Yozgat'ın Umudu Neden Pamuk İpliğine Bağlı?

Anadolu'nun tam kalbinde, Bozok Yaylası'nın serin rüzgarını içine çeken kadim bir şehir var; Yozgat…
Biz öyle tanıdık, bize öyle tanıttılar bu şehri.
Asırlardır nice devletler gören, nice medeniyetlere ev sahipliği yapan bu toprakların bugün en büyük sıkıntısı ne kuraklık ne de coğrafi şartlar...
En büyük sıkıntımız, geleceğe dair umutlarımızın her geçen gün biraz daha küçülmesi.
Bugün bir Yozgatlıya "Geleceğe dair en büyük umudun nedir?" diye sorsanız alacağınız cevapların büyük bölümü ne yazık ki üretmek, yatırım yapmak ya da hayal kurmak üzerine olmayacaktır.
Bir kısmı sosyal yardımların devam etmesini bekliyor.
Bir kısmı kamunun alacağı birkaç taşeron işçi kadrosunu.
Bir kısmı ise bir siyasetçinin iki dudağının arasından çıkacak cümlelere umut bağlıyor.
Hala bu şehirde acemi birliği, hala bu diyarda devletin kuracağı fabrikaların umudu var küçüğünden büyüğüne.
İşte asıl üzerinde düşünmemiz gereken gerçek tam da budur.
Bir şehrin umudu, üretimden çıkıp yardımlara; girişimcilikten çıkıp kadrolara; alın terinden çıkıp referanslara dönüşmüşse orada sadece ekonomi değil, toplumsal psikoloji de alarm veriyor demektir.

KADER ANLAYIŞIMIZ DA DEĞİŞİYOR!!!

Umutları pamuk ipliğine bağlı şehirlerde insanların kader anlayışı da zamanla değişiyor.
Şükür kavramı yanlış yorumlanıyor.
Sabır, hak etmeyenlere gösterilen sessizliğe dönüşüyor.
Gayret ikinci plana itiliyor.
İnsanlar mücadele etmek yerine beklemeyi öğreniyor.
Oysa şükür, çalışmanın ardından sahip olunan nimete teşekkür etmektir.
Sabır ise haksızlık karşısında susmak değil, mücadeleden vazgeçmeden direnebilmektir.
Bugün ne yazık ki bu iki kavram da çoğu zaman yanlış yerde kullanılıyor.
"Hayırlısı böyleymiş."
"Kaderimiz bu."
"Yapacak bir şey yok."

Bu cümleler artık teselli değil, teslimiyet cümlelerine dönüşüyor.

ANKARA'DAN YOZGAT'A BAKINCA...

Bugün Ankara'dan Yozgat'a baktığımda birçok şeyi daha net görebiliyorum.
Evet...
Yanlış duymadınız.
Ankara hiç de Yozgat'tan bakıldığı gibi değil.
Burada hayat, hayalleriniz kadar romantik değil.
İdeolojileriniz kadar duygusal hiç değil.
Dava şuurunuz kadar fedakar da değil.
Ankara; bilgiye, projeye, üretime, ilişki yönetimine ve güçlü fikirlere değer veriyor.
Kim daha çok çalışıyor, kim daha çok üretiyor, kim şehrine daha fazla katkı sunuyor; bunun hesabı yapılıyor.
Biz ise hala yıllardır aynı tartışmaların içinde oyalanıyoruz.
Oysa şehirler, geçmişleriyle değil gelecek vizyonlarıyla büyür.

YOZGAT'IN EN BÜYÜK İHTİYACI YENİ BİR HİKAYEDİR

Yozgat'ın en büyük eksiği para değildir.
Yozgat'ın en büyük eksiği umut üreten ortak bir hikayeye sahip olamamasıdır.
Gençlerin burada kalmasını sağlayacak yatırımlar…
Tarımı katma değerli üretime dönüştürecek projeler…
Sanayiye yön verecek planlamalar…
Üniversite ile şehri buluşturacak iş birlikleri…
Kültür ve turizmi ekonomik değere çevirecek cesur adımlar…
İşte gerçek umut bunlardır.
Bir şehir ancak üreterek ayağa kalkar.
Bekleyerek değil.

UMUT, VERİLMEZ; İNŞA EDİLİR

Artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmedi mi?
Çocuklarımız neden bu şehirde kalmak istemiyor?
Neden her başarılı genç ilk fırsatta başka şehirlere gidiyor?
Neden her seçim döneminde aynı umutları yeniden konuşuyoruz?
Belki de artık çözümü başkalarında aramayı bırakmalıyız.
Çünkü umut, bir makamdan gelecek telefon değildir.
Bir kadro listesi değildir.
Bir yardım kolisi hiç değildir.
Gerçek umut; üreten insanın emeğinde, girişimcinin cesaretinde, çiftçinin toprağında, sanayicinin yatırımında, akademisyenin bilgisinde ve gençlerin hayallerindedir.
Yozgat, tarih boyunca zoru başarmış insanların memleketi oldu.
Bugün de bunu başarabilecek potansiyele sahip.
Yeter ki umudumuzu başkalarının insafına değil, kendi emeğimize bağlayalım.
Çünkü şehirleri değiştirenler, kader bekleyenler değil; kaderini değiştirmeye cesaret edenlerdir.

MUHARREM’İN BEREKETİ DOLSUN

Tam da böylesine bir dönemde yeni bir Muharrem ayına kavuşmanın manevi iklimini yaşıyoruz.
Muharrem; sadece hicri yılın başlangıcı değil, aynı zamanda sabrın, adaletin, paylaşmanın, kardeşliğin ve yeniden umut yeşertmenin adıdır. Kerbela'nın hüznünü yüreğinde hissederken, birlik ve beraberliğin kıymetini de bir kez daha hatırlıyoruz.
Dileğim odur ki bu mübarek ay; sadece sofralarımıza bereket, hanelerimize huzur değil, aynı zamanda Yozgat'ın yorgun gönüllerine de yeniden umut olsun. İnsanlarımızın umudu bir makamın, bir kadronun ya da bir vaadin gölgesinde değil; alın terinde, üretimde, dayanışmada ve birbirine duyduğu güvende yeşersin.
Muharrem ayının; şehrimize, ülkemize ve tüm İslam âlemine sağlık, huzur, bereket ve kardeşlik getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyor, Bozok Yaylası'nda yeniden umutların filizlendiği yarınlara hep birlikte yürümeyi temenni ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tarık Yılmaz Arşivi

Bayramlar vardır…

22/05/2026 02:10