Altın 6308.88 %-2.17
BIST 14421.15 %-0.5
Dolar 46.3085 %0.01
Euro 53.3661 %-0.74
Sterlin 61.3643 %-1.12

Rabbimizi kimseye şikâyet etmemelidir!

Yüce Rabbimize karşı edep ve saygı göstermek, yaratılan her kulun mühim vazifesidir. Bu da, Onu kimseye şikâyet etmemekle başlar. Şikâyet eden, hiçbir yerde sevilmez. Rabbimizin yarattığı işlerine karışmak ve müdahale etmek için, hiç kimseye izin verilmemiştir. Kur’ân-ı kerîmde, (O, dilediğini yapan ve yaratandır) buyuruldu.
Rabbimizin bizlere ihsan ettiği nimetlerine şükretmekle vazifeli olduğumuz gibi, Onun bizleri imtihan etmek, denemek için yarattığı dert ve sıkıntılara da, sabretmekle emrolunduk. Bunun için, Rabbimizin gerçek dostları her zaman, (Kahrın da hoş, lütfun da hoş!) diyebilmişlerdir. Allahüteâlânın emirlerini yapmak veya bir günahtan kaçınmak, ancak sabırla ele geçer. Peygamberimize, “İman nedir?” diye sual edildiğinde: (Sabırdır) buyurdu. Kur’ân-ı kerîmde yetmişten fazla yerde, sabrın fazileti ve sabredenlerin sevaplarının hesapsız verileceği bildiriliyor. Allahüteâlâ, (Sabredenlerin âhiretteki ecirleri, sevapları sayısızdır) buyurmaktadır.
Sabrın fazileti, üstünlüğü o kadar büyüktür ki, Allahüteâlâ sabrı çok aziz eyledi ve herkese sabır nimetini vermedi. Peygamberler ve evliyası ile dostlarından çok az insan bu nimete kavuşmuştur.
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Allahüteala buyurdu ki: Belâ gönderdiğim kimseler sabredip insanlara şikâyet etmezse, onlara imanla ölmeyi nasip ederim.)
Evliyanın büyüklerinden Şakik-i Belhi hazretleri buyurdu ki: “Musîbete sabretmeyip feryat eden, Allahüteâlâya kafa tutmuş olur! Ağlamak, sızlamak belâ ve musîbeti geri çevirmez.”
Eshâb-ı kirâmdan, Peygamberimizin süt halası ÜmmüSüleym hazretleri şöyle anlatıyor:
Çocuğum hastaydı. Babası Ebû Talha bir yere gitmişti.
Oğlum öldü. Üzerini örttüm, babası döndüğünde: “Nasıl hasta oldu?” diye sordu. “Bu geceden daha iyi bir gece geçirmedi” dedim. Sonra yemek getirdim, yedi. Her zamankinden daha çok süslendim. Sevinçli görünüyordum. Ona “Komşumuza âriyet olarak, kullanmak üzere bir şey verdim. Bir zaman sonra geri isteyince, sanki o malı temelli vermişim gibi istemeyerek iade etti.
Üstelik de ağladı. Ebû Talha hayretle dedi ki: “Şaşılacak şey! Ne akılsız insanlar bunlar? Emânet verilen şeyi geri isteyince, hiç iâde etmek zor gelir mi?” Hemen şöyle cevap erdim: “Senin oğlun bize Allahüteâlânın bir hediyesi idi. Yanımızda emânet olarak duruyordu. Bugün geri isteyip aldı...” Ebû Talha, güzel sabır göstererek: “Hepimiz Allah’a döneceğiz” dedi ve sabah olunca, bu durumu Resûlullah’a anlattı. Efendimiz de buyurdu ki: (Dünkü geceniz mübarek olsun! Büyük bir gece geçirdiniz. Cennete girdiğimde Ebû Talha’nın hanımı Rumeysa’yı orada gördüm.)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Sargın Arşivi