Ömer Tansel
Yapay zeka çağı ve Türkiye
Biz bu aralar doların akıl almaz bir biçimde yükselişiyle meşgul iken dünya yapay zekayı, katil robotları, insansız üretim yapan fabrikaları ve endüstri 4.0’ı konuşuyor ve bu konularda kafa yoruyor.
Bundan sadece 20 yıl sonra sürücüsüz otomobillerin, pilotsuz uçan uçakların ve her yerde çalışan robotların dünyasında yaşayacağız.
Bizler bundan 200 yıl önce gerçekleşen sanayi devrimini kaçırmış olmanın acısı hala çeken bir toplum olarak asıl soru ülkece yapay zeka çağını da ıskalayıp ıskalamayacağımız sorusun da yatıyor.
Madem 21.yüzyıl yapay zeka’nın çağı olacak o zaman yapay zeka kavramının kısaca ne ifade ettiğini izah etmek durumundayız.
Yapay zeka terimi ilk kez 1956 yılında Stanford Üniversitesi profesörlerinden John Mc Carthy tarafından ortaya atıldı. Yapay zeka kavramından bugün için anlaşılan ise şu:
”İnsan zekasına özgü olan, algılama, öğrenme, çoğul kavramları bağlama, düşünme, fikir yürütme, sorun çözme, iletişim kurma, çıkarsama yapma ve karar verme gibi yüksek bilişsel fonksiyonları sergileyebilen işletim sistemlerine verilen ad.”
Dünya çok hızlı bir teknolojik dönüşüm geçiriyor bu hızlı teknolojik dönüşümün merkezinde yer alan yapay zeka teknolojisi tüm dünyayı gelecek 30 yıl içinde bütünüyle dönüştürecek.
Bugün başta ABD, Çin, Hindistan, Japonya ve Almanya gibi önde gelen gelişmiş ülkeler Yapay zeka çalışmalarına her yıl milyarlarca dolar yatırım yapıyorlar. Yapay zeka çalışmalarında önde gelen beyinleri ülkelerine çekmeye çalışıyorlar. Başta Google, Apple, Facebook gibi önde gelen teknoloji şirketlerini Çinli teknoloji şirketleri çok yakından takip ediyor. Ve bu alanda muhteşem bir rekabet şimdiden yaşanıyor. Örneğin bu seneden itibaren Çin hükümeti diplomatlarına karar almadan evvel yapay zeka tarafından üretilmiş olan raporları ve analizleri okuma zorunluluğunu getirdi.
Yapay zeka şimdiden diplomasi alanına girdi desek yanlış olmaz. Yapay zeka teknolojisine paralel olarak gelişen robot teknolojisi konusunda ise bugün gelişmiş ülkelerde robotların hayatımızın bir çok alanına girmesi sonrasında oluşacak durumların hukuksal boyutları tartışılıyor. Geçen günlerde 90 ülkeden 195 kuruluş, 2 bin 636 akademisyen, bilim insanı ve teknoloji uzmanı yayınladıkları bir bildiri ile otonom silahların hükümetler tarafından denetim altına alınmasını ve katil robotlar konusunda uluslar arası kurallar oluşturulması çağrısında bulundular. Bu bilim adamlarının bir çoğu 2012 yılında başlayan ve halen devam eden “Katil Robotları Durdurun” kampanyasının da aktif birer destekçisi. Görüldüğü üzere yeni çağ yeni tehditleri de bünyesinde barındırıyor.
ABD 2030 yılında ordusunun yüzde 40’nı robotlardan oluşturmayı planlıyor. ABD gibi bir çok devlet bugün otonom silahlar geliştirmek için milyarlarca dolar harcıyor. Gelecekte yaşanacak savaşlarda yapay zeka tarafından yönetilen robot savaşlarına tanık olacağımız kesin. Büyük fizikçi Hawking ölmeden önce yapmış olduğu önemli açıklamalarda bir çok kez yapay zekanın insanlığın sonunu getireceğini vurguluyordu. Elbette teknolojinin iyi veya kötü niyetli kullanımı biz insanların elinde bizim ülke olarak bugün bulunduğumuz konum yapay zeka konusunda pek de iç açıcı değil maalesef. Çünkü Türkiye fen, teknoloji ve matematik alanlarında son yıllarda hızlı bir çöküş yaşıyor. Öğrencilerimizin bu alanlarda almış olduğu sonuçlara baktığımızda Türkiye’nin öncelikle temel bilimler konusunda yeniden bir atılım yapması gerektiği gerçeği ile yüz yüzeyiz. Niteliksiz bir insan malzemesi ile bırakın yapay zeka çağını yakalamayı bu gidişle olduğumuz yeri dahi koruyamayız.
En iyi beyinlerimizi yurt dışına kaçırmaya devam edersek bizler sadece bugüne dek olduğu üzere teknoloji üreten değil teknoloji tüketen bir toplum olarak kalmaya mahkum olacağız. Türkiye son yıllarda savunma sanayi alanında gerçekleştirmeye çalıştığı atılımı tüm teknolojik alanlara yaymalı diğer gelişmiş ülkelerin kendi teknoloji şirketlerini desteklediği gibi kendi teknoloji şirketlerimizi yapay zeka ve robotlar konusunda desteklemeliyiz. Bunun için ülke olarak yapay zeka çalışmalarını yönlendirebilecek politikalara ve stratejilere ihtiyacımız var. Devlet bu konuda gereken adımları atmaz ve bilim insanlarına gereken desteği vermez ise korkarım biz Türkler olarak 21. Yüzyılın kaybedenleri arasında yer alacağız. 21. Asrın kaybedenleri arasında yer almamak adına şimdiden ülke olarak yapay zeka alanında somut devlet politikaları ortaya koymalı eğitim sistemimizi bu yeni çağa uygun bir biçimde dönüştürmeliyiz.
Bunu yapamadığımız müddetçe gelecekte 21. Yüzyılın mağara insanları olarak kalmaya ülkece mahkum olduğumuzu şimdiden söyleyebilirim.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.