Tarık Yılmaz
Sorunlara lâl olan diller kıyamet günü mü konuşacak?
Usta Gazeteci, Kıymetli Ağabeyim Saygı Öztürk, dünkü köşe yazısında memleketi Yozgat’ın ahvaline dair önemli bir yazı kaleme aldı.
Öztürk, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay’ın Yozgat programına ilişkin detaylardan bilgiler aktardı.
Yazı genel itibari ile müspet içeriğe sahip, doğduğu toprakların yarınları adına ümitvar ancak gerçekler ışığında kaleme alınmış.
Fakat ifadelerinde dikkatimi çeken, ve her Yozgatlı’nın dikkat kesilmesi gereken bir husus var.
Sorgun’daki toplantıya ilişkin şu ifadelere yer verdi köşe yazısında Öztürk; “Sorgun’da köy ve mahalle muhtarları derneği, ziraat odası, sanayi ve ticaret odası, taşıyıcılar kooperatifi, Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı konuştu. Neredeyse ‘Allah razı olsun. Hiçbir sorunumuz yok’ dediler. Fuat Oktay dayanamadı, ‘Madem sorunlarımız yok, neden bu kadar göç veriyoruz?’ deme gereğini duydu.
* * *
Yazı da başka neler vardı, Yozgat’ta 230 fabrikanın kapandığını iddia etti,
Yozgat Genç Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Ayhan Çelik’in Oktay’a kurduğu diyalogdan bahsetti. Bu ve daha pek çok ayrıntı haberimizde bulunuyor.
Memleketi Yozgat’ın yarınlarına dair Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en yetkili isimlerinden bir tanesi olan Oktay’ın ortaya koyduğu irade ve bunun karşılığında Yozgatlıların duruşunu ortaya koydu yazısında Öztürk.
Özellikle Sorgun’da yapılan konuşmada Yozgatlı yetkililerin neden sorunlara dair detaylı bilgi vermediğini sorgularken aslında bir Yozgat gerçeğini dile getiriyor.
İsterseniz önce Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2016 yılının Nisan ayında gerçekleştirildiği Yozgat ziyaretini ve Bozok Üniversitesi programını hatırlayalım.
Bozok Üniversitesi’nin Rektörü Sayın Prof. Dr. Salih Karacabey, Sayın Erdoğan’a fahri doktora ünvanı verilen programda yaklaşık 2 sayfadan oluşan ve üniversitenin sorunlarını da dile getiren tarihi bir konuşma yaptı.
Halen önemli ölçüde çözüm bekleyen sorunların beklediğini ayrıca hatırlatırken, o günkü konuşmasının ardından Sayın Karacabey’in içerisine düştüğü zor durumu unutmamak gerekiyor.
Karacabey, yüreklilikle çıkıp üniversitenin öğretim elemanı ihtiyacına, aynı şekilde geliştirme ödeneği adaletsizliğine dikkat çekmişti. Geliştirme ödeneği adaletsizliği gerekli yasal düzenlemeler yapılmasına rağmen hala Bozok Üniversitesi adına uyulamaya geçmedi. Başka neden bahsetti o gün, hatırlayın: Üniversitenin lojman ihtiyacından, öğretim görevlilerinin yanı sıra Yozgatlı çocuklarının da eğitim göreceği özel okul ihtiyacından bahsetti.
Kampus alanının yetersizliğini vurguladı.
Bu sorunların büyük oranda beklediğini ancak o gün bu gerçekleri yüreklilikle dile getiren rektörün, pek çok sorunda yalnız bırakıldığını üzülerek ifade etmek istiyorum.
Sayın Fuat Oktay’ın Yozgat ziyaretini ve yöneticilerin sorunları dile getirmedeki çekincesi, bunun karşılığında yine Oktay’ın bu güne kadar hiç karşılaşmadığımız şu gerçekle yanıt vermesi örnek olacak türden: “Madem sorunlarımız yok, neden bu kadar göç veriyoruz?”
Maalesef devlet büyükleri hal hatır sorduğunda memlekete dair sorunları çok fazla dile getirmeyiz.
Yada konuşmak isteyenleri de engelleriz…
Bununla birlikte basın kuruluşlarının gerçekleri dile getirmesi halinde muhaliflikle suçlarız.
Yozgat’ın ciddi sorunu, hatta hastalığıdır “büyükler tarafından şehrin sorunlarının/beklentilerinin sümenaltı edilmesi.”
Saygı Öztürk’ün kaleme aldığı yazının en önemli bölümü bana göre burası. Dillerin lal olduğu şehirde konuşmak için kıyametin kopmasını mı beklemek lazım.
Ya da Sayın Oktay gibi bir devlet büyüğü de çıkıp, madem sorununuz yok işsizlik de nereden çıktı diye sorup, küçük dilinizi yutmanızı mı sağlamalı.
Bilemedim ki.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.