Altın 6370.11 %0.42
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4332 %0.04
Euro 53.4304 %-0.38
Sterlin 61.4568 %-0.03

Kutadgu Bilig'de Adalet Kavramı

Kutadgu Bilig ete kemiğe bürünmüş bir varlık gibi binlerce yılın deneyimini içinden süzmüş ak sakallı bir bilge gibi ders verir. Bin yıl önce yazılmıştır ama bugün yazılmış gibidir. “Esen”,”emek”,”kamu”,”çeri” gibi bin yıldır kullanılan Türkçe kelimeler karşınızda size gülümser. Türk dilinin bu büyük eseri okudukça insanı daha da içine alır.Çoksatan yazarların yazdığı “Nasıl idareci olunur!”; “Nasıl mutlu olunur!” ,”Nasıl zengin olunur” gibi bir çok kitabın anlattığının hepsinden fazlasını ve tam da milletimizin anlayıp yaşayabileceği bir şekilde anlatan ancak o kitapların yavanlığından ve sıkıcılığından çok uzak samimi bir eserdir. Eser hayatın kendisinden en içten şekilde bahseder hem yaşamı hem de ölümü anlatır. Bu anlatımı dört esas üzerine ,kitabın kendi deyimi ile dört ulu öz üzerine oturtur. Adalet ve doğruluk hükümdar Gündoğdu (Kün-Togdı) olmuştur. İkincisi esas devlettir. Mutluluk ve ikbal anlamına gelmektedir.Ay-Toldı adı verilen devlet hükümdarın veziri kabul edilmiştir.Üçüncü esas ise akıl olup ululuk ve yücelik ifade etmektedir.Akıl vezirin oğlu kabul edilmiş adına ise Öğdülmiş denilmiştir.Dördüncü ve son esas ise yine vezirin akrabası olan kanaat etmek üzere inzivayı tercih eden vezirin akrabası Odgurmış’tır. Bu eser halen hakkı ile araştırılıp tanıtılamamıştır.

Eser dünyaya hakim olan hükümdara binlerce erdem gerekeceğinden bahseder.Bu erdemlerin içinde düşmanla kılıçla savaşmayı ve hükümdarın ilini ve halkını kanun yoluyla düzene sokmayı önde tutmuştur.Yasayı doğruluk ile uygulayan hükümdarın halkının zenginleşeceği ve hükümdarın kendine de bu şekilde iyi bir ad bırakacağı açıklanmıştır. Hükümdara hakimlerin sözünü dinlemek ve düşünmek gerektiği de öğütlenmiştir.

Yine hükümdara adalet ve kanunlar hakkında verilen en önemli tavsiyelerden biri ise eserde şöyle açıklanmıştır. Beylik çok iyi bir şeydir, fakat daha iyi olan yasadır ve onu doğru uygulamak gerekir. Böylece yargı faaliyetinin o zamanki hükümdarın şahsında bir arada yer bulan yasama ve yürütme faaliyetinden daha önemli olduğu vurgulanmıştır. Bu hususa riayet edilirse bunun sonuçlarının halk için refah ve mutluluk olacağı da şu beyit ile ifade edilmiştir.Bey ne kadar doğru olur ve iyi hareket ederse,halk için o kadar kutlu bir devir ve hayat başlar. Halk içinde yükselip ikbale eren insan halka hep iyi kanunlar koymalıdır. Kim halka hakim olursa onun doğası yumuşak, tavır ve hareketleri adilane olmalıdır. Bu kısımda kitap hakim olan idareciler için şu öğüdü verir.Sana beylik ve büyüklük erişirse,bu devlet içinde saç ve sakalının ağarması için kendini küçük tut ve mütevazi ol. İdarecilerin etrafında bulunduracağı ve adaletle halka hükmedecek kişileri seçmeleri için ise şu yol salık verilir.Hangi kul olursa olsun,önce ona hizmet gördürmeli,ondan sonra usulü dairesinde ihsanda bulunmalı.Kulu önce hizmette pişirmeli iyice sınamalı ondan sonra kendisini yükseltip ödüllendirmeli. Yine bu beyitlerden sonra devamla kul yanılırsa onu çağırtmak ve dinlemek ve neden yanılmış olduğunu ona sormak gerektiği, günahı varsa cezalandırmak eğer yoksa iyilik ile gönlünü almak gerektiğinden bahsedilmiştir.

