Altın 6204.71 %0
BIST 14734.5 %0
Dolar 46.4089 %0
Euro 53.2515 %0
Sterlin 61.2875 %0
Hüsnü Karabulut

Hüsnü Karabulut

Emeklinin Nefesi Daralırken

Türkiye’de gelir dağılımındaki adaletsizlik her geçen gün daha görünür hale geliyor. Bu durumdan en fazla etkilenen kesimlerin başında ise emekliler geliyor. Yıllarca çalışarak ülkesine hizmet etmiş milyonlarca insan, bugün temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlanıyor.
Yaşanan ekonomik sıkıntıların sorumluluğunu yalnızca tek bir nedene bağlamak doğru olmayabilir. Cari açık, iç ve dış borç yükü, küresel ekonomik dalgalanmalar ve enflasyon gibi birçok faktör devletin mali imkanlarını etkiliyor. Ancak tüm bu gerçekler, emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısını görmezden gelmeyi haklı çıkaramaz.
Son 24 yılda Türkiye’nin altyapıdan ulaşıma, sağlıktan savunma sanayine kadar birçok alanda önemli yatırımlar gerçekleştirdiği bir gerçektir. Yapılan yollar, köprüler, hastaneler ve diğer hizmetler ülkenin gelişimine katkı sağlamıştır. Bu başarıların takdir edilmesi gerekir.
Ancak madalyonun diğer yüzüne de bakmak zorundayız. Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve gelir dağılımındaki bozulma vatandaşın alım gücünü ciddi şekilde düşürmüştür. Özellikle sabit gelirle yaşamaya çalışan emekliler için bu durum artık dayanılması güç bir hal almıştır.
Kiralardaki yıllık artış oranları yüzde 35’leri aşarken, emekli maaşlarına yapılan zamların yüzde 15-16 seviyelerinde kalması büyük bir adaletsizlik hissi yaratmaktadır. Pazara çıkan, faturasını ödemeye çalışan, torununa harçlık vermek isteyen emekli her geçen gün biraz daha yoksullaşmaktadır.
Ekonomik göstergeler ne söylerse söylesin, bir ülkenin gerçek refahı vatandaşının yaşam kalitesiyle ölçülür. İnsanlar geleceğe umutla bakamıyorsa, emekliler ay sonunu getirmekte zorlanıyorsa, ekonomik büyüme rakamları tek başına yeterli değildir.
Bu nedenle emeklilerin yaşadığı sorunlar siyasi tartışmaların ötesinde, toplumsal bir mesele olarak ele alınmalıdır. Gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltacak, emeklilerin alım gücünü koruyacak ve insanca yaşam koşullarını sağlayacak politikalar artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Önümüzde 1 Temmuz maaş artış dönemi bulunuyor. Bu süreçte emeklilerin beklentisi yalnızca yüzdelik hesaplarla belirlenen rutin zamlar değildir. Asıl beklenti, yıllardır eriyen alım gücünün yeniden kazandırılması ve emeklilerin insan onuruna yakışır bir yaşam sürebilecekleri gelir seviyesine ulaştırılmasıdır.
Bugün mesele sadece maaşlara birkaç puan daha fazla zam yapılması değildir. Mesele, milyonlarca emeklinin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, kiralarını ödeyebilmesi, sağlık harcamalarını yapabilmesi ve hayatın içinde onurlu bir şekilde var olabilmesidir. Devletin tüm imkanları ve kaynakları bu doğrultuda değerlendirilmeli, emeklilerin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için gerekli adımlar kararlılıkla atılmalıdır.
Çünkü sosyal devlet anlayışı, yıllarca bu ülkeye emek vermiş insanların hayatlarının son dönemlerini geçim sıkıntısıyla değil, huzur ve güven içinde geçirmelerini sağlamayı gerektirir. Emekliler lütuf değil, yıllarca ödedikleri primlerin ve verdikleri emeğin karşılığını istemektedir. Adalet de vicdan da bunu gerektirir...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüsnü Karabulut Arşivi