Tabiat yavaş yavaş renk değiştirirken içimizdeki karamsarlığı sonbahara yüklemek ne kadar doğru olabilir?
Her mevsimin kendisine göre güzellikleri varken mutlaka sonbaharında kendine has güzellikleri vardır.
Mesela sonbaharda eğitim öğretim yılı başlar. Soğuk kış günlerinden önce son ılıman aylardır sonbahar.
Her ne kadar isminde Sonbahar olan hiçbir filim Oscar ödülü almasa da, adına en fazla şiir yazılan mevsimdir sonbahar.
Yaz ayında yetişen doğal meyve ve sebzelerin son zamanları olduğu için tatlarının farklı olduğu mevsimdir sonbahar.
Alıçların yavaş yavaş kendini gösterdiği, birçok derde deva olan kuşburnunun toplanma mevsimidir sonbahar.
Fazla kilolarımızı kalın kazaklarımızın altına saklama mevsimidir sonbahar.
Tv de takip ettiğimiz ve yaz mevsiminde ara verilen heyecanla beklediğimiz dizilerin başlama mevsimidir sonbahar.
Dalda dururken bir anlam yükleyemediğimiz, yere düşünce adına şiirler, sözler yazdığımız sarının tüm tonlarını taşıyan yaprakların mevsimidir sonbahar.
Sosyal medya aracılığı ile paylaşım yaptığımız fotoğraflarda en fazla pastel rengin kullanıldığı mevsimdir sonbahar.
Annelerimizin yaptığı ve kışın sofralarımızın vazgeçilmezi ayrıca övünç kaynağımız reçeller ve konservelerin mevsimidir sonbahar.
Mevsimler içerisinde sebzeler, meyve ve bütün gıda maddeleri yönünden bol olarak bulunan mevsimdir sonbahar.
Güz ve hazan olarak da adlandırılan mevsimdir sonbahar.
Gökyüzünde şekilden şekle girerek müthiş görsellik ile uçan göçmen kuşların gitme mevsimidir sonbahar.
Nezle olduğumuzda ilaç alınsa da alınmasa da 7 günde kendiliğinden geçen hastalığın mevsimidir sonbahar.
Bakın Sonbaharda ne kadar farlı ve güzel şeyler yaşıyormuşuz.
Bütün bunlara rağmen karamsarlığımızı sonbahara yüklememiz doğrumu?
Tabiki de yaşadığımız mevsimlerin hepsinin de ayrı bir güzelliği var. Ben sanki biraz daha sonbaharı seviyorum.
Belki doğallığından, belki pastel oluşundan belki de taşıdığı renklerden.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.