Yozgat’ı haritada bulamayanların diline dolanan o eski cümleleri bilirsiniz… “Orada ne var ki?” derlerdi. Oysa insan bazen en büyük yanlışı, en yakını görmeyerek yapar. Yozgat da işte tam böyle bir yer… Uzak sanılır ama aslında insanın içine en yakın olan şehirlerden biridir.
YOZGAT’TA GEZİLECEK YERLER
Yozgat deyince ilk durak hiç tartışmasız Yozgat Çamlık Milli Parkı. Türkiye’nin ilk milli parkı… Ama mesele sadece ağaç değil, mesele nefes. Şehirden bunaldığında, hayatın hızından yorulduğunda gidip bir bankta oturursun… İşte orada anlarsın Yozgat’ın ne olduğunu.
Sonra yol seni tarihe götürür. Sarıkaya Roma Hamamı… “Kral Kızı” diye bilinir. Roma’dan bugüne suyu hiç soğumamış bir miras. Avrupa’da olsa milyonların akın ettiği bir yer. Biz bazen yanı başımızdakinin kıymetini geç fark ederiz ya, işte tam öyle.
Macera mı arıyorsun? O zaman yönünü Kazankaya Kanyonu’na çevir. Doğa yürüyüşü, fotoğraf, sessizlik… Hepsi bir arada. Bir de Kerkenes Harabeleri var ki, tarih meraklıları için adeta açık hava müzesi.
PEKİ YOZGAT’TA NE YENİR?
Yozgat’ta yemek sadece karın doyurmak değildir, bir hikayedir, tarihtir. Kış akşamlarının vazgeçilmezi arabaşı… Hamuru ayrı, çorbası ayrı bir ritüel. Bir sofraya oturursun, herkes aynı kaptan içer. Orada sadece yemek değil, muhabbet kaynar.
Testi kebabı, tandır kebabı… Etin en sade, en doğal hali. Ne sos var ne gösteriş. Çünkü Yozgat mutfağı süslemez, olduğu gibi sunar.
Bir de parmak çörek vardır… Çayın yanına alırsın, bir lokma derken bakmışsın yarısı bitmiş. İşte Yozgat böyle bir yer; azdan çok çıkarır.
“Yozgat’ta ne yapılır?” diye soranlara verilecek en net cevap şu: Yaşanır.
Sorgun Termal Tesisleri’nde dinlenirsin mesela. Suyun sıcaklığı sadece bedenini değil, zihnini de yumuşatır.
Şehir merkezinde yürürsün… Bir çay ocağında oturur, tanımadığın biriyle sohbete dalarsın. İstanbul’da insanlar birbirine çarpar ama bakmaz. Yozgat’ta ise göz göze gelmek yeter, selam başlar.
Gençler için kafe kültürü de gelişiyor, üniversiteyle birlikte şehir nefes alıyor. Ama hala o Anadolu samimiyeti kaybolmuş değil. İşte Yozgat’ın en büyük zenginliği de bu.
YOZGAT VE DİĞER ŞEHİRLER PEKİ FARK NEREDE?
Ankara hızlıdır, planlıdır, resmi bir havası vardır. İstanbul… anlatmaya bile gerek yok; kalabalık, karmaşık, yorucu ama cazibeli.
Yozgat ise başka bir şeydir. Ne tamamen sakin ne tamamen hareketli. Bir denge hali… İnsanı yormayan, aksine toparlayan bir şehir.
Bugün sosyal medyada görüyorsunuz… Yozgat’a gelip “Hiç bilmiyorduk” diyenler çoğaldı. Çünkü mesele sadece görmek değil, hissetmek.
Yozgat’a gelmek bir tercih değil, bir keşif meselesidir. Ön yargıyla bakarsan düz bir şehir görürsün. Ama biraz durup bakarsan; doğayı, tarihi, insanı ve o tarifsiz huzuru görürsün.
Yozgat sana “gel” demez… Ama gidersen de kolay kolay bırakmaz.
Çünkü bazı şehirler vardır; anlatılmaz, yaşanır. Yozgat da onlardan biridir.
Yozgat’ta ne var ki diyenler gelin gelin bakalım ne var?