Bazen bir cümle vardır…
Uzun uzun anlatırsınız, sayfalar dolusu yazarsınız ama o bir cümle kadar etkili olmaz.
İşte o gün, Emniyet Müdürlüğü’nün kapısından içeri girerken, aslında nasıl bir cümleyle karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Ama çıktığımızda zihnimizde tek bir şey vardı:
“Yozgat’ın huzurunu bozanın huzurunu bozarız…”
Şimdi gelin biraz geriye saralım…
10 Nisan Polis Haftası…
Biz de Gimat Grubu Yönetim Kurulu Başkanı kıymetli ağabeyim Zafer Özışık, Gimat Genel Müdürü kardeşim Furkan Özışık, Zafer Türk Mutfağı Müdürü Orhan Musasavran ile birlikte Yozgat İl Emniyet Müdürümüz Necmettin Koç’u ziyaret ettik.
Bir kutlama ziyaretiydi evet…
Ama sadece “hayırlı olsun, haftanız kutlu olsun” deyip çıkılan ziyaretlerden değildi bu.
İçeri girdiğiniz anda şunu hissediyorsunuz:
Bu şehirde bir düzen var…
Bu düzen tesadüf değil…
Çaylar geldi, sohbet başladı…
Ama öyle resmi, mesafeli bir sohbet değil…
Yozgat konuşuldu…
Sokaklar konuşuldu…
Gençler, trafik, asayiş…
Kısacası bu şehrin nabzı konuşuldu.
Ve tam o sırada, Emniyet Müdürü Necmettin Koç öyle bir cümle kurdu ki…
Durduğunuz yerde bir daha düşünüyorsunuz:
“Yozgat’ta huzuru bozmak isteyen kim olursa olsun karşısında devletin kararlılığını bulur. Bizim anlayışımız nettir; Yozgat’ın huzurunu bozanın huzurunu bozarız.”
Bakın…
Bu sadece bir söz değil…
Kahraman Türk Polisinin bir duruşu…
Bu, “biz buradayız” demenin başka bir hali…
Şimdi dışarıdan bakan biri şunu söyleyebilir:
“Her şehirde emniyet var, her şehirde bu sözler söylenir…”
Ama mesele o değil…
Mesele şu:
Söylenen sözün şehirde karşılık bulması…
Yozgat’ta bugün bir esnaf dükkanını açarken daha huzurluysa…
Bir anne çocuğunu sokağa gönderirken daha az tedirgin oluyorsa…
Bir genç gece yürürken kendini yalnız hissetmiyorsa…
İşte o cümlenin içi doluyor demektir.
Zafer Bey de tam buna değindi aslında…
“Bu güven ortamı tesadüf değil” dedi…
Haklı…
Hiçbir şehirde huzur kendiliğinden oluşmaz.
Birileri gece uyumaz…
Birileri risk alır…
Birileri sorumluluk alır…
Ve en önemlisi…
Birileri işini ciddiye alır.
Şunu da açık açık söyleyelim…
Emniyet dediğiniz kurum sadece suçla mücadele değildir.
Emniyet dediğiniz kurum, bir şehrin ruhudur.
Eğer o ruh zayıflarsa…
Sokaklar değişir…
İnsanlar değişir…
Şehir değişir…
Ama güçlü olursa…
İşte o zaman Yozgat gibi şehirler ortaya çıkar.
Ben şuna inanırım…
Bir şehirde önce güven olacak…
Sonra yatırım gelir…
Sonra gelişim gelir…
Sonra gelecek gelir…
O yüzden bu tür ziyaretleri “protokol” diye geçiştirmemek lazım.
Çünkü bazen bir ziyaret, bir fotoğraf karesinden çok daha fazlasıdır.
O gün çekilen fotoğraf sadece bir hatıra değildi…
Aynı zamanda şunu gösteriyordu:
Yozgat’ta devlet var…
Yozgat’ta sahip çıkan var…
Yozgat’ta “dur” diyen var…
Ve en önemlisi…
Yozgat’ta huzuru korumaya niyetli bir irade var.
Şimdi tekrar o cümleye dönelim…
“Yozgat’ın huzurunu bozanın huzurunu bozarız…”
Kimi için sert bir cümle…
Kimi için net bir mesaj…
Ama Yozgatlı için ne biliyor musunuz?
İç rahatlığı…
Çünkü bu şehirde yaşayan herkes şunu ister:
Huzur…
Ve huzurun olduğu yerde…
Hayat vardır.
Yaşa Türk Polisi...
Allah varlığınızı daim eylesin...