Yatağa düşmüşüm gözüm kapıda
Bakar ağlarım ya, soranım olmaz.
Ağrım kesilmiyor yutsam da hapı
Ne oğlum ne Kızım soranım olmaz.
Ağlarım gözüm dolar yaş ile
Soğuk yatak ısınır mı taş ile
Bir yere sığmam ki dertli baş ile
Gelip bir yudum su verenim olmaz.
Bazen ararlar kardeşle bacım
Diyemem onlara dinmiyor acım
Halbuki durdurmaz beni bu sancım
Onlardan başka bir soranım olmaz.
Ölümü özlerim yaşamak varken
Gelmiyor Azrail demek ki erken
Gözlerim kapıya dalıp giderken
Halinden anlayıp bilenim olmaz.
Kimseyi üzmek değil maksadım
Belim doğrulmaz dizden aksadım
Yaşım elli yedi artık yaşlandım
Yozgatlı Şabanım yalanım olmaz.
Şaban KAHRAMAN/ AYDIN
ŞU GURBETTE
Dost bildiğim herkes terkedip gitti
Tek başıma kaldım şu gurbet elde
Hiç gitmez dediğim ilk önce gitti
Per perişan oldum şu gurbet elde.
Ne söylersen söyle darılmam diye
Ben seni sevmekten yorulmam diye
Hani söz vermiştin ayrılmam diye
Gonca iken soldum şu gurbet elde.
Bu nasıl yalanmış bu nasıl hüner
Izdırap çemberi tepemde döner
Gözlerim kararır ışığım söner
Saçım başım yoldum şu gurbet elde.
Yozgatlı Şabanım size inanıp
Söylenen her söze yüze inanıp
Yalan söylemez der göze inanıp
Yanılmış bir kulum şu gurbet elde.
Şaban KAHRAMAN / AYDIN
YOLUN SONU
Gelsede istemem bu günden sonra
Içim dışım dertle doldu taşıyor,
Bilesin gülmedim o günden sonra
Göz yaşım bendini deldi coşuyor.
Aklım ermez oldu felek işine
Şu genç yaşta bunlar geldi başıma
Ne kadar dert varsa doldu döşüme
Birisi bitmeden biri koşuyor.
Halimi arzettim anlattım dosta
Üzülüp kahrolup oldular hasta
Temelden çürükmüş ne yapsın usta
Koyduğu tuğlalar bir bir düşüyor.
Daha fazla sorup yaram deşmeyin
Sakın havalanıp yüksek uçmayın
Mey diye sunulan zehr-i içmeyin
Içenler ben gibi çok az yaşıyor.
KAHRAMAN sözünü attı ortaya
Sende sazan gibi düşme oltaya
Bir sap olamadım işte baltaya
Yolum kabristana doğru koşuyor.
Yozgatlı Şaban KAHRAMAN