‘Bir insanın nasıl bir karakterde olduğunu anlamak için makam vereceksin’ derlerdi de inanmazdım. Yıllar önce de bir köşemde ‘Yozgat’ta elini sallasan müdüre, başkana çarpıyor’ demiştim. Yine aynı kanaatteyim. Yozgat’ta başkan veya müdür olmanız veya kendinizi o konumda hissetmeniz için çok değil iki kişinin size ‘müdürüm, başkanım’ diye hitap etmesi yetiyor. İş müdürlükte ya da başkanlıkta yani makamda bitmiyor bana göre.
Aslında bana göre deme de gerek yok zaten ‘bana göre’ olanları yazıyorum köşemde. Bulunduğunuz makamı başkalarına büyüklük taslamak, zulmetmek, ezmek veya eziyet etmek için kullanıyorsanız o müdürlük, başkanlık sözde kalır öze inmez.
Karşınızdaki sadece makamınızı sever, makamınıza saygı duyar. Makamınız elinizden gittiği anda, koltuğun sıradaki sahibi alır o saygıyı, itibarı. Yani makamınız kadar itibar görürsünüz. Ama gönüllerde yer edinmişseniz bir kere. Makamınızın üzerinden 100 yıl geçse de hep müdür, hep başkan kalacaksınızdır.
Yani bazı insanlar makam elde ettikten sonra hayatları tamamen değişiyor. Bulunduğu yere göre arkadaşlıklarını kesiyor, hatta biraz daha abartayım evliliklerinin bile farklı bir boyuta evrildiğini görüyoruz, görüyorum.
Bu durum sadece yüksek mevkiler için de geçerli değil. Çalıştığınız iş yerinde sadece sizden küçük, veyahut kademe olarak bir altınızda bulunuyor diye insanları ezme hakkına sahip değilsiniz kusura bakmayın. Aslında bu söylediklerimi bir kusur olarak görüyorsanız kusura da bakabilirsiniz açıkçası. Her makam geçici. Önemli olan insanlık ve bu insanlığın yıllar sonra dahi anılması ama saygıyla anılması.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.