Altın 6370.11 %0.42
BIST 14421.15 %0
Dolar 46.4332 %0.04
Euro 53.4304 %-0.38
Sterlin 61.4568 %-0.03

Yozgat’ta Ülkü-Bir’in Kuruluşu (Ocak Hatıralarım - 15 - )

Ocak Hatıralarım konusuna devam ediyoruz.

(Bu hatıraların aslı 1975-76 yıllarına ait hatıralar olduğu için konuya bu günden geriye doğru bakarak değerlendirmeye tabi tutmak belki de yanlış olur. O günleri yaşayan birisi olarak nelerle karşılaştığımızın bilinmesi açısından önemli olduğu kanaatindeyim.)

“Bu güne kadar Gençliğe el uzatanlar, onların bir yer meselesini bile halledemeyenler birbirlerinin arkasından konuşurken daha mahir oluyorlardı. Gençlerle yeterince ilgilenilmediği için, onlar bir gece yapsalar en azından bir sürü tenkit geliyordu. Hem de bu ağabeylerimizden. “Şunu neden böyle yapmadınız?”, “bunu neden böyle yapmadınız”, “yok şu Ülkücülüğe yakışır mı?”. Düşünmezler ki, “ne verdin ne istiyorsun?”, “Tecrübelerinden neyi öğrettin ki bu gençlerden karşılığını bekliyorsun. Aidatını bile doğru dürüst vermiyorsun, gençler senden adeta dileniyor. Bayramda deri topluyorlar sen evinden getirmeye üşeniyorsun veya utanıyorsun.”

“Şimdi İl’de bir parti vardır. Fakat İl Başkanı kimdir bilinmez. Yöneticileri kimdir oda bilinmez. Adayların büyük çekişmelere gireceği ve mevcut reyi de almayacağımızı tahmin ediyoruz. Partinin binası 73 (1973) seçimlerinden bu yana yoktur. Milletvekilimiz ve zengin ağabeylerimiz bunu düşünmezler. Diğer partiler gibi MHP adı da seçimden seçime duyulur. Afişi bildirisi yoktur. Üyesi yoktur. Faaliyet olarak da MHP adına bir şey yapılmaz. Gençler ne yaparlarsa, köylerde kendi başlarına nasıl hareket ederlerse çalışma sadece odur.”

(Partili olan büyüklerimizden bazı beklediklerimizi görememekten dolay üzüntüye kapılırdık. Davamız ve hareketimizin geleceği için olumsuz bir netice olmaması bakımından endişelerimiz olurdu. Hareket adına biz gençler ne yaparsak, yapılmış olan faaliyetler de ondan başkası değildi. Bizler seve seve her yere ve her işe koştururduk.)

“Ülkü-Bir vardır. Geçtiğimiz öğretim yılı sonuna kadar kurulamamıştır. Kuramamışlardır. Renksiz öğretmenler derneği vardı, onu ele geçirelim diye yıllarca beklenmiştir. Hızlı görülen öğretmenlerimizden bazıları Ülkü-Bir’e gerek yok dediler. “Bu dernekte her faaliyetimizi yaparız” dediler. Ülkü-Bir kurmak isteyenlerle Öğretmenler Derneğini ele geçirmek isteyenlerim arası açıldı. Olur, olmaz yerlerde birbirlerini Milliyetçi olmamakla suçladılar. Öğretmenler ikiye bölündü, Ülkü-bir yokken cephe hükümeti kurulunca, Ülkü-Bir başkanıdır diye Bakanlığa götürülüp tanıştırılanlar ve tayinler konusunda görüşü alınanlar oldu. Tabi hep Ülkücülük adına.”

(Ülkü-bir konusu ile biz çok ilgilenirdik, kurulamamış olmasından mütevellit üzülürdük. Şehirde bunca ÜlkücüÖğretmen varken, kendi derneklerini kuramamış olmaları elbette yadırganacak bir durumdu. Yozgat’ta Ülkü-Bir ‘Ülkücü Öğretmenler Birliği’ kurulmadan öncesinde biz Büyük Ülkü Derneği olarak öğretmenlerle de irtibat kuruyor. Bazı öğretmen arkadaşlar da zaten Büyük Ülkü Derneğine gelip gidiyorlardı. Hatta Ülkü-Bir Genel Merkezinin çıkarttığı bir dergiyi de getirtip bazı öğretmenlerimize ulaşmasını da sağlıyorduk.)

