Tarık Yılmaz
Yozgat'ın suyu zaten içilmiyordu!
İnsan vücudunun büyük bölümünü oluşturan suyu kaybeden insanoğlu, o vakit olmazsa olmazının elektrik ya da teknoloji olmadığını anladı.
Akıllı telefonunu birkaç gün şarj edemese de,
Televizyon izlemeyip, bilgisayar kullanamasa da,
Hatta karanlıkta kalsa da pekala yaşayabileceğini SU’yu kaybettiğinde çok daha iyi anladı.
Son bir haftadır yaşadığımız su problemi beni aldı ta o Cumhuriyet Meydanı’nda elde plastik bidonlarla su sırası beklediğimiz günlere götürdü.
Yazın sıcağında musluklardan su sesi yerine tıs sesi geldiği o enteresan yıllara yolculuk ettim.
Biraz daha yaşı ileri olanlar eminim daha acı ve derin izlerle hatırlıyordur o yılları.
Sonrasında sularımız kesilmedi şükür dedik ama çok da muvaffak olmadık hani.
Damacanalı günleri çeşme başlarında bıraktık evlere getirdik.
Bu kez suya giden değil suyu doğrudan getiren olduk parasıyla.
Bozok Yaylası’nda, bozkırın tam ortasında yaşayıp da yayla suyu içememek nasıl bir duygu, işte onu en iyi benim Yozgatlım, yani ben bilirim.
Su konusunda derdimiz depreşmeye görsün Sevgili dostlar
Mazeret götürmez karanlık bir maziye sahibiz su konusunda.
SUYA KİM ÇAMUR KATTI!
Sularımız çamurlu akıyordu bir süredir.
Ve bir süredir bazı bölgelerde sular çamurlu da olsa akmıyor.
Alışık olmadığımız bir durum.
Lezzet olarak içemesek de musluklardan akan, çamaşıra, bulaşığa, banyoya kullandığımız bir suyumuz vardı, bir anda o da yok oldu.
Allah’ın bir kader sınaması gibi sanki…
Sınandık!
Cemil Çiçek Musabeyli Barajı’ndan gelecek suyla hem suyun lezzeti artacak hem de susuzluk yaşamayacaktık. Olmadı…
Mevzu susuzluk değil suyun çamurla buluşmasındaki zafiyetin müsebbipleridir.
Belediye Başkanı Dr. Kazım Arslan’ı özür dilemek zorunda bırakanlardır.
Özür dilemek de bir noktadan sonra mevzuu değil, elbette ki hata yapan insan kim olursa olsun özür dilemeli.
Bu bir acziyet değil bilakis erdemdir.
Asıl acziyet görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyendir.
Belediye başkanlığının kurumsal kimliğine gölge düşüren bu olay su götürmez, mazeret kabul etmez.
Evet sorumluluk en tepede Sayın Arslan’dan başlar fakat onun görmediği yerde vicdanların görmesi, vicdanların tefekkür etmesi gerekmez mi?
Bir şehre çamurlu su içirmek, bilerek ya da bilmeyerek bu durumu acziyet haline dönüştürmek bir başkanı zor durumda bırakmaktan daha büyük veballidir.
İnanıyorum ki bu durum karşısında Sayın Arslan’ın ortaya koyacağı kararlılık belediyede sonraki süreçlerde yaşanabilecek olası acziyetlerin de önünü kesecektir.
Şimdilik bununla geçmiş olsun, suyu temizleyelim yine konuşuruz!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.