Ömer Tansel
Rusya ve Amerika kıskacında Türkiye
Amerika ve müttefiklerinin Suriye’ye müdahalesi sonrasında sahada Suriye rejimi ve Rusya adına çok büyük bir değişiklik olacağını beklemek mümkün değil. Zira hava saldırılarının amacı bu aşamada rejimi devirmeye dönük bir işlev görmüyor. Nitekim Suriye rejimini sadece hava saldırıları ile devirebilmek mümkün değil. Ancak ve ancak geniş kapsamlı bir kara harekatı ve işgal ile Suriye rejimi devrilebilir. Bu açıdan ABD’nin gerçekleştirmiş olduğu hava saldırıları öncelikle ABD ve müttefiklerinin Rusya’ya dönük bir tür göz dağı olarak görmek gerekiyor. ABD ve müttefikleri Doğu Guta’da rejim tarafından kimyasal saldırı yapıldığı tezi üzerinden hava saldırılarını meşrulaştırmaya çalışsalar da kimyasal saldırının gerçekten olup olmadığı şu anda net olarak ortaya konulabilmiş değil. ABD ve müttefiklerinin kitle imha silahları yalanına sığınarak 2003 yılında Irak’ı işgal etmelerinin üzerinden şunun şurasında 15 yıl geçmiş bulunuyor. Yine 2011 yılında ABD ve müttefikleri aynı yalana başvurarak Libya’da rejimin yıkılmasının önünü açmışlardı. Dolayısıyla ABD ve müttefikleri kitle imha silahları tezine dayanarak son 15 yılda milyonlarca insanın ölmesine sebep oldular. Bu milyonlarca insanın çok büyük bir çoğunluda Ortadoğu da yaşayan Müslümanlar idi. ABD bu açıdan yine aynı sebep üzerinden Suriye’ye saldırırken bizim ülke olarak nerede durduğumuzu netleştirmemiz gerekiyor.
Türkiye kısa süre önce gerçekleştirmiş olduğu Afrin operasyonunu Rusya’nın onayı ile gerçekleştirdiği bir gerçek. Türkiye Rusya ve İran ile Astana sürecinde çok sık bir araya geliyor ve bu açıdan Suriye konusunda belli noktalarda ortak hareket edilmesi kararı alınıyor. Fakat bu noktada ABD ve müttefiklerinin son saldırılarını Türkiye’nin desteklemesi ve rejimin kimyasal saldırı da bulunduğunu açıkça ifade etmesi Türkiye ile Rusya arasındaki derin görüş farklılığını ortaya koyuyor. Rusya Suriye rejiminin yanında bir çizgi izlerken İran ile birlikte Türkiye’nin ABD’nin son saldırılarına destek vermesi açıkçası Türkiye’nin Suriye’de büyük güçler arasında sıkışıp kaldığı izlenimini veriyor. Asıl mesele Türkiye kendisi için bu noktada üçüncü bir yol bulabilecek mi? Yoksa şu an olduğu gibi iki küresel güç arasında dar bir alanda top çevirmeye devam mı edecek?
Eğer Türkiye bugünkü politikasını devam ettirmeye niyetinde ise çok yakın bir zamanda çıkmaz bir sokağa gireceği kesin zira Rusya ve ABD arasındaki kutuplaşma düzeyi soğuk savaş döneminin bile ötesine geçmiş durumda gözüküyor. Dünya bu derece kutuplaşmışken Türkiye eğer kendi konumunu doğru oturtamazsa ya ABD veya Rusya ile karşı karşıya gelme ihtimali doğacak. Nitekim geçen hafta Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un Türkiye’nin Afrin’i Suriye rejimine bırakması gerektiğine dair demeci Rusya’nın uzun vadede Türkiye ile Suriye’de ortak hareket etmeyeceğinin sinyali olarak okunmalı. Türkiye Suriye politikası noktasında var olan kafa karışıklığına bir an evvel son vermeli hem Rusya ile hem de ABD ile Suriye’de ortak bir zemin yakalamanın mümkün olmadığını anlamak durumunda. Suriye rejiminin çökmesi ihtimalinin Rusya ve İran oldukça imkansız olduğunu anlamak durumundayız. Suriye rejiminin çökmesinin de Türkiye açısından çok büyük bir tehlike oluşturacağını görmek durumundayız. Ülke olarak bir an evvel Suriye iç savaşının nihayete ermesine çalışmalı ve büyük güçlerin Suriye’yi paylaşma planlarına asla ortak olmamalıyız. Unutmamalıyız ki ne Rusya ne de ABD bu coğrafyada yaşayan halkların iyiliği için Suriye’de bulunmuyorlar her ikisi de kendi çıkarları ve emperyalist hedefleri doğrultusunda Suriye’de bulunuyorlar. Ülke olarak bu coğrafya da yaşamaya devam etmek mecburiyetinde olduğumuzun bilincinde olarak dışarıdan gelen ve bu bölgeyi dizayn etmek isteyen güçlerle asla ortak hareket etmemeliyiz. Zira bugün Suriye’yi dizayn etmek isteyenler yarında aynı projeyi ülkemizde uygulamaya çalışacaklardır. Suriye’nin Afganistanlaşması veya balkanlaşması ülkemizin asla hayrına değildir. Ülke olarak kendi çıkarlarımız doğrultusunda hareket etmeli ve Suriye’ye dönük askeri müdahalelerin asla iyi sonuçlar doğuramayacağını aksine bu coğrafyada akan kan ve gözyaşının devamına yarayacağını bilmek durumundayız.
Umarım Türkiye yakın zamanda Rusya ve ABD arasında sıkışıp kalmış bir ülke konumundan çıkıp kendi milli çıkarları doğrultusunda dış politikasını yeniden inşa edebilme gücünü kendisinde bulur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.