Yusuf Bahri Yazarel
Zekeriya Avşar
Harun Lekesiz
Celal Köse
Çelebi Dursun
Yusuf Başer
Çelebi Altuntaş
Ve Hasan Kandemir…
Yozgat siyasetini konuşurken aslında sadece bir şehrin hikayesini konuşmuyoruz. Bana göre Yozgat, Türkiye’nin küçük bir özeti gibidir. Burada yaşanan birliktelik de ayrışma da Ankara’ya kadar yankı bulur. O yüzden Yozgat’ta siyasetin dili, tavrı ve duruşu her zaman önemlidir.
Yozgat siyasetini konuşuyorsanız Türkiye siyasetini de konuşuyorsunuz demektir.
Siyaseti anlamak için illa siyasetin içinde olmaya gerek yok. İnsan biraz samimi olacak, biraz memleket derdi taşıyacak, biraz da olup biteni iyi okuyacak. Ben yıllardır şunu gördüm; iyi niyet kısa vadede kaybettiriyor gibi görünse de uzun vadede kazanan hep iyi niyet oluyor. Çünkü insanlar artık kavgadan yoruldu. İnsanlar birbirinin ayağını kaydıran değil, birbirinin elinden tutan siyaset görmek istiyor.
Bayrama birkaç gün kala AK Parti Yozgat İl Başkanlığı’nda verilen o kareyi bu yüzden önemsiyorum. AK Parti İl Başkanı Hasan Kandemir ile geçmiş dönem il başkanlarının aynı masada buluşması sıradan bir fotoğraf değil. O karede aslında Yozgat’ın ihtiyacı olan mesaj vardı: “Birlikte hareket edebiliriz.”
İşte tam da bu yüzden diyorum ki; lütfen bu poza sahip çıkın.
Çünkü siyasette fotoğraf vermek kolaydır, zor olan o fotoğrafın içini doldurmaktır. Hele Yozgat gibi herkesin birbirini tanıdığı, herkesin birbirinin geçmişini bildiği bir şehirde samimiyet hemen anlaşılır. Eğer bugün verilen birlik mesajı yarın kulislerde bozulursa, işte o zaman kaybeden sadece bir parti olmaz; şehir kaybeder.
Bakın çok açık söylüyorum…
İktidar partisinin bir şehirde parçalı görüntü vermesi sadece teşkilatı etkilemez. Bürokrasi dağılır, STK’lar taraflaşır, iş dünyası tedirgin olur, ilçeler kendi içine kapanır. Herkes kendi grubunu oluşturmaya başlar. Sonra bakarsınız vekil teşkilatı görmezden gelir, teşkilat vekile mesafe koyar. İlçe başka telden çalar, merkez başka hesap yapar. En sonunda Ankara, Yozgat’ın gerçeklerinden uzaklaşır.
Asıl tehlike de burada başlıyor zaten.
Çünkü boşluk siyasette asla boş kalmaz. Siz birlik görüntüsünün içini doldurmazsanız o boşluğu başka hesaplar doldurur. Bugün aynı kareye girenler yarın birbirine selam vermemeye başlarsa bunun bedelini vatandaş öder. Yatırım bekleyen Yozgat öder. Hizmet bekleyen köyler öder. Gençler öder.
Daha önce yaşanmadı mı?
Yaşandı.
Yanlış aday tercihleriyle, masa başında yapılan hesaplarla, Yozgat’ın ruhunu bilmeyen isimlerle bu şehir çok zaman kaybetti. Seçim dönemlerinde öyle isimler ortaya çıktı ki insanlar “Bu isim nereden çıktı?” diye birbirine sordu. Çünkü şehir dinlenmedi. Teşkilatın sesi başka yere, vatandaşın sesi başka yere gitti. Sonuçta kırgınlık büyüdü.
O yüzden bugün yapılması gereken şey çok net.
Önce birbirini dinlemek.
Sonra kırgınlıkları gerçekten bitirmek.
Ve en önemlisi; Yozgat ortak paydasında buluşmak.
Kimsenin birbirini tasfiye etmeye çalışmadığı, eski-yeni ayrımının yapılmadığı, tecrübeye saygı duyulan bir siyaset anlayışı lazım bu memlekete. Çünkü dün görev yapan insanların da bu şehirde emeği var, bugün görev yapanların da yarın vereceği hesap Yozgat’a olacak.
Ben bir gazeteci olarak yıllardır bu şehrin siyasetini izliyorum. Çok şey gördüm, çok şey duydum. Kimin neye kırıldığını da biliyorum, hangi ilçede hangi hesabın yapıldığını da az çok tahmin ediyorum. Ama bütün bunların ötesinde hala şuna inanıyorum; Yozgat’ta insanlar bir araya gelirse bu şehir önünü açar.
Çünkü Yozgat’ın enerjisi var. İnsan gücü var. Tecrübesi var. Ankara’da etkisi var.
Eksik olan şey çoğu zaman ortak akıl oldu.
İnşallah bu bayram vesilesiyle verilen o vefa karesi sadece bir fotoğraf olarak kalmaz. İnşallah o masa büyür, o samimiyet ilçelere yayılır, o birlik duygusu teşkilatlara yansır. Çünkü bu şehir artık enerjisini iç hesaplaşmalara değil, kalkınmaya harcamalı.
Yozgat’ın yeni bir kavga değil, yeni bir hikaye yazmaya ihtiyacı var.
Sizce de öyle değil mi?
O halde iyi bayramlar Yozgat’ım…
