“Öyleyse sen, emrolunduğun gibi dosdoğru ol...”
(Hûd Suresi, 112. Ayet)
Kıymetli okurlar; bu ayet indiğinde peygamber efendimizin saçlarının beyazladığı rivayet edilir.
Bazı deist ve ahlâk yoksunlarının dinden, diyanetten başörtüsünden rahatsızlık duydukları görülmektedir ...
Kur’ân-ı Kerîm’in en ağır sorumluluk yükleyen ayetlerinden biri, Hûd Suresi’nin 112. ayetidir. Bu ilâhî emir yalnızca Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) değil, onun izinden yürüyen bütün müminlere yöneliktir. Dosdoğru olmak; sadece doğru söz söylemek değil, inançta, ibadette, ahlâkta, ticarette, aile hayatında ve insanlarla ilişkilerde de Allah’ın çizdiği istikamet üzere yaşamaktır.
İstikamet, rüzgâra göre yön değiştirmemektir. Menfaat uğruna eğilip bükülmemek, insanların alkışına göre değil, Allah’ın rızasına göre hareket etmektir. Doğruluk, kimsenin görmediği yerde de dürüst kalabilmektir. Çünkü gerçek doğruluk, insanların denetiminde değil, Allah’ın huzurunda yaşanır.
Günümüzde doğruluk, çoğu zaman çıkarların gölgesinde kalmaktadır. Yalanın sıradanlaştığı, haksızlığın normalleştiği ve güven duygusunun zedelendiği bir dünyada, dosdoğru kalabilmek büyük bir ibadettir. İstikameti korumak kolay değildir; sabır, ihlas ve sağlam bir iman ister.
Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.), “Sizi en çok hangi şey yaşlandırdı?” diye sorulduğunda, “Beni Hûd Suresi yaşlandırdı.” buyurduğu rivayet edilir. Bunun en önemli sebeplerinden biri de “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” emrinin taşıdığı ağır sorumluluktur. Çünkü istikamet, ömür boyu süren bir kulluk imtihanıdır.
Mümin; doğru sözü, doğru işi ve doğru duruşu hayatının vazgeçilmez ilkesi hâline getirmelidir. Eğrilik geçici kazanç sağlayabilir; fakat doğruluk hem dünyada güven, hem de ahirette kurtuluş vesilesidir.
Rabbimiz bizleri, sözüyle, özüyle ve ameliyle dosdoğru kullarından eylesin. Hayatımızı istikamet üzere yaşamayı, imanla tamamlamayı ve huzuruna dosdoğru kullar olarak varmayı hepimize nasip eylesin.
Âmin.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.