Bir Soru Değişir, Bir Hayat Değişir mi? - 1

Üniversite sınavı sonuçlarının açıklanmasına artık sayılı günler kaldı.
Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca genç ve ailesi aynı heyecanı, aynı kaygıyı ve aynı umudu paylaşıyor.
Aylarca, hatta yıllarca verilen emeğin karşılığı birkaç gün sonra açıklanacak. Ancak bu bekleyiş, sadece bir puanı beklemekten ibaret değil; bir geleceği, bir mesleği, belki de hayatın yönünü belirleyecek önemli bir dönüm noktasını beklemek anlamına geliyor.
Tam da böylesine hassas bir dönemde ÖSYM’nin bazı sorularla ilgili iptal kararı vermesi ve bir sorunun doğru seçeneğini değiştirmesi, kamuoyunda yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.
Elbette yapılan itirazların titizlikle değerlendirilmesi, adaletin sağlanması açısından son derece önemlidir. Ancak milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren bir sınavda bu kararların günler sonra açıklanması, ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor: “Bu süreçler daha erken tamamlanamaz mıydı?”
Belki de en çok üzerinde durulması gereken konu tam da budur. Çünkü sınav stresi birkaç saatte biter; belirsizlik stresi ise günlerce, bazen haftalarca sürer.
Her yeni açıklama, öğrencilerin ve ailelerin zihninde yeni bir soru işareti oluşturuyor. “Acaba başka bir değişiklik olur mu?”, “Sıralamalar yeniden etkilenir mi?” gibi sorular, gençlerin psikolojisini yıpratırken ailelerin de kaygısını artırıyor.
Eğitim sisteminin en önemli unsurlarından biri güven duygusudur. Gençlerin, emeklerinin adil ve öngörülebilir bir süreç sonunda değerlendirildiğine inanması gerekir.
Ancak bütün bu belirsizliğin içinde gözden kaçırılmaması gereken daha önemli bir gerçek var: Sonuçlar henüz açıklanmadı ama tercih süreci çoktan başladı. Çünkü doğru tercih, sadece alınan puanla değil; yapılan araştırmayla, alınan rehberlikle ve kişinin kendini tanımasıyla şekillenir.
Ne yazık ki her yıl binlerce genç, yalnızca puanına göre tercih yaptığı ya da çevresinin yönlendirmesiyle karar verdiği için kısa süre sonra pişmanlık yaşıyor. Bölüm değiştirenler, üniversiteyi bırakanlar ya da yıllarca sevmeden yaptığı bir mesleğin içinde kalanlar bunun en somut örnekleridir. Buna karşılık puanı belki daha düşük ama yeteneğine ve karakterine uygun bir alanı seçen birçok genç, hem mesleğinde başarılı oluyor hem de yaptığı işten mutluluk duyuyor.
Demek ki başarıyı belirleyen yalnızca yüksek puan değil; doğru tercihtir. SÜRECEK

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatih Aşkın Arşivi