Adalet vasfına sahip olan hükümdar eserde insanları bey ya da kul olarak ayırmamaktadır. Toplumdaki sosyal mevkileri zengin ya da fakir olmaları hükümdarın adalatle hükmetmesine engel değildir. Kanun karşısında herkesin eşit olduğunu, hükümdarın kendi oğlu ile ülkesinden gelip geçen bir yolcu arasında dahi ayrım yapmadığını anlatır.Bugün gözleri bağlı elinde terazi ve kılıç tutan kadın figürü yerine gümüş taht, bıçak, şeker, acı hind otu gibi semboller kullanılmıştır.Günümüzde ancak modern hukuk sistemlerinde, uluslararası sözleşmelerde bulunan ve yabancılar için mütekabiliyet gibi istisnaları görülen kanun önünde herkes eşittir ilkesi Kutadgu Bilig te bu şekilde yer bulmuştur.Hükümdarın kendi oğlu ile ülkesinden gelip geçen bir yolcu arasında ayrım yapmayan bu Türk tipi adalet anlayışının büyük milletimizde yüzyıllardan beri hem de istisnasız olarak var olduğunu göstermektedir.

Kutadgu Bilig’de, “yöneticilerin adil olması” ve “iyi kanun koyma” konularında bir çok öğütler vardır. Kutadgu Bilig’e göre, hükümdar ve yardımcıları mutlaka adil olmalıdırlar. Öğdülmiş hükümdara şu öğüdü verir: “Bey...adil olmalı; halka karşı adaletle muamele etmelidir.”“Halkın hakkını alabilmesi için,” beyin ana yardımcısı olan vezir de “adil olmalıdır.” Örneğin, Aytoldı şöyle seslenir hükümdara: “Ey kanun yapan, iyi kanun koy; kötü kanun yapan kimse, daha hayatta iken, ölmüş olur. Ey hakim devlet adamı, kötü teamül koyma; kötü kanunlarla dünyaya hüküm edilmez. Bir kimse iyi kanun vazedip bıraktı mı, adının ayakta durmasını sağlamış demektir.” Öğdülmiş de şöyle düşünür: “Adalete istinat eden kanun- bu göğün direğidir.; kanun bozulursa, gök yerinde duramaz. Bu kanun koyan beyler hayatta bulunmasalardı, Tanrı yedi kat yerin nizamını bozmuş olurdu.” Küntoğdı da bu öğütlere uyarak “halka iyi kanunlar vazetmekte devam etti. Halk huzura kavuştu; kurt ile kuzu müsavi oldu.”

