Geçtiğimiz günlerde Mansur Yavaş ile gerçekleştirdiğim ziyaret, sadece bir nezaket buluşması değildi. Bu görüşme, Ankara’da siyasetin nasıl şekillendiğini, sahadaki karşılığın ne olduğunu ve güvenin nasıl inşa edildiğini bir kez daha görmemi sağladı.

Ben Sayın Yavaş’ı Beypazarı döneminden bu yana takip eden bir gazeteciyim. O günlerde başlayan hikayenin bugün Ankara gibi bir başkentte bu noktaya gelmesi tesadüf değil aslına bakarsanız. Bu bir sürecin, birikimin ve en önemlisi güvenin sonucudur.

SİYASETİN ZOR ZEMİNİNDE BİR DURUŞ

Ankara’da belediye başkanı olmak başlı başına zor. Ama asıl zor olan, bunu muhalif bir kimlikle yapmak. Son dönemde Türkiye siyasetinde yaşanan gelişmelere baktığımızda bu zorluk daha net görülüyor. Yerel yönetimlerle merkezi yönetim arasındaki gerilimler, özellikle büyükşehirlerde daha görünür hale geldi.

Son aylarda belediyelere yönelik denetim tartışmaları, bütçe kısıtları, projelere onay süreçlerindeki gecikmeler sıkça gündeme geliyor. İstanbul ve Ankara gibi şehirlerde bu durum zaman zaman açık bir siyasi mücadeleye dönüşüyor. İşte böyle bir tabloda Mansur Yavaş’ın “sessiz ama dirençli” yönetim anlayışı dikkat çekiyor.

PARTİ KİMLİĞİNİN ÖTESİNDE BİR İSİM

Mansur Yavaş için en kritik nokta şu, artık bir parti figürü olmanın ötesine geçmiş durumda. Türkiye’de siyasetin sert kutuplaşma üzerinden yürüdüğü bir dönemde bu çok önemli bir ayrışma.

Sahada gördüğüm tablo net, İnsanlar Yavaş’ı CHP’li olduğu için değil, “güvenilir” olduğu için destekliyor. Bu, son yerel seçimlerde de açıkça görüldü. Ankara’da farklı siyasi görüşlerden seçmenin ortak noktada buluşabilmesi, aslında Türkiye siyaseti adına da önemli bir mesaj taşıyor.

Bugün Türkiye’de birçok belediye başkanı tartışmaların odağında. Liyakat, şeffaflık ve yönetim tarzı sorgulanıyor. Bu ortamda Yavaş’ın isminin hâlâ güvenle anılması, onu ayrı bir yere koyuyor.

YOZGAT DETAYI VE TEŞEKKÜR!

Sayın Mansur Yavaş’a öncelikle Yozgatlılara verdiği değer dolayısıyla teşekkür ettim. Görüşmemizde, kamuoyunun onu CHP’de milletvekili danışmanlığı geçmişiyle tanımasına rağmen, aslında çok daha geniş bir siyasi birikime ve perspektife sahip Yozgatlı bir isimden söz etme fırsatı bulduğumu da ifade ettim.

Bu çerçevede, Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde önemli bir sorumluluk üstlenen Şahin Bozdemir’in ismini özellikle gündeme getirdim. Bozdemir’in yalnızca Yozgatlı kimliğiyle değil; aynı zamanda insan odaklı yaklaşımı, kapsayıcı duruşu ve bulunduğu kuruma kattığı değerle örnek bir yönetici profili çizdiğini vurguladım.

İnsanlara sadece kimlikleriyle değil, insan oldukları için değer verebilen bir anlayışın kamu yönetiminde ne kadar kıymetli olduğunu dile getirirken, Bozdemir’in bu yönüyle Türk siyasetine de vizyon katabilecek bir duruş sergilediğini ifade ettim. Sayın Yavaş’ın böylesine nitelikli bir ismi ekibinde değerlendirmiş olmasının (Ankara Büyükşehir Belediyesi İnsan Kaynakları A.Ş. Genel Müdürü), yalnızca Ankara için değil, Yozgatlılar adına da ayrı bir memnuniyet oluşturduğunu belirttim.

Bu vesileyle, tüm Yozgatlılar adına duyduğumuz memnuniyeti ve teşekkürlerimizi kendisine ilettim.

Sayın Yavaş’a yönelttiğim en kritik sorulardan biri şuydu:

“Karşılaştığınız engelleri neden daha fazla anlatmıyorsunuz?”

Cevabı kısa ama netti:

“Biz mazeret değil, hizmet üretmek istiyoruz.”

Bugün siyasette en çok kullanılan yöntemlerden biri “engelleniyoruz” söylemi. Bu söylem zaman zaman gerçek olsa da, sürekli tekrarlandığında kamuoyunda karşılık bulmamaya başlıyor. Yavaş’ın bu dili tercih etmemesi, onu farklı bir noktaya taşıyor.

Ayrıca şunu söylüyor Sayın Başkanı, ‘Biz herkesle iyiyiz, kimseyle problemimiz yok! İşimizi yapıyoruz.’

Sayın Yavaş’a karşı güven duygusu hala güçlü.

Ankara’nın Sincan’ından Keçiören’ine, Etimesgut’tan Çankaya’sına kadar farklı sosyolojik kesimlerde Çamlık Ankara Gazetesi olarak yaptığımız röportajlar da bunu doğruluyor. İnsanlar eleştiriyor ama aynı zamanda güvenmeye devam ediyor.

Bu çok kritik bir eşik.

Bugün Türkiye’de siyaset hızla değişiyor. Dün “olmaz” denilen ittifaklar kuruluyor, sert söylemler yumuşuyor, dengeler sürekli yeniden şekilleniyor.

İşte böyle bir dönemde Mansur Yavaş, klasik siyasi kalıpların dışında duran bir profil çiziyor.

Bu bir övgü değil, sahadan alınmış bir tespit:

Bazı isimler vardır;

Siyaseti temsil etmez…

Siyasetin gidişatını değiştirir.
Mansur Yavaş Tarık Yılmaz