Odgurmuş: Kurban Bayramı yaklaşıyor, her Kurban Bayramında olduğu gibi bazı kesimler yine tartışma mevzuları bulacak, Kurban kesenleri eleştirecek ve kendilerince fetva bile vereceklerdir.
Ögdülmüş: Dini bayramlarımızın ikincisi olan Kurban Bayramı milletimiz için hayırlara vesile olsun.
Evet şimdi başlayacaklar; “Ya, ben kıyamam, sonra yazık değil mi o kadar hayvana. Canlı canlı boğazlayıp atıyorlar. O kadar masum cana kıyıyorlar” Bu gibi sözleri sarf eden kimselerin namazda, niyazda ve Kurban ibadetini yerine getirme konusunda pek de hassasiyeti olmayan kimseler olması çok dikkat çekici bir durumdur. Müslüman olarak, Kurban ibadetimizi yerine getirirken bu işlerle pek de alakası olmayan kimselerin akıl-fikir yürütmeleri elbette pek de kabul edilir bir durum değildir. Dini konularda babadan, aileden aldığı sınırlı bilgilerle ya da sosyal medyada kasıtlı olarak yayınlanan paylaşımlara itibar ederek Kurban ibadeti üzerinde akıl verenlerin de aklına şaşmak lazım.
Kurban kesilmesini ve Müslümanların binlerce hayvan katlediliyor gerekçesiyle bu ibadeti yerine getirmelerini eleştirip tenkid mevzuu yapanlar diğer günlerde lokantaya gittiklerinde önüne getirilen etli kebapların etleri sanki tarlada yetişiyor.
“Kurban için harcanan paralarla kaç tane okul yapılır” gibi biraz da masum sözlerin art niyetli kişilerce sarf edildiği de bir gerçektir.
Hatta Kurban kesmenin yasaklanmasını dahi isteyenler olurdu.
Odgurmuş: Ama çok da eski olmayan zamanlarda pek de hoş olmayan bir takım manzaralar meydana geliyordu.
Ögdülmüş: Evet maalesef eski zamanlarda bazı olumsuz manzaralar meydana geliyordu. Özellikle İstanbul’da yol kenarlarında kurban kesen insanları ve bu olumsuz manzaraları da bazı ulusalcı-laik gazetelerin köşelerine çöreklenmiş olan sol görüşlü anlı şanlı yazarlar manşetlere çekerler eleştiririr ve eleştirirlerdi. Esasında bu yazarlar Kurban vecibesi üzerinden İslamiyeti karalama, çirkin gösterme, olumsuz gösterme gibi yolları kullanırlardı.
Odgurmuş: Bu manzaralar da olmuyor değildi. Kaçan boğalar, kendilerini yaralayan kasaplar vs.
Ögdülmüş: Şimde şu durumu da gözden uzak tutmamak lazım gelir. Eskiden evlerimizin bahçeleri vardı. Kurban ibadetini yerine getirmek ve kesmek isteyenler, kurbanlarını kendi bahçelerinde keserler ve kurbanla ilgili atıkları da bahçelerinde açtıkları çukurlara gömerler, oraya buraya atmazlar etrafı kirletmezlerdi. Bahçesi olmayan ev pek de yok gibiydi. İnsanlar kurbanlarını birkaç gün önceden alırlar ve bahçelerinde onu tutarlar, beslerler günü gelince de ibadetlerini yerine getirirlerdi.
Eski medeniyetimizle ilgili pek çok şeyi terk ettiğimiz gibi günümüzde de eski evler çeşitli yollarla terk edilip, “apartmana çıkma” modasına uyup yıktırılıp apartmana çıktığımızdan beri kurban ibadetini eda etmek için çok uygun yerler bulunmaz oldu. Bu apartmanların, sitelerin neresinde kurban kesilecekti.
Bu durumda insanlar ne yapsın? İbadetini nerede yerine getirsin? Kendi çözümünü kendisi üretip, mecburiyet karşısında boş bulduğu arsalarda, yol kenarlarında kurbanını kesiyordu. Olmaması gereken bir durumdu ama maalesef oluyordu.
Dolayısı ile etrafta istenmeyen görüntüler meydana geldiği gibi çevrenin kirlenmesi ve olumsuz bir takım görüntülerin ortaya çıkması da kaçınılmaz oluyordu.
Şimd ise işin sevindirici tarafı; Birçok belediyeler olması gerekeni yaparak bu konulara el attı, hem kurban satış yerleri, hem de kurban kesme yerleri yaparak insanların ibadetlerini daha rahat ve etraflarını rahatsız etmeden çevreyi kirletmeden yapmalarını sağladılar. Bu sayede ne laiklik elden gitti, ne de Cumhuriyetin kazanımlarına bir zarar geldi.
Hatta büyük şehirlerimize satış için getirilen kurbanlıklar da sıkı denetime alındı, sicil kaydı olmayan kurbanlıkların satışına ve nakline de izin verilmedi.
İnsanlarımızın ibadetlerini sorunsuz bir şekilde yerine getirebilmeleri için gerekli ortam hazırlanmadan, mütedeyyin insanımızı kınamak, ayıplamak, eleştirmek söz konusu olmamalıdır. İnsanlar bu ibadeti yapacak ve yerine getirecektir. İdarecilere düşen görev ise insanımızın bu ibadetini istediği gibi ve rahat bir şekilde yapmasına yardımcı olmaktır. Onlara ibadetleri için yerler hazırlamaktır. Neden, şöyle olmuyor, böyle olmuyor diye kızmak yerine çözüm üretmek ve bu insanlara yardımcı olmak gerekmektedir.
İdareci ve yöneticilerin ya da belediyelerin yapmadıkları bir uygulamadan dolayı, milleti suçlayarak, onu aşağılamak bazıları tarafından sürekli kullanılan bir yol oldu. Milletin aleyhine olabilecek her şeyi manşete taşıyan gazetelerimiz olduğu gibi, bunlara inanan saf vatandaşlarımız da her zaman bulundu.
İnsanımız her ne hal olursa olsun bu ibadetini yerine getirecektir. İdareye ve Belediyelere düşen görev ise; insanımızın bu ibadetini yerine getirmesini kolaylaştırmak, ona yardımcı olmak ve meselenin sorunsuz bir şekilde etrafı da kirletmeden, olumsuz görüntülere sebep olmadan yapmasını sağlamaktır.
Üzüm yemek isteyenler; bahane değil, modern çözümler üretmek mecburiyetindedirler. Bağcıyla problemi olanların hakları ise, zaten bağ bozumundan sonra halk tarafından avuçlarına hakkıyla –sandıkta- konmaktadır.
Not: Bu münasebetle okuyucularımın idrak etmekte olduğumuz “Kurban Bayramı” nı tebrik ediyor hayırlara vesile olmasını diliyorum.