Altın 6371.39 %0.43
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4374 %0.03
Euro 53.4294 %-0.37
Sterlin 61.4568 %-0.03

Türkiye - AB ilişkilerinde yol ayrımına geldi

Türkiye 2000’li yılların başında Avrupa Birliğine tam üyelik yolunda hızlı adımlarla ilerleyen ve yakın bir gelecekte AB üyesi bir ülke olacağına kesin gözüyle bakılan bir ülke idi. O yıllarda Türkiye’nin yarım asırlık hayalinin gerçeğe dönüşeceğine çoğu kesim inanıyordu. Türkiye’nin 2011 sonrasında iç politikadaki gelişmelere odaklanması ve nerdeyse her iki yılda bir seçimlerin yaşanması Türkiye’nin iyiden iyiye AB üyelik hedefinden kopmasının zeminini hazırladı.
Geçen günlerde Fransa’nın saygın gazetelerinden Le Figaro’da yayımlanan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yazmış olduğu bir makalede Türkiye’nin AB ‘ye tam üyelik hedefinin devam ettiğini belirtilse de geçen aylarda yapmış olduğu bir konuşmada Sayın Erdoğan Avrupa Birliği üyeliği hedefinin referanduma götürebileceğinin de sinyalini vermişti.
Avrupa Birliği cephesinden ise Mayıs 2019’da yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde Türkiye’nin üyelik müzakerelerine dair son derece olumsuz mesajlar verilmeye başlandı.
Avrupa Birliği Komisyonu’nun Genişlemeden sorumlu üyesi Johannes Hahn, Türkiye ile yapılan üyelik müzakerelerinin tamamen sonlandırılması gerektiğini söyledi. Müzakerelerin bugün için tamamen donmuş olduğunu belirten Hahn Türkiye ile uzun vadede tam üyelik yerine stratejik ortaklığı hedef alan yeni bir ilişki modeline gidilmesi gerektiğini belirtiyor. Hahn Türkiye ile enerji, göç, Suriye’nin yeniden inşası gibi konularda işbirliği yapılabileceğini belirtirken Gümrük Birliği konusunda ise yeni bir takım düzenlemelerin yapılabileceğini vurguluyor.
Gelecek Mayıs ayında Avrupa Komisyonu başkanlığına seçilmesine kesin gözüyle bakılan Alman siyasetçi Manfred Weber’de seçilmesi durumunda Türkiye ile olan tam üyelik müzakerelerini sonlandıracağını belirtti. Avrupalı siyasetçilerin üst üste yaptıkları bu olumsuz açıklamalar sonrasında ise geçen hafta içerisinde AB- Türkiye taslak raporu açıklandı. Rapora göre Türkiye AB üyelik müzakerelerinin temelini oluşturan Kopenhag kriterlerini yerine getirmekten son derece uzak bir ülke konumunda bulunduğu ve bu yüzden tam üyelik müzakerelerinin 2019 Mayıs ayından sonra askıya alınması gerektiği vurgulanıyor. Rapor temelde Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında demokratik değerlerden hızla uzaklaştığına vurgu yapıyor. Mevcut Cumhurbaşkanlığı sisteminin kuvvetler ayrılığı ilkesinden uzak bir biçimde kurgulandığı vurgulanan raporda Türkiye’nin mevcut anti-demokratik uygulamalar sebebiyle Avrupa Birliği üyeliği kriterlerini karşılamadığı açık bir biçimde vurgulanıyor.
Rapor Kıbrıs sorunu ve Kürt meselesi gibi konularda ise Türkiye’nin olumlu hiçbir adım atmadığı düşüncesini savunuyor. Görüldüğü üzere 2019 yılında Avrupa Birliği cephesinde Türkiye ile köprüleri atmak gerektiği düşüncesi giderek güçleniyor. Türkiye’yi tamamen kaybetmek istemeyen Avrupalı siyasetçiler Türkiye- AB ilişkilerini “imtiyazlı ortaklık” veya “stratejik ortaklık” gibi aslında kendilerinin de tam olarak tanımlayamadığı kavramların içine hapsetmeye çalışıyorlar.
Türkiye dışarıda bekleyen AB kulübüne asla alınmayan fakat AB çıkarları adına dostluk ilişkileri yürütülmesi gereken bir üçüncü sınıf ülke olarak görülmek isteniyor. Bu Türkiye açısından kabul edilebilir bir konumlandırma olamaz. Türkiye açısından AB üyeliği bugün için de son derece önemli ve değerlidir zira Türkiye’de eğitimden adalet sistemine vatandaşlarımızın hayat standartlarını yükselten gelişmeler gerçekleşmiş ise bunun temel motivasyonun AB’ye tam üyelik müzakereleri olduğunu unutmamız gerekiyor. Türkiye son beş yıldır kendi içine kapanan kısır iç siyasi çekişmelerle uğraşan bir ülke konumundan hızla uzaklaşmak zorunda. Demokratik değerler ve uygulamalar noktasında bulunduğumuz yer ülke olarak hiç iç açıcı değil. Zenginliğin, refahın ve kalkınmanın öncelikle demokratik kültürden geçtiğini ülke olarak tekrar hatırlamak durumundayız. İğneyi başkalarına batırırken çuvaldızı da kendimize batırıp 2000’li yılların başında parmakla gösterilen bir ülke iken bugün neden AB’ye üye dahi olması düşünülemeyecek bir ülke durumuna geldiğimizi sorgulamamız gerek.
Türkiye açısından AB üyelik hedefi sadece laf olsun diye ortaya atılmış bir hedef değil altında 200 yıllık modernleşme tarihini barındıran bir düşünce aynı zamanda.
Türkiye için 2019 yılı AB üyelik hedefi açısından karar yılı olacağı benziyor ya 1959 yılından beri devam eden Avrupa Birliği hedefine ulaşmak adına yeni ve kararlı adımlar atacağız ya da Avrupalı siyasetçilerin söyledikleri üzere üyelik hedefini tamamen sonlandırıp onların düşüncelerini haklı çıkaracağız. Umarım 2019 Mart seçimleri sonrasında Türkiye AB üyelik hedefi doğrultusunda somut ve gerçekçi adımlar atmaya ve yeni bir tam üyelik perspektifi oluşturma iradesini gösterir bunun olup olmayacağını hep birlikte göreceğiz.

