Tarık Yılmaz
Sahipsizlik Mi Engelliyor?
Memleketim adına belki de en fazla kafa yorduğum, beraberinde kaygı duyduğum bir sorundur: GÖÇ.
Ve artık yanında ‘Göçenler neden dönmez’ kaygısı da peydah oldu.
Gidenler dönmüyor.
Çocukları ise memleketlerinden habersiz.
Son 3-5 yıla bakıyorum, yazları memleketine tatil için gelenlerin sayısı dahi öylesine azaldı ki.
Ayrıca memleketlerinde kalma zamanları Türkiye’de kalma zamanlarının üçte biri kadar bile yok!
Yurt dışından Türkiye’ye gelmenin adı sahil kenarlarında tatil, memlekete gelmek ise kısa bir zaman dilimi için zaruret oldu.
Sadece yurt dışı gurbetçileri mi?
Keşke öyle olsa. 2 saat mesafedeki Ankara’dan Yozgat’a gelmek dahi zül olmuş memleketimin insanına.
Çocuklar için ise memleketin varlığı bir ütopya!
Arkadaşlarım bu soruyu sordu Yozgat’ta yaşayan Yozgatlılara: ‘Yozgatlı neden dönmez…”
Bugün gazetemizin (Yozgat Çamlık Gazetesi) manşetinde geniş yer verdik fakat röportajlardan bazılarının altını özellikle çizmek istiyorum.
Yozgatlı’ya göre Yozgatlı neden memleketine gelmez, gelmek istemez işte yanıtları:
-Gittikleri yerde daha düzenli ve lüks hayat kurduklarından dolayı ve orada büyüyen çocuklar memleketinin örf ve geleneklerini bilmediği için ve oranın yasam stiline adapte olup tekrarında kendi memleketine dönüş yapmak istemiyorlar, diğer yandan gelmelerini isteriz biz de onları çok özledik.
-Sahip çıkmıyorlar, yöneticilerimiz yardımcı olmuyor, seçtiklerimiz ilgilenmiyorlar ve bence bu sebepten gelmiyorlar. Yozgat bu hususta geri kaldı. Gidenlerin geri gelmesi lazım ve yine söylüyorum seçtiklerimiz sahip çıkacak, yardımcı olacak, teşvik edecek ve alt yapısını yapacak. Gidenler de bu şekilde geri gelecek.
Diğer yanıtları haberimizde bulacaksanız fakat genel itibari ile şöyle bir sonuç çıkıyor ortaya: SAHİPSİZLİK.
Yozgat adına Türkiye’de farkındalık oluşturacak girişimler olmayınca, Yozgat dışarıdan kendi evlatları için de ‘umutsuzluk’, ‘çaresizlik’, ‘yokluk’ ve ‘yoksulluğun’ şehri gibi görünüyor.
Bağrından yetiştirdiği evlatlarına sahip çıkamayan memleket bir müddet sonra korku şehri gibi geliyor.
Zaman zaman Yozgatlı işadamları ile yaptığım görüşmeden küçük de olsa bir işletmeyi memleketlerine açmalarını bunun toprağa vefa olduğunu hatırlatıyorum.
Fakat geri dönüş adına gerekçelerini duyunca inanın söyleyecek söz kalmıyor.
Her şey uzaktan göründüğü gibi ya da tek başına duygularla hareket edecek kadar basit değil.
Hülasa artık göçün yanında göçenlerin dönmediği sahipsiz bir şehir kavramı çıkıyor karşımıza.
Ki, biz sahip olmaz isek bu şehre tek başına ne siyasetçisi ne bürokratı ne de iş adamı sahip çıkabilir.
Acı ama gerçek!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.