Oruç Tut Allah’a Yakın Ol!

Abone Ol

Ramazan ayınin gölgesi üzerimize düştü, bize düşen görev ise bu aya hürmet göstermek , oruç- iftar ve sahurlarimizla bu kutlu aydan istifade edebilmektir. Bizler için bir fırsattır bu. Çünkü Ramazan ayı bir kurtuluş ayıdır.
Rabbimiz Buyuruyor:
“Ey İman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar.”
“Oruç sayılı ve belli günlerde tutulur. Ancak bu günlerde hasta olup veya yolculuğa çıkıp da oruç tutamayanlarınız, tutamadığı oruçları diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlara ise, tutamadıkları her gün için bir fakiri bir gün doyuracak kadar fidye gerekir. Kim de, gönlünden koparak birden fazla fakiri doyurur veya fidye miktarını artırırsa, kendisi için daha hayırlı olur. Ama her şeye rağmen oruç tutmanız, bir bilseniz, sizin için elbette daha hayırlıdır.”
(Bakara Suresi 184)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de;
“Oruç tutan kimsenin sevindiği iki zaman vardır. Biri akşam iftar ettiği zaman, öteki de Rabbine kavuştuğu zamandır. “ buyurmaktadır. Oruç tutmak için bu dünyada susuz kalanların ödülü, Cennette “Reyyan” kapısından girmek olacaktır.”
Oruç ibadetinin temel hedefi insanları takvaya eriştirmektir. Bu bizzat Kur’ân-ı Kerîm’de
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız ve takvaya erişmeniz için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı” şeklinde ifade edilmektedir.
İnsanı manevi bir eğitim sürecine taşıyan oruç, kulun, kısa sürede kalbi ve ruhu üzerinde birikmiş günah tortusundan sıyrılmasını sağlar. Böylece oruç, insanı Kemal’e eriştir. Nefsi kötülüklerden arındırir.
Nasıl ki sadaka ve zekât, inananları günahlardan temizler, onları arındırıp, yüceltirse bedenin zekâtı olan oruç da insanı nefsinin hâkimiyeti altında ezilmekten kurtarır. Oruç tutan kişi, nefsinin zincirlerini kırarak Allah’ın ipine simsıkı sarılmış olur.
Oruç ayı olan ramazan boyunca toplu hâlde yapılan ibadetler birlik duygusunu ruhlara taşır. Zengin, fakirle aynı safta namaz kılar, aynı sofrada yemek yer, zekât, fitre ve fidyeler gelir dağılımındaki dengesizliğe adeta can suyu olur. Oruç, nefsin isteklerine iradi olarak uzak durma olması yönüyle bir irade eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de sabır eğitimine dönüşür.
Şunu ifade etmek gerekir ki, oruç farz bir ibadettir. Kişinin isteğine bırakılmıştır. İstersem tutarım istersem tutmam diye bir seçenek yoktur, çünkü bu Allah’ın bir emridir.
Tutmazsak günaha giereriz. Ancak Allah’ın bildigini kuldan saklamam diyerek açıktan oruç yiyen kişi Müslüman kardeşine saygısızlık etmiş olur. Ayrıca günahına diğer insanları şahit tutar ki bu kişi için daha vahim bir konudur.
Oruç tut sıhhat bul, oruç tut nefsini dizginle, oruç tut Allah’a yakın ol. Bu duygularla yaklaşan Ramazan ayınin hepimiz için hayırlı vesile olmasını cenabı Allah’dan niyaz ediyorum.
Selam olsun Ramazan’a dost olanlara ve oruç tutanlara saygı duyanlara...