STK’ların İşlevi
Batı’daki ülkelerde Türk toplumunun meseleleri göçün ilk yıllarından çok farklı boyutlara ulaşmıştır. İlk yıllarda aile özlemi, vatan hasreti, helal et ve Türk yiyeceklerini bulamama gibi sorunlar varken 1980 li yıllardan sonra, çocukların eğitimi, anadil öğrenimi, uyum sorunları, yabancı düşmanlığı ayırımcılık, evleri ve camileri kundaklayan ırkçıların sonu gelmeyen saldırıları, vize uygulaması, nazi cinayetleri, islamafobia ve Türk düşmanlığı gibi mesellerle karşı karşıya kalınmıştır.
Bu sorunlar sebebiyle yurtdışındaki STK’ların işlevleri son zamanlarda çeşitli vesilelerle sık sık sorgulanmakta, kendilerinden beklenen rolü oynayamadıkları, görevlerini yerine getiremedikleri ima edilmektedir.
Tabii ki, her STK’nın tüzüğünde yer alan özel bir kuruluş amacı vardır ve yöenetimler bu amaca ulaşmak için çaba sarfederler. Ancak başarılı olmak, dernek yönetimlerinde tecrübeli ve bu işlere zaman ayırabilecek insanların bulunmasına, aynı zamanda gerekli maddi şartlara sahip olmalarına bağlıdır. Yukarıda kısaca ortaya koyduğumuz STK ları yapısı ile ilgili genel durum göz önüne alındığında bunun ne kadar güç olduğu görülecektir.
O halde bunca STK‘nın işlevsiz olduğu, bir fonksiyonlarının bulunmadığı söylenebilir mi? Kanatimizce yurtdışındaki STK’lar için böyle bir iddia ileri sürülemez. Çünkü ciddi hiçbir iş yapamamış olsalar bile kapılarının açık olması, insanımızın oralarda toplanması, kendi dilini konuşan insanlarla bir araya gelmesi, salonda asılı Türk bayrağının altında oturması, bir bardak Türk çayı içmesi ve bir kaç dakika bile olsa kendi insanıyla dertleşmesi esasen ifade edilmeyen en önemli işlevin gerçekleşmesi demektir.
Derneklerimiz bu haliyle yurtdışındaki toplumumuzun oksijen çadırları, rehabilitasyon merkezleridir. Türk Toplumu bu STK lar sayesinde, çok büyük kayıplara rağmen, kendini gelecek yıllara taşıyacak sayıda ve yetenekte insanını yatiştirmeyi başarmıştır. Türk Toplumu artık sadece fabrikalarda çalışan işçilerden ibaret değildir. Yaşadığı ülkenin en iyi üniversitelerinden mezun olmuş, her kesiminde rol alan, kendi değerlerine bağlı, içinde bulunduğu toplumla uyumlu genç ve dinamik bir nüfusa sahiptir.
Sonuç olarak
Bugünkü meselemiz, Türk toplumunun önündeki sorunları çözme kabiliyetine sahip bu gençleri STK’karda istihdam etmek ve ihtiyaçları olan imkanları önlerine koyabilmektir. Bu bakımdan YTB, YEE ve TİKA’nın STK lara yapacağı proje bazlı destekler son derece önemlidir.
Özellikle kültürel projelere destek olacak yeni vakıfların kurulması elzemdir. Bunlar yapılabilirse, STK’larımız yaşadıkları ülkenin kendilerine tanıdığı hakları ve imkanları daha büyük ölçüde kullanabilir duruma gelecekler; yaşanılan ülkedeki benzer kurumlarla kalıcı işbirliği kurabileceklerdir. Böylece, STK’larımız konusunun uzmanı, profesyonel kadrolarla birer okul gibi çalışacak, hem anadilin öğrenilmesi ve konuşulan alanların genişletilmesi, örf ve adetllerin gelenek ve göreneklerin öğrenimi ile aile yapımızın güçlendirilmesi, din ve ahlak eğitiminin yaygınlaşması gibi hayati konularda, hem de islamafobia ve giderek tüm Avrupa’da tırmanan ırkçı hareketlere karşı başarılı ve etkili çalışma yapabilecektir. En önemlisi de, Türkiye ile bulundukları ülke arasında başta kültürel ilişkiler olmak üzere her alanda köprü işlevini de yerine getirebileceklerdir.