Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Farklılığa Tahammül Edemeyen Özgürlük Anlayışı

Son yıllarda en çok duyduğumuz kavramlardan biri özgürlük. Herkes özgürlükten söz ediyor, herkes özgürlüğü savunduğunu söylüyor. Ancak iş uygulamaya geldiğinde, bazı insanların özgürlük anlayışının yalnızca kendileriyle sınırlı kaldığını görüyoruz. Kendileri gibi düşünenlere, yaşayanlara ve giyinenlere hak tanırken; farklı olanı dışlamaktan, hatta hedef göstermekten çekinmiyorlar.
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada bir kadının paylaştığı video buna acı bir örnek oldu. Videoda, başörtülü kadınların bir yere kapatılmasını hatta “imha edilmeleri” gerektiğini söyleyecek kadar ileri gidiyordu. Bir insanın bu sözleri sarf edebilmesi bile başlı başına düşündürücü.Burada artık bir fikir tartışması değil, doğrudan insanları kimlikleri ve tercihleri üzerinden hedef alan bir nefret dili vardır.
Daha da vahimi, bu tür söylemler yalnızca belirli bir kesimi incitmekle kalmaz; toplumsal barışı da zedeler. İnsanları “biz” ve “onlar” diye ayıran her dil, toplumu birbirinden uzaklaştırır. Kutuplaşmayı derinleştirir, öfkeyi besler ve birlikte yaşama kültürüne zarar verir. Tarih boyunca toplumlara en büyük zararları da farklılıkları düşmanlık sebebi olarak gören anlayışlardır.
Özgürlük; sadece kendi düşünceni ifade etmek değil, senden farklı düşünen insanların da var olma hakkını kabul edebilmektir. Gerçek özgürlük, farklılıklara tahammül gösterebildiğin yerde başlar. Kendine tanıdığın hakkı başkasına da tanıyabiliyorsan özgürlükten söz edebilirsin.
Bir insanın başındaki örtü, yaşam tarzı, dünya görüşü ya da tercihleri onu hedef haline getiremez. Fikirler eleştirilebilir, düşünceler tartışılabilir; ancak insanların varlığı tartışma konusu yapılamaz. Bir topluluğu aşağılamak, dışlamak veya yok saymak; ne çağdaşlıkla ne demokrasiyle ne de insan haklarıyla bağdaşır.
Ne yazık ki günümüzde bazı insanlar farklılığı tehdit olarak görüyor. Oysa medeni toplumların gücü, insanların birbirine benzemesinden değil; farklılıklarıyla birlikte yaşayabilmesinden gelir. Aynı düşünmek zorunda değiliz. Aynı yaşam tarzını seçmek zorunda da değiliz. Ancak birbirimizin haklarına saygı göstermek zorundayız.
Bugün başörtülü olduğu için bir insanı hedef göstermek ne kadar yanlışsa, yarın başka bir yaşam tarzına sahip insanları hedef göstermek de aynı derecede yanlıştır. Nefret dili bir kez normalleştiğinde sınır tanımaz. Bugün bir kesime yönelir, yarın başka bir kesime… Sonunda kaybeden ise toplumun tamamı olur.
Bu yüzden insanların kıyafetleri, inançları ya da tercihleri üzerinden düşmanlık üretmek yerine; ortak değerlerde buluşmayı öğrenmeliyiz. Bizi ayakta tutacak olan benzerliklerimiz değil, farklılıklarımıza rağmen kurabildiğimiz saygı köprüleridir.
Bir toplumu güçlü yapan, herkesin aynı olması değildir. Güçlü toplumlar; farklı seslerin, farklı renklerin ve farklı hayatların bir arada yaşayabildiği toplumlardır.
Unutulmamalıdır ki insanları kamplaştıran, birbirine düşüren ve kaosa sürükleyen her söylem; kimin ağzından çıkarsa çıksın toplumsal huzura zarar verir. Bunun adı özgürlük değil, ayrıştırmadır. Bunun adı fikir beyanı değil, nefret dilidir.
Medeniyet, kendine benzeyeni sevmekle değil; kendinden farklı olana da saygı gösterebilmektir.
Bugün belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey şudur:
Farklılıklarımızla kavga etmeyi değil, birlikte yaşamayı öğrenmek.Gerçek özgürlüğünanlamı, yalnızca kendimiz için değil, başkaları için de özgürlük isteyebildiğimiz yerde saklıdır!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şerife Bozoğlan Eker Arşivi