“Okçular ! Bu Ayneyn tepesini terk etmeyin
Zafer bizim olsada yerinizden gitmeyin”
Emre itaat değil / ganimet sardı gözü,
Unutuldu bir anda/ Nebi’nin kutlu sözü.
Uhud hüzün dağıdır / ama bir büyük derstir,
İtaat yoksa yolda / her esen rüzgâr terstir.

​Ali ile Ömer ki / birer azgın denizdi,
Onların vurduğu yer / silinmez derin izdi!
Zülfikar şimşek çakar / küfrün bendi yıkılır,
Kâfirin boğazına / demir halka takılır.
Dalmışlardı mahşere / korku nedir bilmeden,
Ölümüne koştular / kâfirden hiç yılmadan.

​En sonunda göründü / bir fırtına, bir deha,
Henüz ermemiş idi / İslam ile sabaha.
Halid bin Velid’di bu / süzüldü kartal gibi,
Müminleri kuşattı / titredi yerin dibi!
O gün müşriktendi her darbe dokundu cana
Çevrilince kalp geçti / Seyfullah Hakk’tan yana

​Ah Hamza! Aslan gibi / daldı küfrün göğsüne,
Selam durdu melekler / nur şehadet süsüne!
Vahşi’nin mızrağıyla / sarsıldı koca çınar,
Şehitlerin efendisi / Muhammed böyle anar
Şehitler efendisi / Peygamber böyle anar.
Ciğeri sökülse de / eğilmedi dik başı,
Ağlıyor Medine’nin / kutsal toprağı, taşı.

​Sırtında su tulumu / taşır Nesibe Hatun,
Kılıç tutan elleri / sanki çelikten sütun!
Baktı ki Resulullah / kalmış küfrün içinde,
Saldırıyor kâfirler / bin bir türlü biçimde.
Gövdesini set yaptı / siper oldu o cana,
Uhud boyadı onu / kutsal ve temiz kana.

​Aras der ki: Ey Uhud / sakla bu şanlı izi,
Peygamberin sevdası / yakıyor kalbimizi.
Tefekkürle yücelir / Hakk’ın yolunda iman,
İslam söner mi hiç bak / galip olan O, her an!
İtaattir asıl güç / sadakattir büyük şan,
Uhud dersti, ibretti / baki kalacak nişan.