DÜNDEN DEVAM

En kolayı ne biliyor musunuz? Bunu “normal” gibi anlatmak. Bir gün konuşup, ertesi gün başka bir gündeme geçmek. Bir çocuğun ölümüyle sarsılıp, başka bir ailenin daha karardığını görmemek… Ve burada göz ardı ettiğimiz sadece çocuklar, isimler, yaşlar değil. Burada bir de aileler var. Bir yanda evladını toprağa veren anneler, babalar… Diğer yanda evladının bir cinayetle anılacağını hiç düşünmemiş aileler. Biri geri dönüşü olmayan bir kayıpla yaşıyor, diğeri ömür boyu taşınacak bir utanç ve çaresizlikle.Biri “keşke”lerle yaşıyor, diğeri “nasıl oldu”larla. Bu acıyı yarıştırmak mümkün değil. Çünkü bu ülkede artık aileler, çocuklarını ya mezarlıkta ya da cezaevi kapılarında ziyaret ediyor.

Asıl kınanması gereken tam da bu. Çocukların öldüğü, yetişkinlerin öldürdüğü, ailelerin ailelerle ağladığı; toplumun ise bunu birkaç gün konuşup sonra unuttuğu bir düzen. Biz neyi normalleştirdik?Şiddeti mi? Sessizliği mi? Yoksa başımıza gelmeyene kör olmayı mı? Bu yazı kimseyi hedef göstermek için değil. Bu yazı, artık durmamız gereken yeri hatırlatmak için.

Peki ne yapabiliriz?

Önce şunu kabul etmeliyiz: Şiddet sadece çocukları ilgilendiren bir başlık değil. Yetişkinlerin de öfkeyi meşrulaştırmaktan vazgeçmesi ve şiddeti hayatın dışına itmesi gereken bir gerçeklik. Çocuklara öfkeyi yönetmeyi öğretirken, yetişkinlerin de kendi öfkeleriyle yüzleşmesini normalleştirmeliyiz. Çünkü sabrı tükenen, merhameti geri çeken her yetişkin; karşısındaki çocuğun, gencin, insanın hayatında telafisi olmayan yaralar açabiliyor. Akran zorbalığını “ergenliktir” diye geçiştirdiğimiz gibi, yetişkin şiddetini de “bir anlık öfke”, “sinir hali” diyerek mazur görmeyi bırakmalıyız. Çocukların sustuğu yerde değil, konuştuğu yerde ciddiye alınması gerektiği kadar; yetişkinlerin de öfkeyi yükselttiği değil, durabildiği yerde sorumluluk almasını talep etmeliyiz. Ve en önemlisi: Bu acıları unutmayarak bir kolektif bilinç oluşturmalıyız. Çünkü bu mesele yalnızca çocukların değil; onları yetiştiren, onlarla aynı sokakta yaşayan, aynı duvarların içinde nefes alan yetişkinlerin de meselesi. Bir çocuğun daha adı yalnızca bir haber başlığı olmasın diye… Bir yetişkinin daha öfkesi bir hayatı söndürmesin diye… Bu sessizliğe artık ortak olmamak gerekiyor