Tarık Yılmaz
Vay şakşakçılar vay…
Onlar var ya onlar bir kıvılcımla ormanı yakar,
Bir sözle dünyayı değiştirirler.
Onlara ister şakşakçı deyin, ister padişahım çok yaşa türünden saray soytarısı.
Soytarı dediysem, tarihimizde bu işi yapanlara da haksızlık etmek istemiyorum.
Zira onların görevi belliydi, güldürmek, hükümdara bir an olsun tebessüm ettirmekti.
Günümüzdeki siyaset soytarıları var ya, onların ahvalini anlatacak içerik TDK’da yok.
Seçim önceleri ve bir müddet seçim sonraları bu tür simaları görmek pekala mümkün.
Şakşakçı da deriz onlara halk arasında.
Lütfen adayların ekip adını verdiği, onların siyasi ve stratejik planlamalarını yapan isimler üzerlerine alınmasın.
Sözüm zorla, iteleyerek adayın tarafı etrafı gibi görünüp, zarardan, tahribattan başka bir işe yaramayanlara.
Hatta adayın oy kaybetmesine, kamuoyunda farklı anılmasına neden olanlarda.
Onlar var ya onlar, bir sözleri ile dünyayı tersine döndürecek kadar yalanı gerçekmiş gibi, ormanları yakma pahasına kıvılcımları sıçratmayı pekala becerirler.
Buradan tüm adaylara şunu söylemek istiyorum.
Saray soytarılarının itibarına zarar veren, aslında işleri şakşaktan başka bir kavramla bağdaşmayan bu insanlara dikkat edin.
Onlar sizlerin gözlerini kör edecek kadar hayal dünyası kurmaya muktedir,
Onlar sizlerin bırakın seçim kazanmayı, insanların gönlüne girmeyi evinizin yolunu şaşırtacak kadar şaklabanlık yapmaya müsait kimselerdir.
Aslında her seçim öncesinde buna benzer bir yazılı kaleme alırım. Bu kez biraz geciktiğimi düşünüyorum.
Türk siyaseti aslında evvela kraldan çok kralcılardan çekti.
Yozgat’ta da seçim dönemi bir hayli fazla miktarda türüyorlar.
Yıllar önce seçim gazeteleri çıkardı ortaya.
Seçim dönemi kendilerince oluşan pastadan pay almaktan başka dertleri olmayan gazetelerdi bunlar.
Rahatsız olurdu basın sektörünün abileri ancak elden bir şey gelmezdi.
Adayların etrafındaki kraldan çok kralcılık yapmayı görev addetmiş kimseler de aynen bu gazeteler gibi pastadan pay alma gayesiyle ortaya çıkan seçim şakşakçıları.
Sözü içeriği bir kıssadan hisseyle bitirelim:
Osmanlı tarihçiliğinin önde gelen isimlerinden olan Peçevi, kendi ismini taşıyan tarihinde, Üçüncü Murad’ın soytarılarıyla ilgili garip bir olayı hikaye eder ve hadiseyi günümüz Türkçesi ile şöyle anlatır:
‘...Maskaranın biri padişah ihsanda bulunacağı zaman ‘Yok Hünkarım bugün altın istemem 100 değnek isterim’ dedi. Sebebi sorulunca, ‘Hele ellisini vurun ondan sonra sual buyurun’ diye cevap verdi. Sultan, ‘Vurulsun’ buyurdu ve soytarı elli adet sopayı yedikten sonra ‘Durun, bir ortağım var, ellisini de ona vurun’ diye bağırdı. Ortağının kim olduğu sorulunca da ‘Her gün sultanımın huzuruna davete gelen bostancı, huzurdan ayrılışında ‘Seni ben getirdim, aldığın bahşişin yarısı benimdir’ deyip paramın yarısını elimden alıyor. Dolayısıyla, bugün yediğim dayağın yarısı da bostancının hakkıdır’ cevabını verdi. Üçüncü Murad, soytarının bu latifesinden hoşlanıp ihsanını artırdı ve bostancıya da elli değnek vurdurduktan sonra ‘Bir daha böyle işler yapmamasını’ tembih etti. Soytarı, maskaralıkla kazandığı parasına el koyan bostancıdan zekasını kullanarak kurtulmuştu.’
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.