Ekin Miraya Mektup-1
Anne karnında varlığını öğrenmemiz biraz geç oldu. Hazırlıksız yakaladın bizi ama çok mutlu ettin. Mucizeydin teyzelik heyecanını 4.kez yaşatacaktın bana. Küçük küçük hediyeler aldık sana. Gözümüzde canlandırdık seni. Renkli gözlü mü olur badem gözlü mü, zayıf mı olur, tonton mu diye. Muhteşem ebeveynlere sahiptin evet annen biraz huysuzdu hissetmişsindir. Ama gönlü kalbi dünyaya bedel babanda öyle dünyanın en efendi en sabırlı insanı. Çok şanslıydın bu konuda. Doğumun için alışverişler hazırlıklar derken zaman geçti. Kalp atışını duymanın heyecanını yaşadılar. Kavuşmamıza 3 ay kalmıştı ne çabuk geçti derken o haberle sarsıldık. Yerle bir olduk hiç beklemiyorduk hareketini çok hissetmemişti annen. Ama canlı olduğunu bilmek güzeldi. Ama senin kalbin dışında hiç bir organın gelişmemiş. Aynı gün 4 doktora gittiler hepside aynı şeyi söyledi. Hiçbir umut ışık yoktu sana dair. Sonlandırmamız gerek dediler. Nasıl yani bumuydu buraya kadar mıydı. Bu ne biçim son. Böyle hayal etmedik ki biz. Hepimiz birbirimizden gözümüzü kaçırdık. Kabullenemedik ebeveynlerin karar verecekti. Kararlarını verdiler. Bizde destek çıktık haklıydılar sonuna kadar. Kim olsa ayni şeyi yapardı. Seni dünyaya getirmek sana büyük haksizlik olurdu. Allah’ın verdiği canı Allah alır düşüncesindeydik. Ama seni yaşatmak çok zor olurdu bizler için. Bencillik olarak algılama bakana zor muhabbeti yapmayacağım. Onlar büyük fedakarlıkla sana ömürleri boyunca bakarlardı. Sen yasasaydın buna yaşamak denirse tabi bitkisel hayatta olacaktın. Yaşıtların büyürken sen koşup oynayamayacaktın. Hiçbir şey hissetmeyecek anlamayacaktın. Yaşayan ölü olacaktın. Ebeveynlerin için ne kadar zor olduğunu düşünsene sana bakarak her gün ölecektik. Muhtaç olmanı istemediler. Belki de en doğrusu bu seni hiç görmemek seninle hiç tanışmamak. Birebirimizi hiç tanımamak. Birbirimizi görmek daha zor olurdu. Seni görüp tanısak daha çok kahrolurduk. Bu bir son değil bu bir başlangıç sen cennetin en güzel köşesinde olup daha güzel bakılacaksın. Eğer cennete girme şansımız varsa orada tanışırız annen ve baban senin için çok mücadele ettiler olmadı. Annen o kadar fedakarlık yaptı ki ne baş ağrıları, boğaz ağrıları çekti. Hiç ilaç almadı. Sabahlara kadar kustu. Babanda apayrı bir sevinç annene bademler erikler aldı kış günü. Sen tutunamadın bizde tutamadık seni. Avucumuzdan kayıp gittin. Ellerinden gelse canlarını canımızı verirdik. Adın bile tam değildi. İki isim istiyordu baban. Ekin mi Mira da olsun mu derken. Sana dair hiçbir şey tam değildi. Hayatımıza girişin gibi veda etmende çok hızlı oldu. İlerde kardeşlerin olur. Sana koyamadığımız ismi onda yaşatırız. Bazen elimi annenin karnına koyardım ince parmakları olan teyzen benim hissetmişsindir belki. Bide hep derdim ki elif su gibi sevsin beni en çok beni sevsin. Cennette de sever misin beni. Sürecek
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.