İyi kanunlar koyarak, suçluyu suçsuzdan ayıran ve toplumda adaleti sağlayan bir hukuk devletinde toplumsal düzenin korunarak sağlamlaşacağı ve buna bağlı olarak refahın da artacağı Kutadgu Bilig’de savunulur. Eserde çok önemli bir üçlü sac ayağına değinmemiz gerekiyor: adalet-düzen-refah ilişkisi. Bu aynı zamanda, demokratik, sosyal ve hukuk devleti arasındaki bağdır. Demokratik devletten bahsederken, ülke yönetiminin baskı ve zulüm üzerine kurulamayacağını, bu yöntemlere dayanan bir devletin sonuçta çökeceği her türlü izahtan varestedir. Hukuk devleti ile toplumsal düzen arasındaki ilişki bu noktada önemlidir: devletin varlığı ve devamı, hukukun varlığına, yani adalete dayanacaktır. Eserde bu konu oldukça geniş bir yer tutar. Aytoldı hükümdara zulüm etmemesi ve hukuka uyması yönünde şöyle seslenir: “Ey devletli hükümdar, dünya bir tarladır. Yere ne ekilirse, yine o biter; ne verilirse, karşılığında aynı şey alınır. Başkasının malını alma ve kan dökme.” Aynı şekilde Öğdülmiş de adaleti toplumda üstün kılmak yönünde hükümdarı uyarır: “Hangi bey memlekette doğru kanun koydu ise, o memleketini tanzim etmiş ve gününü aydınlatmıştır. Ey hakim, memlekette uzun müddet hüküm sürmek istersen, kanunu doğru yürütmeli ve halkı korumalısın. Kanun ile ülke genişler ve dünya düzene girer; zulüm ile ülke eksilir ve dünya bozulur.” Hükümdar da aynı görüştedir. Hatta, güneşe benzeyen tabiatını Aytoldı’ya şöyle açıklar: “güneş doğunca yere sıcaklık gelir; o zaman binlerce renkli çiçekler açılır. Benim bu kanunum hangi memlekete erişirse, o memleket baştanbaşa taşlık ve kayalık dahi olsa, hep düzene girer.” Hükümdar Odgurmış ile konuşmasında da adalet ile düzen arasındaki konuya değinerek, “Bey halka karşı iyi ve adil olursa, onun faydası bütün halka dokunur ve halk saadete kavuşur” der.Öğdülmiş’e de aynı itirafta bulunur: “Memlekette...kötü yerler tasfiye edilmeli; halka kanunla, her bakımdan, düzen verilmelidir.” Nitekim, eserden öğrendiğimize göre, “kanunlar vazedildi ve memleket düzene girdi; ülkenin temeli sağlamlaştı.” Bir vesileyle hükümdar ülkenin durumunu sorduğunda, Öğdülmiş şu yanıtı verir: “Kanunu doğru tatbik ettin, dünya düzene girdi; hiç kimse memlekette artık bir zorbaya rastlamıyor.” Adaletle toplumsal düzen arasındaki bu ilişkiyi, adaletle refah arasında da görüyoruz. Toplum düzene girip huzur sağlanınca, ekonomik kalkınmanın temel şartları sağlanmış olacak ve insanlar durumlarını iyileştirmenin mümkün olduğunu görerek işlerine sarılacaklardır. Bu ise beraberinde toplumsal refahın artmasını getirecektir. Adaletin olmadığı bir yerde, toplumsal düzen ve sağlıklı bir refah artışının beklenemeyeceği açıktır. Hükümdara şöyle seslenir Öğdülmiş: “Hangi memleketin beyi iyi ve doğru olursa, o memleketin halkı zenginleşir ve başına gün doğar.” Hükümdar da bunu tasdik ederek, kanunu temsil ettiğinin bilinciyle, şöyle der: “Asıl dileğim şudur: bana gelen zenginleşsin, benim sayemde kudret ve nüfuzu artsın.”İşte adalet düzeni, düzen de beraberinde refahı getirecek; bu refah toplumsal düzeni pekiştireceği gibi, adaletin meşruiyetini aldığı kural ve kurumları da güçlendirecek, halkın bunlara bağlılığını artıracaktır. Bu adaletdüzen-refah ilişkisi diyaloglarda sıklıkla karşımıza çıkar. Vezirlerinin tavsiyeleri sayesinde, “Hükümdar, günden güne iyi kanunlar vazetti. Halk zenginleşti, memlekette nizam kuvvetlendi; halk hükümdara dua etti.” Öğdülmiş’in hükümdara şu öğüdünde de bu üçlü ilişki açıklıkla görülebilir: “Memleket tutmak için, çok asker ve ordu lazımdır; asker beslemek için de çok mal ve servete ihtiyaç vardır. Bu malı elde etmek için, halkın zengin olması gerektir; halkın zengin olması için de, doğru kanunlar konulmalıdır.”Demek ki, Yusuf’a göre, demokratik devlet, sosyal devlet ve hukuk devleti el ele yürür. Ancak, hemen şunu da ekleyelim ki, bu üçü laik devlet ekseni etrafında döner. Çünkü, laiklik ilkesi toplumda yer bulmadan, devlet adamının, devlet adamı etiğini benimseyerek, yukarıda belirttiğimiz anlamda topluma demokratik ve sosyal düzeni getirmeyeceği ve “kanun koymayacağı” açıktır. Diğer bir deyişle, ilk başta belirttiğimiz gibi, Kutadgu Bilig’de her ne kadar değişik değerleri ele alıyorsak da, bunların hepsi birbirine sıkı sıkıya bağlıdır; demokratik-laik-sosyal-hukuk devleti birbirinden ayrılabilecek kavramlar değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Arşivi

Duruş bozukluğu

22/10/2025 01:11

Sadece ben diyenler...

22/12/2022 07:11

Kara gün 17 Aralık!

20/12/2022 07:43

Umutla Gel 2023

12/12/2022 11:44

Vefa

26/11/2022 08:02