Bir şehrin kaderini bazen yollar belirler…
Bazen de o yolların nereye çıktığı…
Yıllardır Yozgat’ın hangi yöne gelişeceğini konuşuyoruz. Doğuya mı açılmalı, batıya mı yaklaşmalı, Sorgun’la mı bütünleşmeli, Yerköy hattına mı ağırlık vermeli derken şehir kendi içinde kararsız bırakıldı. Belki de asıl problem buydu. Çünkü yönünü netleştiremeyen şehirler, zamanla enerjisini de kaybeder.
Bugün dönüp baktığımızda Yozgat’ın doğal gelişim aksının aslında kendiliğinden oluştuğunu görüyoruz. Siyasetin yıllarca ayak diremesine rağmen Yozgat ile Sorgun arasındaki gelişim engellenemedi. İyi ki de engellenemedi. Çünkü hayat, bazen masa başında çizilen planlardan daha güçlüdür.
Keşke demeyi çok seven biri değilim ama bugün insan ister istemez düşünüyor…
Yozgat ile Sorgun arasına ortak bir şehir hastanesi kurulamaz mıydı?
Bir üniversite kampüsü ya da büyük bir fakülte bu hatta yapılamaz mıydı?
Organize sanayi yatırımları bu koridor üzerinden büyütülemez miydi?
Olabilirdi.
Ama biz yıllarca ilçeleri birbirine rakip gibi gördük. Oysa gelişmiş şehirler rekabet ederek değil, birleşerek büyüyor.
Geçtiğimiz günlerde Atatürk Yolu üzerinde, Yozgat-Kayseri bağlantı hattında yaşanan trafik kazası aslında sadece bir kaza değildi. O yol, yıllardır ihmal edilen bir gerçeğin fotoğrafıydı. Dar, riskli, ağır taşıtların, traktörlerin, hayvan geçişlerinin yoğun olduğu bir hatta hala “çift yol olur mu olmaz mı” tartışması yapıyoruz.
Acı ama gerçek şu:
Kimsenin artık Boğazlıyan üzerinden Yozgat merkezini büyütmek gibi bir derdi kalmamış görünüyor. Çünkü Kayseri kendi çekim gücünü oluşturdu. İnsanlar hizmete, ticarete, sağlığa, eğitime nereden hızlı ulaşıyorsa oraya yöneliyor.
Bugün Boğazlıyanlı bir vatandaş neden Yozgat merkeze gelsin?
Yolu zor, ulaşımı yorucu, hizmet bağlantısı zayıfsa insanlar doğal olarak Kayseri’ye akar.
Şehirler duyguyla değil erişimle büyür.
İşte tam da bu yüzden Yozgat’ın artık romantik tartışmaları bırakıp gerçekçi bir şehir vizyonu oluşturması gerekiyor.
Öncelikle Yozgat ile Sorgun arasındaki fiili birleşme kabul edilmeli. Bu iki yapı artık birbirinden bağımsız düşünülemez. Aradaki koridor; sağlık, eğitim, sanayi ve konut yatırımlarıyla güçlendirilmeli. Yeni kamu yatırımları merkez yerine bu gelişim hattına yayılmalı.
İkinci olarak Yerköy hattı yeniden düşünülmeli. Hızlı tren sadece bir ulaşım projesi değildir; ekonomik kader değiştirir. Eğer Yerköy bağlantısı güçlü bir lojistik ve ticaret merkezine dönüştürülebilirse Yozgat Ankara’ya psikolojik olarak daha da yaklaşır.
Üçüncü mesele ise ulaşım.
Kayseri bağlantı yolu artık günü kurtaran yamalarla geçiştirilemez. Çift yol meselesi siyasi vaat olmaktan çıkmalı, güvenlik meselesi olarak görülmeli. Çünkü o yollarda sadece araçlar değil, insanların hayatları gidiyor.
Ve en önemlisi…
Yozgat merkezin ilçelere yukarıdan bakan değil, onları içine alan bir anlayış geliştirmesi gerekiyor. Çünkü bugün yaşanan kopuşların temelinde biraz da bu var. İnsanlar aidiyet hissetmediği yere bağ kurmaz.
Siyasetçinin görevi sadece seçim zamanı el sıkmak değildir. Şehrin yönünü tayin etmektir.
Yozgat aslında potansiyelsiz bir şehir değil. Tam tersine; konumu, insan gücü, üretim kapasitesi ve Anadolu’nun merkezindeki stratejik yeriyle büyük bir avantaja sahip. Ama siz o potansiyelin damarlarını tıkarsanız, şehir nefes alamaz.
Bugün yapılması gereken şey çok net:
Yozgat artık “neresi büyüsün?” kavgasını bırakıp “birlikte nasıl büyürüz?” sorusunu sormalı.
Çünkü şehirler bazen bina yaparak değil, zihniyet değiştirerek büyür.