelmesi durumunun zaten son derece kötü durumda olan ikili ilişkilere bir başka olumsuz kategori ekleyeceği çok açık durumda. Gelecek üç yılda Trump yönetimi ile Türkiye ilişkilerinin daha da olumlu bir seyir takip edeceğini söylemek için şu an için hiçbir geçerli sebep yok.
Devamı yarın...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer Tansel Arşivi