Odgurmuş: Yozgatlılar, “YOZGAT EFENDİSİ” adında bir gurup oluşturmuşlar, güzel şeyler yapıyorlar. Gördünüz mü?

Monşer: Ne göreceğim, bu güne kadar neredeymişler. De bu gün başlamışlar bu işe, akılları neredeymiş. Her şeyi ben mi söyleyeceğim.

Odgurmuş: Bir hayırlı olsun bile demeyecek misiniz?

Monşer: Ne hayırlı olsun diyeceğim. Çok geç kalmış bir hareket çok geç.

Odgurmuş: Nasıl oluyor anlamak mümkün değil. Siz ülkede yapılan her harekete, her icraata ve her uygulamaya mutlaka “geç kalmış bir hareket” gözüyle bakıyorsunuz. Bu durum gerçekten o işin geç kaldığından mıdır yoksa sizin kendi iç meselelerinizden kaynaklanan bir nevi “hazımsızlık” konusu mudur? Bunu merak etmiyor değilim.

Monşer: Lütfen benimle biraz dikkatli konuşunuz. Neden hazımsız olacakmışım, neden onu bunu kıskanacakmışım. Benim elimde bulunan bilgi ve belgeler hiç kimsenin elinde yok. Ben onları bir yayınlarsam Yozgat’ta yer yerinden oynar. Yer yerinden oynamasın ve insanlar yerlerinde kalsın diye onları faş etmiyorum, görüyorsun değil mi ne kadar insancıl bir insanım.

Odgurmuş: Ne belgesi ne bilgisi, yayınlayın, anlatın da görelim bakalım. Benim anladığım kadarıyla sizin elinizde belge veya bilgi pek de yok. Ne kadar tarihimize ve geçmişimize “öteki-olumsuz” taraftan bakan tarih vs. varsa onlardan bol bol okuduğunuz anlaşılıyor.

Monşer: Kırk kere söyledin, “aydın muhalif olur” diye elbette ben de baş muhaliflerden biriyim. Benim görevim eksik, gedik, hata ve bit yeniği aramak ve bulmaktır. Evel Allah bu konuda da üstüme yoktur. Beeeen iyiye de muhalifim, kötüye de muhalifim. Beeennn doğruya da muhalifim, eğriye de.. Bennn benden çıkmayan her şeye muhalifim. Bu yüzden o “Yozgat Efendisi” midir nedir ona da muhalifim. Bu muhaliflik hastalığı bize batıdan ve Marksist’lerden geçti diyorlar. Ben bunu diyenlere de muhalifim. Ben böyle şeylere itibar etmem, yok batıdan geçmişmiş de yok Marksistlerden geçmişmiş de. Var mı benim gibi koskoca Yozgat’ınızda bir söz dalaşı ustası. Elbette yok. Beeeen bir konu açıldığında en aaaazz 4 saat konuşabilir. Mevzu büyük kurtarıcımız olduğu zaman ise hiç ara vermeden günlerce konuşabilirim. Beeen bilinmedik bir hazineyim. Bu dar çevrede sıkıştım kaldım. Burada benim kıymetim yeterince bilinmiyor. Benden yeterince faydalanılmıyor.

Yok, “YOZGAT EFENDİSİ” diye bir gurup oluşturmuşlar da yok “Yozgat’ın Köklü Aileleri”ymiş de bilmem ne de. Benim esprilerim yeter bir Yozgat’a..·Peki şimdi sormayayım mı bu gurubun yazarlarına hani ben nerdeyim, neden ben baş yazar değilim. Neden benim adım her sayfada geçmiyor. Hem nerede bizim büyük kurtarıcımız olan Atatürk. Nerde söyle misiniz?

Bak ben Atatürk ile Milli mücadeleye katılmış onun yüce takdirlerine erişmiş bir insanım. O gurup peki benden ve benim bu yönümden neden hiç söz etmiyor. Ben bunca yıl boşuna mı kürek çektim.

Odgurmuş: Ama güzel şeyler paylaşıyorlar, yeni bilgiler elde ediyoruz, hiç görmediğimiz fotoğraflarla eski Yozgat’ı yad ediyoruz.

Monşer: Neresi güzelmiş, ben onların hepsini öğrendim de unuttum bile, ben onları çoook biriktirdim dağarcığımda ve heybemde istifli bir şekilde hem de duruyor. Sen bana sorarsan eğer, Büyük kurtarıcımızla ilgili olmayan ve sonuçta ona bağlanmayan hiçbir şeyin benim nazarımda kıymeti harbiyesi yoktur. Bu konularda benimle aşık atacak bu coğrafyada başka birisinin olduğunu sanmıyorum bu böyle biline.

Odgurmuş: Yani desenize illa her şeye muhalif olacak, her şeyde bir eksik, bir bit yeniği arayıp bulacaksınız ya. Helal olsun size. Aydın muhalif olurmuş da, aydın sorgularmış da. Ha bir kerede olumlu sorgulayınız, olumlu bir eleştiri getiriniz,”şöyle olsa daha iyi olur deyiniz”. Bir kere de sizden daha iyi düşünebilenlerin olduğunu kabul ediniz. Siz allameyi cihan olamazsınız. Bu kadar benlik-bencillik yapmanız gerekmiyor, biraz mütevazı olunuz. İyi şeylere de iyi demek büyüklüğün şanındandır.

El elden her zaman üstündür. Bir gün gelir sizi de geçen birisi çıkar. Şu kara toprak nice kendini vazgeçilmez sananlarla dolu.