Tarık Yılmaz
Beyaz bir gün…
Mevsim değil sanki ömür
Kar beyazı değil saçtaki ak
Ne vakit yazı yaşadık?
Hangi zaman kışa eriştik…
Ömür de öyle değil mi insan olana
Bir varmış bir yokmuş hikayesi gibi…
Hayal değil biliyorum,
Hakikat desen hangi mevsimin meyvesiyiz.
Bir nefesmiş her şey…
Tıpkı Yozgat’ın yeşil incisi Çamlık misali…
Beyaz düştü yaz bitti,
Kim bilir hangi yaşanmışlıklar solup gitti…
Karın beyazı bana güzel, ya sana son nefesin sahibi.
Ya sana…
T.Y.
* * *
Bu sabah Yozgat’ın yeşil gerdanlığı Çamlık’ta aldım soluğu
Mevsimin ilk karı düşünce toprağa önce oraya gitmek gelir içimden.
Orada yaşadığım duygu yoğunluğu öyle çeşitlidir ki…
Yeniden doğmak adına toprak olmayı,
Yeniden toprak olmak adına doğmayı.
Bir ömür kervanı geçip gider gözümün önünden.
Mevsimleri ömre benzetmiş insanoğlu yıllar yılı. Bir varmış bir yokmuş hikayeleri misali.
Mevsimler gibi çabucak geçtiğini anlarız yaş kemale birkaç adım kala.
Ama bitmiştir, giden gitmiş, gelen gelmiş.
Geri dönüşü yoktur.
Ne servetler ne güzellikler kurtarır.
Çamlık öylesine güzel bir beyazlığa sahipti ki mevsimin ilk karı ile.
Kuşların sesi yankılanırken çamlar arasında huzur adına bir yolculuk beliriyor sanki insanın ruhunda.
Huzura yürürken aslında ömürden bir mevsimin daha gittiğini.
Dünkü, evvel ki günkü ve daha önceki kışlar geliyor aklıma.
Kış gelince yaz da bitiyor insan dünyasında.
İşte o an anlıyorsunuz bir vuslat aslında hepitopu.
Değer mi?
Evet, değer mi?
Hırs adına ne yaptıysanız, ne yaptıysak, değer mi diye sordum kendi kendime.
Uzun süredir şiire dair birkaç satır karalamıyordum, kıymetli şairlerimizin de affına sığınarak duygularımı anlatmaya çalıştım.
Bu kış için tavsiyem, kar beyazına büründüğünde yeşil, en sevdiklerinizi alın en erken vakitte çamlar arasındaki huzuru dinleyin.
Bakın sizi nerelere götürüyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.