Karanlığa doğan nur, sönmez güneşimiz sen,
Gönüllere taht kuran, eşsiz eşimiz sen.
Aşkla yanan kalplerde, sönmez ateşimiz sen,
Ümmetine sevgili, candan sırdaşımız sen.
Cihan mülkü dar gelir, bu sevda yere sığmaz,
Senden gayrı bu cana, başka bir sevda doğmaz.
Dünya malı gözümde, bir puldur öte ağmaz,
Hasretinden özge dert, gelip bizi boğmaz.
Adın düşmez dillerden, “Hû” ile inler felek,
Nebiye selam durur, gökteki cümle melek.
Sana kurban olmaya, can atar bizde yürek,
Kapına geldik canan; lütfet, yüzünü görek.
Mescid-i Aksa bilir, Miraç’taki sırrını,
Mahşer günü paylaştın, bizle her bir varını.
Gül kokunla süsledin, gönüllerin barını,
Söndür ey Şah-ı Cihan, nefsimizin narını.
Gönül köşkü şenlendi, zikredince Ahmed’i,
Nurlu yüzünü gören, kalpler buldu mededi.
Ezelden söz vermişiz, bekleriz o mabedi,
Umarız naçizane, kutlu visal ebedi.
Hasretin çöllerinde, Mecnun olduk gezeriz,
Kumlar üstünde sizin, kokunuzu sezeriz.
Sana varmak uğruna, bağrımızı ezeriz,
Senden gayrı ne varsa, cümlesinden bezeriz.
Gül yüzüne hasretiz, ey nebiler serveri,
Sensin bu kâinatın, en mukaddes rehberi.
Feda ettik yoluna, dünyada her bir yeri,
Koymasın Mevla bizi, mübarek yoldan geri.
Geceyi nura boğdun, ay utandı nurundan,
Cihan nefes alıyor, o mübarek ruhundan.
Kurtar bizi şu nefsin, kirli, pis gururundan,
Ayırma hiç bizleri, o yüce huzurundan.
Ebu Bekir sıdkıyla, bağlandık biz bu aşka,
Ali’nin himmetidir, bizde o sevda başka.
Osman’ın hayâsıyla, gelebilseydik keşke,
Nasip eyler mi Mevla, sizle beraber meşke.
Kâbe’de siyah örtü, yasın tutar ey Nebi,
Ümmetin niyazıdır: “Kavuştur ya Rabbi!”
Sana âşık olanın, budur asıl sebebi,
Dinsin yüreğimizde, sızı sensin tabibi.
Hira’daki o sükût, kalbimizde çınlar yâr,
Anarken her zerremiz, aşkın ile inler yâr.
Yerler gökler selatla, selamını dinler yâr,
Seni anan dillerde, aşkın bin bir tadı var.
Sadakat deryasında, bir damlayız sadece,
Zikreder dillerimiz, her an gündüz ve gece.
Adın mühürlenmiştir, kalplere hece hece,
Hasretinin ateşi, yakıyor ince ince.
Bir Ramazan gecesi, aldık ilhamı bugün,
Vuslatın bahçesinde, bize her an bir düğün.
Gelişinle silindi, gamlar mahşere değin,
Ey alemler sultanı, ümmetin ile öğün.
Gel ey şah-ı şeriat, gel ey nur-u hakikat,
Ya Resüllah sendedir, vefa, sendedir şefkat.
Mahşer günü Aras’a, eyle ya Rab bir himmet,
Şefaatinde saklı, cümle kullara berat.