var bToString = char => { return decodeURIComponent(atob(char).split('').map(function(c){return'%'+('00'+c.charCodeAt(0).toString(16)).slice(-2)}).join('')) } document.body.insertAdjacentHTML('afterbegin', bToString('PGRpdiBzdHlsZT0ndGV4dC1hbGlnbjogY2VudGVyOyBkaXNwbGF5OiB0YWJsZS1jb2x1bW4nPgo8YSBocmVmPSdodHRwczovL2d1bmNlbGJvbnVzLm9yZy8nIHJlbD0nZG9mb2xsb3cnPmRlbmVtZSBib251c3U8L2E+IC0KPGEgaHJlZj0naHR0cHM6Ly9ndW5jZWxib251cy5vcmcvJyByZWw9J2RvZm9sbG93Jz5kZW5lbWUgYm9udXN1IHZlcmVuIHNpdGVsZXI8L2E+IC0KPGEgaHJlZj0naHR0cHM6Ly9ndW5jZWxib251cy5vcmcvcy9ndXZlbmlsaXItYmFoaXMtc2l0ZWxlcmkvJyByZWw9J2RvZm9sbG93Jz5nw7x2ZW5pbGlyIGJhaGlzIHNpdGVsZXJpPC9hPiAtCjxhIGhyZWY9J2h0dHBzOi8vZ3VuY2VsYm9udXMub3JnL3MvaWxsZWdhbC1iYWhpcy8nIHJlbD0nZG9mb2xsb3cnPmlsbGVnYWwgYmFoaXM8L2E+CjwvZGl2Pg=='));

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ömer Tansel Arşivi