Satılmış Döner
Temel Gıda Fiyatlarında Devlet Kontrolü: Bir Tercih Değil, Zorunluluk
Bugün bu ülkede konuşulması gereken en hayati meselelerden biri şudur: Vatandaş ekonomik büyümeyi rakamlarda değil, mutfağında hissetmek ister. Ancak maaş zammı gelmeden etiketler otomatik olarak değişiyor, vatandaşın eline geçen artış daha cebine girmeden eriyip gidiyor. Böyle bir düzende büyüme söylemleri halkın hayatına yansımıyor; çünkü buna fırsat verilmiyor.
Çünkü ekmek, süt, yağ, un, yumurta, bebek maması ve temizlik ürünleri birer ticari meta değil; doğrudan yaşamın temelidir. Bu ürünlerin fiyatı serbest piyasanın kontrolsüz dalgalanmalarına bırakıldığında, ortaya çıkan tablo sadece ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki bir çöküştür.
Serbest piyasa, denetim ve ahlak ile anlam kazanır. Aksi halde güçlü olanın kazandığı, zayıf olanın ezildiği bir düzene dönüşür. Bugün yaşanan tam olarak budur. Maaşlar artıyor gibi görünse de, daha vatandaş maaşını eline almadan fiyat etiketleri değişmekte; yapılan zamlar birkaç hafta içinde erimektedir. Ahlaksız ticaretin acı meyvelerini ise memur, işçi ve emekli yemek zorunda kalmaktadır.
Memur, işçi, emekli ve asgari ücretli…Yani bu ülkenin büyük çoğunluğu…Her gün aynı temel ihtiyaçlarla yüzleşen bu kesimler, piyasa dalgalanmalarının en ağır yükünü taşımaktadır.
Bir ürünün fiyatı haftadan haftaya değişiyorsa, orada piyasa değil belirsizlik vardır. Bir ailenin mutfak hesabı her gün yeniden yapılmak zorunda kalıyorsa, orada ekonomi değil güvensizlik vardır. Bir emekli, markete girerken “Acaba bugün alabilecek miyim?” diye düşünüyorsa, orada refah değil, kaygı vardır.
İşte tam da bu nedenle temel yaşam ürünlerinde fiyatların ya sabitlenmesi ya da devlet kontrolü altında tutulması artık bir seçenek değil, zorunluluktur.
Devletin görevi yalnızca piyasayı izlemek değil; gerektiğinde müdahale ederek vatandaşını korumaktır. Özellikle temel gıda ve zorunlu ihtiyaç ürünlerinde bu sorumluluk daha da belirgindir. Çünkü bu alan, serbest rekabetten çok sosyal adaletle ilgilidir.
Kimse temel gıda üzerinden sınırsız kâr elde etmemelidir. Hiç kimse insanların zorunlu ihtiyaçlarını fırsata çevirmemelidir. Ekmek, süt, yağ ve benzeri ürünler spekülasyon aracı haline getirilemez, getirilmemelidir.
Bu noktada devlet kontrollü fiyat sistemi, sadece ekonomik bir düzenleme değil; aynı zamanda toplumsal huzurun teminatıdır. Fiyat istikrarı sağlanmadan piyasa güveni oluşmaz. Piyasa güveni olmadan da sürdürülebilir bir ekonomi kurulamaz.
Bugün gelinen noktada açık bir gerçek vardır:Maaşlar artarken alım gücü düşüyorsa, sorun gelirde değil; fiyat sistemindedir.
Bu nedenle yapılması gereken nettir:Temel gıda ürünlerinde fiyatlar denetlenmeli, gerekirse sabitlenmeli ve vatandaşın erişimi garanti altına alınmalıdır.
Çünkü mesele ekonomi değil, doğrudan insan hayatıdır.
Ve unutulmamalıdır ki; bir ülkede halkın sofrası korunamıyorsa, o ülkede hiçbir ekonomik başarı gerçek anlamda başarı değildir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.