Hafanın ilk günü…
İçimizde bir ferahlık, gökyüzünde bir açıklık…
Yeni bir başlangıcın kapısı aralanırken, insanın aklına tek bir dua düşüyor:
Bereket eksik olmasın, sağlık daim olsun, mutluluk ise hanemizin başköşesinden hiç kalkmasın.
Çünkü bazen bir gün, bir ömre umut olur. Yeter ki biz o umudu tutmasını bilelim.
Yozgat uzun zamandır böyle bir heyecanı unutur gibiydi…
Ama Yozgat Bozokspor sahaya çıktı, sadece bir maç kazanmadı…
Bir şehri yeniden ayağa kaldırdı.
PlayOff yolunda alınan o galibiyet var ya…
Skordan çok daha fazlasıydı.
Yıllardır içimizde biriken “acaba”ları, “belki”leri, “keşke”leri bir kenara bıraktı.
Yerine tek bir duygu koydu: “Artık oluyor.”
Stadyumdaki coşku…
Sadece tezahürat değildi.
Bir şehrin yeniden futbola sarılışıydı.
O tribünlerde sadece taraftar yoktu; çocukluk vardı, hatıra vardı, özlem vardı.Süper Lig anıları canlandı.
Ve şimdi…
Artık her şey hazır.
Bu şehir yeniden inanıyor.
Bir başka heyecan ise gökyüzünden geliyor…
Baykar tarafından yapılan açıklama sıradan bir yatırım haberi değil.
81 ilde drone fabrikaları kurulacak.
Bu, sadece bir sanayi hamlesi değil…
Bu, geleceğin haritası.
Ama işin en kritik kısmı burada başlıyor:
81 ilin içinde Yozgat olacak mı?
Yozgat siyaseti burada sessiz kalamaz.
Bu bir fırsat değil, bu bir eşik.
Ya bu kapıdan girilecek…
Ya da bir kez daha “biz de olabilirdik” diye uzaktan bakılacak.
Açık konuşmak lazım:
Bu şehrin gençleri var, potansiyeli var, üretim ruhu var.
Eksik olan tek şey… ısrar.
Yozgat, bu projeye talip olmalı.
Hem de öyle bir talip olmalı ki, görmezden gelinmesi mümkün olmasın.
Savunma sanayi yatırımı diyorduk ya, var olanlara lokomotif olacak bu heyecan yüklü açıklamayı görmezden gelmeyelim lütfen.
Ve bahar…
Toprak uyanıyor.
Dereler çağlıyor, çeşmeler coşuyor, göller doluyor, barajlar nefes alıyor.
Sanki doğa uzun bir uykudan kalkmış da “Ben buradayım” diyor.
Bu yıl su başka akıyor.
Toprak başka kokuyor.
Belki de mesele sadece yağmur değil…
Belki de mesele, içimizde kuruyan yerlere yeniden hayat gelmesi.
İnşallah bu bereket sadece tarlaya değil, gönüllere de düşer.
İnşallah bu coşku sadece suyla değil, insanla da çoğalır.
Çünkü bir şehir ancak böyle ayağa kalkar…
Toprağıyla, insanıyla, umuduyla.