Cahil kime denir? Sözlükte; 1- Eğitim ve öğrenim görmemiş (kimse). 2- Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan (kimse). 3-Deneyimsiz, genç, toy (delikanlı veya kız) manalarında olup Arapça kökenli bir kelimedir. Bizim için kelimenin sözlük anlamı değil yaşamdaki karşılığı önemlidir. Atalarımız bu konuda “cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.” sözünü sıkça kullanılırken toplumda zırcahil kara cahil gibi birçok söz kullanılmaktadır. En tehlikeli cahil okumuş cahildir. En çok korkulması gereken insan türüdür. Cahili eğitebilirsin belki ama okumuş cahil yolunu seçmiştir. Cehalet, kelime anlamı itibariyle; bilmemek, bilgisizliktir, fakat bu tanımlama çok eksik kalıyor. Cehalet; “sadece bilgisizlik” demek değildir. Cahillik; okuma yazma bilmemek de değildir. Okuma yazma bilmeyene ümmi denir, cahil değil. Nice ümmi zat vardır ki bilgileri zirvededir ve milyonları yönetirler. Aynı zamanda öyle akademisyen, anlı, şanlı ve unvanlı kişiler de vardır ki, cehaletleriyle herkesi şaşırtırlar. Kültürlü olmak yaşamın her alanında konuşup tartışılabilecek kadar bilgiye sahip hale gelmek, Aynı zamanda değişik konular üzerinde farklı araştırmalar yaparak o konuda bilgi sahibi olmak anlamına gelir. Kültürlenmek kısa sürede olacak bir durum değildir. Bunun için belli bir zaman ve bilgi birikimine ihtiyaç duyulur. Pek çok farklı konuda kitaplar okumak, makaleleri değerlendirmek ve gezip görmek kültürlenme noktasında oldukça önemlidir. Yani hem teorik hem de uygulamalı şekilde ele alınan merak doğrultusunda kültürlü olmak ve kültürlenmek gerçekleştirilebilir. Maalesef zenginliğin bile kültürlü olma şartı olarak görüldüğü bir dönemde yaşıyoruz.
Mustafa Kemal Atatürk ise cehalet ile ilgili şöyle söylemiştir:
“Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilmi ve hakikati bilmemektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek âlimler çıkabilir.”
Kişiyi aldığı ya da alamadığı eğitim değil, düşünceleri cahil yapar.
Eğitimsiz olmak ayıp değildir. Ayıp olan bu eksikliğini telafi etmeyip, kendini geliştirmemektir.
Cahillik sadece bilgi eksikliği olarak anlaşılmamalıdır.
Cahillik bir anlayış biçimi, yaşam tarzı o yüzden sadece eğitim ile düzelmesi de pek mümkün değildir. Faydasız ve gereksiz ilmin cehaletten daha kötü olduğu aşikârdır. Fuzuli'nin dediği gibi,
“Mey biter saki kalır, Her renk solar haki kalır, Diploma insanın cehlini alsa da; Hamurunda varsa eşeklik, baki kalır.”
İslam’da her insanın ilim öğrenmesi farzdır. En güzeli ise emredildiği gibi ilmiyle amel etmektir.
Kaynak Hadis-i Şerif: “İlim talep etmek ve öğrenmek her Müslümana farzdır.” (İbn Mace, Mukaddime, 17.
İnsan olarak yaratılan herkesin “iman ilmini” her gün (sürekliliği emreden ayet; Nisa, 136. “Ya Eyyühellezine, amenu, aminu billahi”) tahsil etmesi (bu konuda çaba göstermesi) vaciptir. Vacibi terk eden asi ve günahkâr olur. (Bkz.: Taha suresi, 114., Bakara S., 260., Zümer suresi, 9., Mücadele S. 11. Ayetler. Ve İ.Azam, İ.Şafi, İ.Hambel, S.Sevri, İ.Eşari v.d.)
“Ben cinleri ve insanları, beni tanıyıp, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (51. S./56. A.)
Toparlayacak olursak Çinliler kızdıkları insanlara “Tuhaf bir çağda yaşayasın!” diye beddua ederlermiş. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki sapla saman birbirine karışmış kültürlü ulema görünen ancak bilgi sahibi olmayan bir toplumda arz-ı endam eden ile gezen insanlar var. Herkesin kendine göre bir fikri var ve her konuşan bir fikir beyan etiğini zannediyor. Durum böyle olunca toplumda bilinmezlik karmaşa ve düzen alt üst oluyor. İnsanda en güzel süs ahlaktır diyelim bitirelim.