Ramazan geldi, biz oruç tuttuk…
Peki Ramazan bizi tutabildi mi?
Asıl mesele buradasadece mideyi aç bırakmak değildir; dilin, kalbin, davranışın, ahlâkın da oruca dahil olmasıdır.
Evlerimize, iş yerlerimize, sokaklarımıza Ramazan’ın ruhu ne kadar yansıdı?
Sadece aç, kaldık ama gönlümüzü doyurabildik mi?
Susuz kaldık fakat dilimizi suskunlaştırabildik mi?
Kötü sözden, gıybetten, kalp kırmaktan, hiddetten, öfkeden uzak durabildik mi?
Fıkıh der ki: “Oruç, imsakla başlar, iftarla biter.”
Tasavvuf der ki: “Hakiki oruç, kötü huyların terk edildiği anda başlar.”
Psikoloji ekler: “Öfkesini yönetebilen, aslında kendisini yönetebilendir.”
Sosyoloji hatırlatır: “Toplumun huzuru, bireyin huzuruyla başlar.”
Kültürümüz fısıldar: “Ramazan, sadece sofrada değil, davranışta belli olur.”
Bir baba işte tam da bu yüzden oruçlu olduğu için sesini yükseltmiyorsa;
bir anne yorgun da olsa ailesine yumuşak, tatlı bir sesle hitap ediyorsa;
bir çocuk Ramazan ayı gelince tedirgin olmak yerine huzur buluyorsa…
İşte o evde oruç sadece mideyle tutulmamış olur.
Ne acıdır ki bazı çocuklardan duyuyoruz:
“Ramazan gelince korkuyoruz… Babam sinirli oluyor, bize bağırıyor. Gelmesin istemem.”
Bu cümle çok üzücü, orucun ruhuyla en zıt duran manzaralardan biridir. Halbuki oruç, öfkeyi değil, merhameti artırmak için vardır.
Oruçlu bir insanın “Ben oruçluyum” diyerek kendini frenlemesi, orucun gerçek gücündendir.
Sadece miden aç kaldığında değil, öfkeni tuttuğunda, sözünü yumuşattığında, kalbini temiz tuttuğunda oruç seni tutmuş olur.
Ramazan’ın topluma yansıması da böyledir.
İş yerinde sabır, sokakta nezaket, okulda anlayış, trafikte tahammül, komşulukta dayanışma artıyorsa;
Ramazan hepimizin ruhuna dokunmuş demektir.
Ama davranışlarımız diğer aylardan farksızsa, öfkemiz aynıysa, kalp kırmaya devam ediyorsak, sadece aç kalmış oluruz; oruç bizi tutmamış olur.
Ramazan’ın özünde bir terbiye vardır.
Bedenin açlığı, ruhun tokluğu içindir.
Ramazan’ın en büyük sorusu şudur:
“Sen Ramazan’ı tuttun ama Ramazan seni değiştirdi mi?”
Cevap “evet” ise ne mutlu…
Cevap “hayır” ise önümüzde hâlâ telafi edilecek güzel günler var.
Ramazan,sadece bir ay değil; bir insanlık imtihanıdır.
Ramazan, açlıkla değil, sabırla olgunlaşır.
Eğer Oruç bizi tutarsa , kalan ömrümüzün rehberi, kılavuzu, bayramı olur!