Yozgat’ta siyaset artık eski ezberlerle yürümüyor. Belki de uzun yıllardır ilk kez insanlar, siyasi partilerin birbirine karşı sertleşmesinden çok, aynı masa etrafında buluşabilmesini konuşuyor.
Çünkü bu şehir artık kavga eden değil, birlikte hareket eden bir siyaset görmek istiyor.
Geçtiğimiz günlerde AK Parti Yozgat milletvekilleri Abdulkadir Akgül ve Süleyman Şahan ile bazı partili yöneticilerin Yozgat Belediye Başkanı Dr. Kazım Arslan’ı ziyaret etmesi tam da bu yüzden dikkat çekti. Fotoğraf üzerinden siyaset okuyanlar hemen klasik reflekslerle hareket etti. “AK Parti’ye mi geçiyor?”, “Yeni bir siyasi pazarlık mı var?” gibi yorumlar havada uçuştu. Oysa Yozgat’ı bilenler için bu fotoğrafın anlamı çok daha farklıydı.
Çünkü Yozgat siyaseti; İstanbul gibi keskin kamplarla, Ankara gibi merkez hesaplarıyla, İzmir gibi ideolojik reflekslerle birebir okunamaz. Bu şehirde meydanda yürüdüğünüz zaman CHP’liyle AK Partili aynı düğünde halay çekebilir, MHP’liyle farklı görüşte biri aynı cenazede omuz omuza saf tutabilir. Siyaset vardır ama onun üstünde daha güçlü bir kimlik vardır: Yozgatlılık.
Aslında o ziyaretin altında yatan temel mesaj da buydu. Yozgat Belediyesi’nin yaptığı çalışmaların şehirde bir karşılığı olduğu görülüyor. İktidar kanadı da bunun farkında. Belediyenin başarılı olması sadece Kazım Arslan’a değil, doğrudan Yozgat’a katkı sağlar düşüncesi artık daha yüksek sesle konuşuluyor. Çünkü yolların, altyapının, kültürün, sporun, üretimin, yatırımın partisi olmaz. Hizmetin kazananı vatandaş olur.
Tam da bu noktada Yozgat siyasetinin renkli ve doğrucu ismi Bekir Korkmaz’ın yaptığı paylaşım dikkat çekici ve üzerinde düşünülmesi gereken bir mesaj içeriyor.
Korkmaz paylaşımında, bir belediye başkanıyla milletvekillerinin yan yana gelmesinin düşmanlık değil, olması gereken bir tablo olduğunu vurguluyor. “Bu kucaklaşma nezaket aslında bir mesajdır anlayanlara” derken aslında yıllardır özlenen tabloyu tarif ediyor.
En dikkat çekici cümlelerinden biri ise şu oluyor:
“İçeride birliği olmayanın dışarıda itibarı, gücü olmaz.”
Bu söz sadece siyasetçilere değil, aslında bütün şehre verilmiş bir mesaj gibi. Çünkü yıllardır Yozgat enerjisini bazen kendi içinde tüketti. Aynı şehirde yaşayan insanlar siyasi kimlikler üzerinden ayrıştırıldı. Hatta Türkiye’nin geçmişte yaşadığı kutuplaşmaların etkisiyle insanlar camilerine kadar bölündü. Bu acı süreçleri en ağır yaşayan şehirlerden biri de Yozgat oldu.
Ama artık toplum başka bir noktaya gidiyor. İnsanlar kavga değil sonuç görmek istiyor. Gençler iş istiyor. Çiftçi üretmek istiyor. Esnaf nefes almak istiyor. Üniversite öğrencisi burada kalmak için sebep arıyor. Bu yüzden artık “kim hangi partiden?” sorusundan çok, “kim Yozgat için ne yapıyor?” sorusu önem kazanıyor.
Belki de Karadeniz şehirlerinin yıllardır yaptığı şey tam olarak buydu. Trabzon’da, Rize’de, Ordu’da insanlar siyaset yaparken bile memleket refleksini kaybetmiyor. Ankara’da birbirleriyle yarışsalar bile konu şehir olduğunda aynı masada oturabiliyorlar. Yozgat neden bunu başaramasın?
Düşünün… İktidarın gücüyle belediyenin enerjisi birleşse… Milletvekili ayrı telden, belediye ayrı telden konuşmasa… Bürokrasi ile yerel yönetim birbirine çelme takmak yerine aynı hedefe yürüyebilse… Kaybeden kim olur? Hiç kimse. Kazanan doğrudan Yozgat olur.
Bugün Yozgat’ın ihtiyacı olan şey yeni bir siyasi dil. İnsanları etiketleyen değil birleştiren, rozetleri öne çıkaran değil memleketi önceleyen bir anlayış. Çünkü bu şehir artık yıllar kaybetmek istemiyor.
Bekir Korkmaz’ın paylaşımındaki şu çağrı aslında meselenin özeti gibi:
“Bu kucaklaşmanız kaybettiğimiz yılların alacağını tahsile çevirelim.”
İşte tam da bu yüzden Yozgat siyasetinin artık kabuk değiştirme vakti geldi. Parti siyasetinin üstünde bir “Yozgat siyaseti” kurulabilirse; ulaşımından sporuna, tarımından kültürüne kadar bu şehir bambaşka bir hikaye yazabilir.
Ve belki de yıllardır ilk kez insanlar siyaseti konuşurken kavga değil umut hisseder.