Yeni bir haftanın ilk günü…
Kimimiz dükkan açtı, kimimiz servise yetişti, kimimiz hastane koridorunda sabahladı, kimimiz çocuğunu okula hazırladı. Hayatın telaşı içinde herkesin sırtında görünmeyen yükler var artık. İnsanlar sadece geçinmeye değil, ayakta kalmaya çalışıyor.
Eskiden pazartesi sabahlarının başka bir ruhu vardı sanki. Daha umutlu uyanırdı insanlar. Şimdi ise herkesin içinde sessiz bir yorgunluk dolaşıyor. Kalabalıkların içinde yalnızlaşan bir toplum olduk. Aynı masada oturup başka dünyalarda yaşayan insanlar haline geldik.
Ama Yozgat gibi Anadolu şehirlerinin bir gerçeği var…
Ne yaşarsa yaşasın tamamen vazgeçmiyor insanımız. İçindeki umudu kolay kolay öldürmüyor. İşte Yozgat da tam böyle bir şehir.
Şimdi yaz mevsimine giriyoruz. Üniversite öğrencilerinin şehirden ayrılacağı bir döneme doğru ilerliyoruz. Bu durum yıllardır Yozgat ekonomisi adına farklı tartışmaları beraberinde getiriyor. Çünkü öğrenci hareketliliği şehir ekonomisinin önemli damarlarından birisi haline geldi. Ancak artık başka bir gerçek daha var: Yozgat, yerli turist beklentisi olan bir şehir haline dönüşüyor.
Belki yıllarca yeterince anlatılamadı bu şehir. Belki elimizdeki güzelliklerin kıymetini biz bile tam olarak bilemedik. Ama son dönemde özellikle sosyal medya üzerinden Yozgat’ın ciddi anlamda tanıtıldığı da bir gerçek.
Bakıyorsunuz bir köy videosu milyonlara ulaşıyor…
Bir arabaşı görüntüsü insanlarda merak uyandırıyor…
Akdağmadeni’nin ormanları, Sarıkaya’nın Roma Hamamı, Kazankaya Kanyonu, Çamlık Milli Parkı, Çekerek güzellikleri, yöresel lezzetler, köy hayatı, düğünler, halaylar derken insanlar artık Yozgat’ı sadece “geçilen bir şehir” olarak görmüyor.
Çünkü yeni dünyanın en büyük gücü algı…
Ve Yozgat son dönemde sosyal medya üzerinden kendi algısını yeniden oluşturmaya başladı. Bunun elbette bir getirisi olacaktır. Belki hemen değil ama zaman içinde insanların rotasında Yozgat daha fazla yer almaya başlayacak.
Bugün büyük şehirlerde insanlar doğallık arıyor. Gürültüden uzaklaşmak, gerçek insan ilişkileri görmek istiyor. İşte Anadolu’nun ve özellikle Yozgat’ın en büyük avantajı burada ortaya çıkıyor. Samimiyet hala tamamen kaybolmadı bu topraklarda.
Elbette eksiklerimiz var.
Tanıtım anlamında daha profesyonel adımlar atılabilir.
Turizm yatırımları artırılabilir.
Şehir estetiği güçlendirilebilir.
Ama şunu da görmek gerekiyor:
Bir şehir önce kendine inanırsa büyür.
Yozgat son dönemde biraz daha kendine inanıyor. Bu bile önemli bir başlangıç.
Yeni haftaya başlarken hem memleketimiz hem de ülkemiz adına umudu kaybetmeyelim. Çünkü bazen bir şehrin kaderi bile insanların bakış açısıyla değişebiliyor.
Ve unutmayalım…
Bu memlekette hala güzel insanlar var.
Hala paylaşmayı bilenler var.
Hala memleketini karşılıksız sevenler var.
Belki de bütün mesele budur…
İnsan kalabilmek.