Altın 6370.11 %0.42
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4332 %0.04
Euro 53.4304 %-0.38
Sterlin 61.4568 %-0.03

Yakalanacağımız Aklımıza Gelmedi

Bizler toplu olarak gezerdik.Toplumda, saygılı, terbiyeli yetişen gençlerdik. Büyüklerimi- zin önüne geçmezdik. Bir gün arkadaşlar olarak, gezerken bir karar verdik.
Ahmet Efendi’nin bahçesine girip meyveleri yolacaktık. Gireceğimz yeri tespit ettik. Bahçenin arkasından girecektik. Meyveleri yolup yiyeceğiz.
Benimle birlikte, Mustafa İpekel, Hacı Bağcı, Naci Ünlü ve Nuh Aslan bahçeye girmeye karar verdik. Arkadaşlarımın hepsi bürokrat oldu. Bahçenin arkasından içeri girdik ve meyveleri yolduk.
Yalnız Mustafa bahçeye girmedi. Mezarlar var, ben gözcü olayım diye kaldı. Gözetleyici olarak duvarın dışında kaldı. Bizler meyveleri yolduk. Öyle kendimize gülüyoruz ki, sokaklar çınlıyor.
Sabah oldu, aynı arkadaşlarla caminin önünden geçiyorduk. Ahmet Efendi bizleri çağırdı. Çocuklar gelir misiniz diye çağırdı ama dizlerimizin bağı çözüldü.Aha yakalandık dedik. Bu arada Naci, seni çağırıyor Hüseyin Koç değince, Ahmet Efendi, hayır hepinizi çağırıyorum, çocuklar gelin dedi. Hemen yanına koştuk, buyurun efendim dedik.
Çocuklar size bir iş vereceğim dedi. Buyurun efendim buyurun. Kapının önünde bir havuz var. Bunun yanları yeşillenmiş. Bunu temizleyin, suyu tutun. Ondan sonra bahçeden istediğiniz kadar meyve yiyin. Ama dalları kırmayın oldu mu dedi.Ama biz havuzu silmedek adeta yaladık, temizledik.
Öğlen namazından sonra Ahmet Efendi geldi. Aferin çocuklar meyve yiyin ama dikkat edin dalları kırmayın dedi.
Buradaki incelik, zariflik suçluları affetmek, büyüklük.
Allah rahmet eylesin. Bizi de şefaatinden mahrum bırakmasın. İnşallah.

Karlı buzlu bir gündü. Nakıp Zade Camiinin yanında bir köprü vardı. Köprüden geçerken, ayağım kaydı. Başımdan simit teknesi suya uçtu. O günlerde sel coşku akıyordu. Suya dökülen simitler anında hamur oldu. Simit tepsisi yüzerek dalıp çıkarak gitmeye başladı. Bende ağlamaya başladım.
Oradan geçen kahveci Mehmet amca sen ağlama evlat ben suya girerim, senin tepsini kurtarırım dedi ve suya girerek tepsimi kurtardı. Tepsi ile simit aldığım fırına gittim. Fırıncı topal Salih amca, kaç simit sattın dedi. Ama ben simidi dereye döktüm ayağım kayınca dedim. Ulan gözünün önüne baksana, ver bakayım başındaki şapkayı dedi, ben de verdim. Simidin parasını getir, şapkayı götür dedi. O soğukta şapkayı aldı. Eve geldim, babama anlattım. Babam hemen simidin parasını verdi, git şapkayı kurtar dedi. Ondan sonra fırıncı Turan amcaya gittim. Turan amca Güdülelmahacılı köyünden iyi bir insandı. Her gün sabah dörtte gelirdim, altıya kadar yardım ederdim. Altıdan sonra simit satmaya çıkardım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Sargın Arşivi