“Nihayet Ülkü-Bir kuruldu ama değişen bir şey olmadı. Levhanın değişmesi, birkaç tablo asmaktan başka bir şey yapılmadı. Gelen giden de değişmedi. Vakit geçirmek için her türlü insan gelir oldu. MSP’liler, bizi Kurt’a tapmakla itham edenler, bunun propagandasını köylerde yapanlar. Burdur Ülkü Ocaklarının bültenini köy köy dolaştırıp “bunlar şeriata karşıdırlar” diyenler. Ülkücü olanlara İmam-Hatip Lisesinde özel baskı uygulayanlar hep bu dernektedirler. Ve ağabeylerimizin misafiridirler. Sohbet arkadaşlarımızdırlar. Satranç arkadaşıdırlar. İkaz edilmezler, ihtar edilmezler.”

(Ülkü-Bir kurulmuştu ama yine de pek mutlu olamıyorduk. Çünkü eski Öğretmenler derneğinin ele geçirilip Ülkü-Bir’e dönüştürülmesi ile kurulmuştu. Yani yeni bir binada değil o eski derneğin binasında idi. Böyle olunca dernek binasına eskiden beri gelen her türlü insan ve hatta bize ve Milliyetçi Harekete karşı olanlarda eski alışkanlıkları dolayısı ile gelmeye devam ediyorlardı. Dernek lokali birkaç tablo değişikliğinden başka bir değişikliğe uğramamıştı. Herkes kendi halinde geliyor gidiyordu. Özel bir seminer ve sohbet olmuyordu. Yani o binanın Ülkü-Bir olmadığı zamanla şimdinin bir farkı olmamıştı.)

“Ülkücülük Milliyetçilik nedir, ne değildir bilemez olduk. Kendimizden şüphe eder hale düştük. Acaba biz mi fazla şey istiyoruz? Fazla idealistiz, yoksa gerçekten mi bazı kişiler Ülkücülükle alakalı değildi. Kiminle konuşursak konuşalım hep şikâyet vardır. Ağabey durumundakiler ise daha fazla şikâyetçi. Herkes gerçek Milliyetçiyi arıyor. Falan kişinin hatasından bahsedenler samimi olduğumuz filan kişinin hatalarını görmek istemiyoruz. Yozgat’ta Ülküdaşlıktan ve dava arkadaşlığından ziyade dostluklar ve arkadaşlıklar daha önemli oluyor. Adam MSP’lidir, ağabeyimizin arkadaşıdır, eskiden beri samimiyeti vardır, ondan zarar gelmez. Onunla gezip tozmakta mahsur yoktur. Ama o kişiyi şuurda burada propaganda yaparken dostluk falan kalmıyor. Liderimizden başlayıp en alt kademelerdekilere kadar Allahsızlıkla suçlayabiliyorlar. Ve biz onunla dostluğumuzu devam ettiriyoruz.”

(Bazen çok kafamız karışırdı, Çünkü bizler de zaman zaman Ülkü-Bir lokaline gider oturur, kendi aramızda sohbet yapardık. Kendimize göre Ülkü-Bir’de bir takım değişiklikler bekliyorduk. Konferanslar olsun, seminerler yapılsın, çeşitli anma programları, tiyatro vs. yapılsın istiyorduk. Bu şekilde hareketimize katkılar olmalı diye düşünüyorduk.)

“Okul müdürüdür, Ülkücü olduğu için o mevkie geldiği söylenir. Ama derneği tanımaz, dernekle işbirliği yapmak istemez, bunu guru meselesi yapar. Çocuklarla mı oynayacağım. Düşüncesine kapılınır. Dolayısı ile dernekle ters düşülür. Ve ithamlar başlar, dernek yöneticileri başka bir ağabey durumundaki ile konuşuyorsa yardım edilmez. Çünkü ağabeylerim hepsi aynı çivinin başına vurmaz. Birisine göre diğeri tam Ülkücü değildir. Diğerine göre de öbürünün Ülkücülükle alakası yoktur. Sürtüşme talebenin-gencin gözünden kaçmamaktadır. Bu da ümitsizlik, bedbinlik gibi duygular doğurmaktadır. Her iki ağabey de Ülkücü olduğunu iddia etmekte, orada burada öyle söylemekte, ama birbirlerinin oturduğu masaya oturmamaktadırlar. Ondan sonra da gençlikten memnun olmadıklarını söylemektedirler. Bu konuda gençliğin suçu yoktur. O gelip karışır, bu gelip emir vermeye kalkarsa, dernek başkanı kaale alınmazsa, gençler değil iki parçaya yüz parçaya bölünür. Bir kere ilde en üst düzeyde çatlaklık vardır. En alt düzeyin paramparça olması mukadderdir. “

(Konuya devam edeceğiz.)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kenan Eroğlu Arşivi

Milli Şuurun Önemi

25/05/2026 02:50

Şaşkın Monşer’ler

27/04/2026 02:00