Yok olan bir şehir düşünün, zamanla hızlı bir şekilde tarihten kalkan…
Geçenlerde bi abimizin sosyal medya üzerinden paylaştığı Yozgat ile ilgili eski resimleri gördükçe adeta donup kalıyorum. O eski kültür, o eski şehir, tarih kokan, neşeli insanların olduğu, tarihi yolların bağlantısı ve en önemlisi ekonomik kalkınmışlık. Nerde kaldı bu eski günler… İlerleyen zamanlarda bugünleri de arayacağımız kesin…
Peki ne oluyor memleketimize kim ne yapıyor da bu dönemde her şehir şaha kalkarken biz geriliyoruz nüfusumuz azalıyor? Ben üniversitede okurken bir gün Ağrı iline gitme fırsatım oldu genelde bütün doğu illerini nerede ise gezme fırsatına nail oldum o dönemde. Ağrı’ya geldiğimde bana şu soruyu sordular Türkiye’nin en büyük köy neresidir diye. Verdikleri cevap ne idi biliyor musunuz Ağrı… Lakin o dönemden bu döneme ağrıya yaklaşık 8 yıl sonra tekrar gitme fırsatım oldu orası bile çağ atlamışken ülkemin merkezinde yer alan memleketim ise hala yerinde saymakta ve ilçeleri adeta büyük bir hızla köye dönüşmekte. 1980 lerde sineması olan bir ilçede şimdi bayanlar sokağa çıkmamakta, çıkamamakta. Nüfusu en kalabalık ilçemizde ana caddelerde arabalar gidememekte, kaldırımlar uçmakta. Giderek genç nüfus göç etmekte, sadece yaşlılar kalmakta. Siyasi çıkarlar memleket noktasında bitmeli ve bir an önce bina değil, torpil değil istihdam gelmeli.
En basitinden kalkınmışlığa bile bakın, il merkezimizde kaç tane ulusal mağazamız, araba bayiliği, kütüphane, şehrin simgeleri, turistler ve en önemlisi göç alıyor muyuz?
Bizim bir derdimiz var ve hepimizin ortak derdi olması gerekiyor. Memleket bizi birleştiren en önemli unsur olmalı. Kavgayı gürültüyü bir an önce bırakmalı ve bu il için ne yapabiliriz derdine dönüşmeli her tartışma. Yoksa çocuklarımıza Türkiye’nin en büyük köylerinden birini bırakabiliriz…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.