Günümüz dünyasında insan olmak, insan kalmak ve aynı değerlerle yaşamak hakikaten zor.
Zorluk derecesinin her geçen zaman arttığı bu dünyanın her evresi ayrı bir özen istiyor.
Son dönemde siyasetin yoğunluğuna kapılıp gerçek hayatın önümüze sunduğu o ağır tabloyu görmezden geldiğimiz oluyor zaman zaman.
Onlardan bir tanesi gençlerimiz.
Yozgat’ta dün Lise Caddesi’nde kısa yürüyüşte o kadar çok olumsuzluğa şahit olduk ki…
Nereden nasıl başlamalı bilemedim.
Hemen yanımızdan geçen kız öğrencinin arkadaşına savurduğu ağız dolusu küfürle başlamak istiyorum.
Maalesef küfür hayatın ve toplumun kademesinde yer alıyor.
Adeta lügatimizin içerisinde normalmiş gibi yer buluyor.
Özellikle de bir kız öğrencinin ağza alınmayacak bir küfrü cadde ortasında hiç çekinmeden yüksek sesle dile getirmesi toplumun gidişatı adına oldukça manidar.
Kaygı verici.
Lise Caddesi’nden çıkıyor ara sokağa giriyoruz apartmanların altlarında henüz 14-15 belki daha küçük yaşlarda öğrenciler.
Ellerinde sigara.
Bunları yazarken gençliğin bulunduğu yeri sorgulamaktan ziyade büyüklerin bulunduğu yere mercek tutmak istiyorum.
Onlar, gençler, çocuklarımız bizim aynamız.
Bizi yansıtıyor.
Ne kadar içler acısı bir durumdayız ki çocuklarımız bu manzarada.
Beterin beteri var elbette, ancak kısa sürede gördüklerimiz bunlar.
Ya görmediklerimiz?
Küfür ve sigara gençliğin içine düştü ise yarınlarına dair ne kadar aydınlık konuşabiliriz?
Yazık değil mi bu çocuklara?
Yazık değil mi bize?
Önce kendimize sahip çıkmak zorundayız.
Maddeci dünyada, daha çok para kazanmak, daha iyi telefonu almak, otomobilin modelini yükseltmek, daha renkli takıp takıştırmak, daha gösterişli mobilyalara sahip olmak, bir dahaki bayrama daha iyi tatil yapabilmek, daha gösterişli kıyafetler, daha modelli ve zarif olmak uğruna görmezden geldiğimiz gerçek; çocuklarımız.
Yazık…
Ne oluyor bize?
Burası İstanbul değil ki Yozgat!
Ve biz…
Biz de Yozgatlıyız…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.