Atatürk, mavi gözlü dev
Sarı saçlı mavi gözleriyle Türkiye’nin kaderini belirleyen bir devdi O.
Başkomutandı, liderdi, ataydı, Türk’tü.
Türk milletine çok güvendi, milleti de ona. Neden mi seviyorum onu, neden mi Atatürkçüyüm. Boyunduruk altına sokmadığı için, vatanımı kurtardığı için. 23 Nisan’ı 19 Mayıs’ı armağan ettiği için, soyadı verdiği için, seçme seçilme hakkı verdiği için, değerli kıldığı için, ileri görüşlü olduğu için, gurur verdiği için, modernleştirdiği için, zeki olduğu için, dünyanın saydığı lider olduğu için, adıyla halâ korku saldığı için, disiplinli olduğu için, kararlı olduğu için, vazgeçmediği için, sanata sanatçıya bilime önem verdiği için, savaşlar kazandığı için, destanlar yazdığı için, zaferler kazandığı için, ya istiklal ya ölüm dediği için, Türk milletinin istikbalini, Türk milletinin azmi kurtaracak dediği için, düşmanı denize döktüğü için, geldikleri gibi giderler dediği için. İçin, için. Buraya sığdıramayacağım sığdırsam da anlamayacağınız bir sürü bahaneler üreteceğiniz bildiğim için bu kadar yazıyorum.
İstanbul’da Vahdettinle görüşme yaptığında diz dize oturmuşlar. Vahdettin Atatürk’e bir tarih kitabını gösterip asıl yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Bunları unut paşa paşa devleti kurtarabilirsin demiş. O ışığı o azmi Mustafa Kemal’de görmüştür.
Biz Atatürk’e tapmıyoruz, haşa. Peygamber de demiyoruz, haşa. Yapılan heykellerine, simsiyah heykellerine bende karşıyım. Oda yaşasaydı, oda karşı olurdu. Heykelleştirmek, putlaştırmak gibi geliyor. Oysa o heykellerinden çok daha yakışıklı, sarışın mavi gözlü bir adam. Heykellerde bütün güzelliği kayboluyor. Yusuf Başer belediye başkanıyken meydandaki heykeli tekrar yaptırdı. Babam Atatürk’ten başka her şeye benzediğini söyledi. Yusuf Başer’de tekrar yıkıp babamı kırmayıp hasta yatağına minik yapılmış minyatürünü getirdi. Bu olmuş mu diye bunun çok daha iyi olduğunu söyledi babam ve teşekkür etti..
Her şeye tahammül edebilirim. Saygısızlığa, nankörlüğe asla. Sevmeyebilirsiniz, saygı duymak zorundasınız. Atatürk’e de, sevene de sahip çıkana da. Atatürk gibi adam sözünden nefret ediyorum yürü git diyesim geliyor. Şimdi ben soruyorum. Siz neden sevmiyorsunuz. Sadece merak ediyorum? Arap alfabesini kaldırdı diye mi, okuya okuya kör kalmıştık. Zaten Türkçesini çevirmekten bitap düştük. Kuran-ı Kerim’i Türkçe mealine çevirtende o. Kabenin taşına dokunursanız ordumu aşağı gönderirim diyerek Arabistan’a gözdağı veren de. O Müslümanlığını sorguluyorsanız eğer, bas örtüyü kaldırmadı, modernleştirdi. Osmanlıyı o yıkmadı. Lale devrinden sonra bunalım çöküş devrine girmişti. Ülkeyi kiliselerle donatmadı. Boynunuza hac takmadı. İncil, Tevrat sizin kitabınız demedi. Açılın, saçılın, dağıtın demedi. Rakı masası dediniz. Cephede çilingir sofrası kurmadı.
15 Temmuz’da yumurta kapıya da yanınca birden Atatürkçü olmuştunuz. Şimdi ne oldu. Ah geri vazgeçtik, kurtulduk. Gerek kalmadı mı dediniz çok komiksiniz. Ne demişti Adnan Kahveci, Devlet adamları fakir ölmelidirler ki yönettikleri milletler zengin ve mesut olsun. Ama bizim kolundaki saatin fiyatıyla geçinecek kaç aile olduğunun hesabını yapamayan devlet adamlarımız var. Olsun size, bize müstahak. Siz sevmeyin Atatürk’ü onları sevin. Onlar mutlu mesut ölsün, biz fakir ölelim. Maalesef nankörsünüz. Nabza göre şerbet veriyorsunuz, müthişsiniz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.